Bir Parçası Bizde

Bilen bilir ağzı çok laf yapan, hayatı, kendini teoriyle açıklayan bir insan değilim ben. 28 Şubat’ta bir panel yaptık, halkın kayıt, kanıt ve haber hakkı ile ilgili. Yazısını yazmak bana düştü…

10854996_890396097679599_3481948872721524547_o

Ben bir haberci değilim. 2013 Mayısının ortalarında normalden farklı bir şeylerin geliyor olduğunu gördüm ben de birçok kişi gibi. 30 Mayıs’ta çadırları ateşe verdiklerinde gezi parkında, 3 gündür bilgisayar başından kalkmadan oturuyordum Bodrum’da rengarenk evimde. Bodrum’daydım, çünkü şehirden umudum tükenmişti. Daha çadırlar sönmeden kalkıp kendime bir valiz hazırladım ve Ankara’ya doğru yola çıktım… Çıkış o çıkış… Tam olarak ne yapabileceğimizi bilmiyorduk, ortalık mahşer yerine dönmüştü. Henüz alana varmadan önce sosyal medyaya düşen fotoğraflarda, bir ömür geçirdiğim Kızılay’ın neresinde çekilmiş o fotoğraflar tanıyamıyordum. Bu haberleşme ağına ilk dahlim, hangi sokakta polis var, nereden daha güvenli nereye gidilir, yürürken ne görüyorum onu yazmaktan ibaretti. Süreç kendi kendini geliştirdi. O şaşkın ama umut dolu Haziran’dan 6 ay kadar sonra Seyr-i Sokak içinde buldum kendimi. Ben basın değilim. Ben sokaktan çekilmeyi bir an bile düşünmemiş ve umudun yok olmasını reddeden bir eylemciyim. Ne görüyorsak onu çekiyoruz. Yorumsuz, eksiksiz, fazlasız. Gördüğümüz şey zaten kendi görkemiyle yansıyor kameralara. Biz onların aynası oluyoruz, onlar bizim umudumuz… Zaman zaman laf arasında eylemlerin öznesi olan insanlardan yapıyor olduğumuz şeyi dinliyor, çoğu zaman da bir etkimiz olup olmadığını gözlerimle görüyorum. O görüntüler tam da o tarihe geri götürüyor insanı. Eğer gerekmiyorsa kamerayı bırakıp eylemcilerin arasında olduğumdan biliyorum bunu. Bütün o duygu yoğunluğu, acı, isyan, öfke her neyse hissettiğimiz, ya da nelerse, sanki sabitliyor içimize o görüntüler. O yoğunluk ne kadar fazlaysa, görüntüleyen kişi için o kadar coşkulu o kaydı almak ve ne kadar dost kamera varsa alanda, eylemci için o kadar coşkulu o eylemi sürdürmek inatla, güçle, umutla.

11004603_890396227679586_265481689257165099_o      10845757_890396107679598_401185969761805272_o

Gittikçe zorlaşıyor ama bunu yapmak… Yarım saatlik eylemde 5 kere basın kartı soruyor artık polisler. Çok uzun süre herhangi bir kart kullanmadan çekim yaptık. Görüntülemek anayasal hakkım benim dedik, ama devlet karşısında bir karşılığı yok benim hakkımın. Yasa değil meşruiyetten yola çıkıp hareketlerimizin sonuçlarını göze almamız gereken noktadayız. Bu paneli bu yüzden yaptık… Hem bilgilenmek, hem haberciler, video aktivistler, eylemciler ve devrimci avukatlar olarak birbirimize güç vermek için… Kızılbayrak’tan arkadaşımızın Seyr-i Sokak ile ilgili söylediklerini dinlerken çok güçlendim ben mesela. Evet, eylemlerin bileşenleri olarak bizler, birbirimizden ayrı değiliz. Birbirimizden güç alıp, birbirimize umut veriyoruz. Orada hep beraber duruyor ve geri çekilmeyi reddediyoruz. ÇHD’den konuşmacı olarak katılan avukat arkadaşımız Yalçın’ın da söylediği gibi, devletin sınırı kendi güvenliğidir. Kolluk her zaman karşımıza dikilecek. Biz her zaman onların kendileri için kurmaya çalıştıkları güvenli alanı yıkmak için orada olacağız. Cezasızlıklarını, adaletsizliklerini sarsacağız. Haberciler, video eylemciler, eylemciler ve devrimci avukatlar bu zincirin mihenk taşlarıdır. Seyr-i Sokak ekibinden Oktay’ın belirttiği gibi: “Tarafsız olamayız çünkü gaz bombaları bizim objektifimize doğru gelmektedir. Taşlar ise bizim objektiflerimizin arkasından, bizden doğru gitmektedir. Biz sokakta kameralarımızla birlikte asıl olarak eylemdeyiz”. Hep birlikte güçlüyüz ve orada olmaya, bizim için yarattıkları bu cehennemvari dünyayı alt üst etmeye, ve içinde yaşadıkları sırça köşkü yıkmaya söz verdik. Geçenlerde çektiğimiz bir lise eylemindeki o güzel çocukların da söylediği gibi, “biz bu barikatı tanımıyoruz yoldaşlar”…

10954775_890396127679596_7992403946559360536_o      10847600_890396247679584_7027987936668665777_o

Eğer görüntülerimizle sizi sokağa çağırabiliyorsak, yapmak istediğimiz şeyi yapabiliyoruz demektir… Ethem Sarısülük’ün 3. duruşmasından beri tekrar ediyoruz “bir parçası sizde” diye. Bir parçası da bizde.

Sokaklarda görüşmek üzere…

Gözde Çağrı

Seyr-i Sokak

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:16:20+00:00 4 Mart 2015|