Faruk Çelik’in Çalışma Bakanlığı yaptığı dönemde iş cinayetlerinde en az 6732 işçi can verdi…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, AKP Hükümetlerinin vazgeçilmez isimlerinden birisi… İlk olarak 29 Ağustos 2007 ile 1 Mayıs 2009 yılları arasında Çalışma Bakanı oldu. Daha sonra ise 6 Temmuz 2011’den itibaren aynı görevde… Bu sürede işçi haklarına karşı birçok saldırı yapılırken iş cinayetleri toplu katliam boyutlarında da yaşandı. Soma, Ermenek, Torunlar ve daha niceleri… Yalnız Çalışma Bakanı Faruk Çelik iş cinayetlerinde sorumluluğu hep işçilere atmaya çalıştı; patronların önünü açan politikalar hayata geçirilirken söylemlerinde de patronların yanlarında oldu…

20150317_FarukCelikDonemindeIsciOlumleri

2007 yılının son dört ayında 348,
2008 yılında 866,
2009 yılının ilk dört ayında 390,
2011 yılının son altı ayında 855,
2012 yılında 878,
2013 yılında 1235,
2014 yılında 1886,
2015 yılının ilk iki buçuk ayında ise 274 işçi yaşamını yitirdi…

Yani Faruk Çelik’in Çalışma Bakanlığı yaptığı dönemlerde en az 6732 işçi yaşamını yitirdi ve işçiler her gün çalışırken ölüyorlar…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ve ‘Bakan’ın işçi sağlığı ve iş güvenliği görevi nedir?

Kanun’a göre Bakanlık ve alt birimleri işçi sağlığı ve iş güvenliği politikası oluşturmaktan gerekli tedbirlerin alınmasına, bunların uygulanmasından takip edilmesine kadar emekçilerin sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının yaşama geçirilmesi ile görevlidir…

Çalışma Bakanı da “Bakanlık kuruluşunun en üst amiridir… ve emri altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden sorumlu olup, Bakanlık merkez, taşra ve yurt dışı teşkilâtı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarının faaliyetlerini, işlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidir.”

Bakanlığı döneminde en az 6731 işçinin can verdiği Faruk Çelik ne yapıyor?

Faruk Çelik’in işçi hakları ve özgürlükleri konusunda sicili çok kötü. Taşeron çalışmadan düşük ücret politikalarına 1 Mayıs Taksim Meydanı yasağından grev ertelemeye kadar birçok eylemini sayabiliriz. Ancak konumuz olan işçi sağlığı ve iş güvenliğine dönersek Bakan’ın son altı aydaki açıklamaları yaklaşımını özetler durumda:

25 Eylül 2014 / Türk-İş 9. İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Semineri. “Bana diyorlar işçi ölümleri karşısında vicdanen rahat mısın? Evet rahatım”…

Tabi Bakan Çelik bu açıklama ile durmuyor. Biliyorsunuz emek ve meslek örgütlerimiz ile birlikte bizler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak işçi sağlığı alanında çalışmalar yapıyoruz. Ve işçilere karşı olan şiddetin en acı yüzü olan iş cinayetleri karşısında her yıl emekçileri 1 Mayıs’ta Taksim’e davet ediyoruz. Bakanlığın en üst amiri olan ve emri altındakilerden de sorumlu Bakan Çelik Soma katliamının suçunu Taksim’de 1 Mayıs alanına çıkan bizlere buluyor:

“Oradan bir hafta önce haykırdım. ‘Beyler kendinize gelin. Taksim evet 1 Mayıs evet tatil oldu. Ama işçinin güvenliği, sağlığı, örgütlenme ile ilgili sorunları var. Bunları daha çok dile getiren bir 1 Mayıs anlayışı ortaya getirin’ dedim. Ne zaman? Soma’dan 1 hafta önce ve 1 hafta sonra Soma olayları ile karşılaştık.”

20150317_FarukCelikDonemindeIsciOlumleri-Foto2Bakan Çelik konuşmasına Torunlar katliamı ile ilgili devam ediyor: “Bakan mı gelip 50 liralık sivici takacak.

22 Ekim 2014 / 7. İş, Güvenlik ve Yaşam Ankara Zirvesi. Torunlar katliamında bir hukuk rezaleti yaşanıyor ve sorumlular yargılanmıyordu. ‘İşçi sağlığından sorumlu’ Bakan Çelik ise bu durumu değerlendirirken:

“Konu yargıya intikal etmiş savcılık gerekli soruşturmayı yapmış ve yargı bir karar vermişse mutlaka dayandırdığı durumlar vardır veya yargılanması gereken kimler bilemiyorum ben ayrıntısı ile verilen kararı bilemiyorum. Ama yargı mutlaka ayrıntılı bir şekilde konuyu ele almış değerlendirmiş ve insanların vicdanlarına su serpecek bir netice çıkması konusunda da üzerine düşeni yapmıştır inancındayız.”

Bugün Torunlar işçi katliamından tutuklu yargılanan kimse kalmadı…

Yine Torunlar patronu Aziz Torun işçi ailelerine firmadan şikayetçi olmaktan vazgeçmeleri için kan parası ödemişti. Bakan Çelik bu duruma değinmekten de geri durmadı: “Herhangi bir yerde bir kaza meydana gelmiş ve orada hukuki hakların dışında eğer vicdanlar dile geliyor yetime sahip çıkılıyor dula sahip çıkılıyor ailelere sahip çıkılma gayreti varsa bu iyi bir durum. Bunun olması gereken bir şey olduğu inancı içerisindeyiz. Haklarınız bunlardır bunların dışında biz bir şey yapmayız yaklaşımı vicdansızlıktır”…

Biz bu konuda dün Esenyurt’ta 11 işçinin katledildiği Marmara AVM’nin bulunduğu bölgede anma yapan “Adalet Arayan İşçi Aileleri”nden, ölen işçilerden Barış Kıyak’ın annesi Ayşe Kıyak’a kulak verelim: “Adalet zenginler için var”…

10 Aralık 2014 / HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken tarafından verilen ve yine AKP’li milletvekilleri tarafından reddedilen gensoru ile ilgili röportaj. Bakan Çelik burada da kendisi ve genel olarak AKP döneminde büyük ilerlemeler sağlandığını söyleyip bir ekleme yapıyor: “2014 yılında 3 bin 123 inşaat teftişi yapıldı, 2 bin 230 işyerine ceza yazıldı, 1803 inşaat durduruldu.” Peki soruyoruz sayın Bakan bu durdurulan inşaatları açıklar mısınız? Çünkü inşaat durdurma kararı almak başka işin durması başka…

Bakan Çelik devam ediyor: “Biz yasada işçiye çalışmama hakkını verdik”… Peki bugün direnişlerinin 216.gününde olan Enerji-Sen üyesi BEDAŞ işçileri 6331 Sayılı İSG Yasası’nın bu maddesine dayanarak çalışmama haklarını kullandılar ve işten atıldılar. BEDAŞ işçilerinin sizinle görüşme talebini de görmezden geldiniz. Yaptıkları eylemler sonucu zoraki görüşünce de sorunları için geri dönüş yapmadınız. Sayın Bakan ölmemek için yasal haklarını uygulayan işçiler işten atılıyor…

Bakan Çelik konuşmasını sürdürüyor: “Zonguldak’ta işçimiz hayatını kaybetti, yine kaçak bir ocakta. Biz buna madenci diyemeyiz.” Peki işçi kim? Sadece sigortalı olan 11 milyon kişi mi? Kendi kurumunuz TÜİK bile Türkiye’de işgücü nüfusunu 30 milyon olarak açıklıyor. Geriye kalan 19 milyon tarım, inşaat, metal, maden vb… işçi değil mi? Kaldı ki sigortalı işçilerin de can güvenliğini almıyorsunuz…

9 Ocak 2015 / CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın soru önergesini yanıtlarken. “2001’den bu yana 15 yaş altında bir işçi iş kazalarında öldü”… Bakan Çelik buna çocuklar bile güler. Sizin başında olduğunuz Bakanlığın görevlerinden birisi de “iş kazaları istatistiklerini tutmaktır”. Bizlerin tuttuğu kayıtlara göre sadece geçen yıl 15 yaş altı 19 işçi yaşamını yitirdi. Ya istatistik tutma görevinizi yapamıyorsunuz ya çocuk işçi ölümlerini saklıyorsunuz. Ya da her ikisini birden yapıyorsunuz…

11 Ocak 2015 / Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bursa Sanayi ve Ticaret Odası işbirliğiyle düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği iskele kurma semineri. Emek ve meslek örgütlerinden tutun da işçi ailelerine ya da bizler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak iş cinayetlerinin siyasi sorumlusu olarak Çalışma Bakanlığı ve Bakanı’nın olduğunu her defasında tekrar ediyoruz. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi bu durum Kanun’a göre de böyle. Ancak Bakan Çelik Kanun’u da bilmiyor olacak ki şöyle konuşuyor:

“Taş yumurtanın üzerine düşse olan yumurtaya oluyor, yumurta taşın üzerine düşerse olan yine yumurtaya oluyor. İş kazaları meydana geldiği zaman yaşanan tüm sorunlarda nerede yanlışlık var, bu araştırılmadan direkt sorumlu yumurta, direkt sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hedef tahtası gösteriliyor.”

26 Ocak 2015 / AA muhabiri ile röportaj. “Çalışan kendisine verilen ekipmanları kullanmak durumunda. Baretse baret, eldivense eldiven. Çalıştığı koşul neyse. Maskeyse maske. Bunları kullanmak durumunda. 3 kez yazılı ikaza rağmen eğer işçi kardeşimiz ekipmanlarını kullanmama durumunda direnç gösteriyorsa bunun iş akdinin feshine kadar gidebilecek bir düzenlemeyi de bu yasa getiriyor.”

İşçi sağlığı önlemlerini almada en sonda bireysel iş koruyucular gelir. Kaldı ki patronlar bu malzemeleri bile sağlamıyorlar. Yukarıda Enerji-Sen üyesi BEDAŞ işçilerinin örneğini vermiştik. Bir örnek de Çerkezköy’de BATİS üyesi Bross Tekstil işçilerinde yaşandı. İş güvenliği tedbiri isteyen işçiler işten atıldı. Artık 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/2’inci maddesine göre işten atılma bahanelerine yenisi eklenmiş oldu…

Şubat 2015 / Bir Çalışma Bakanlığı kamu spotu: ‘Güvenilir firma’ çalışanı kendi hatasıyla ‘düşüverir’. Bakan Çelik yanında İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer’i anmadan geçemeyiz. Bakanlık ve Müdürlüğün hazırladığı bir kamu spotu var. ‘İş kazası diye bir şey yoktur’ temalı kamu spotunda, hikaye örgüsü ve seçilen ifadelerle, iş cinayetlerinin sorumluluğu işçiye kesiliyor:

Bir ofis ortamında geçen kamu spotunda, kadın çalışan altı yıldır o firmada çalıştığını belirtip firmayı izleyiciye ‘güvenilir bir firma’ olarak tanıtıyor. Yarın nişanının olduğunu belirten çalışan, bu ‘mutlu tablo’nun ardından kameraya dönerek, “Ama birazdan, yapmamam gereken basit bir hatayı yapacağım ve beyin kanaması geçireceğim. Yıllarca bitkisel hayata mahkum olarak hayal bile kuramayacağım” diyor. Ardından dolabın üzerindeki dosyayı almak için sandalyeye çıkan çalışan düşerek başını masaya çarpıyor ve işçinin bahsettiği ‘kaza’ da gerçekleşmiş oluyor.”…

***

Son olarak “işçi sağlığı ve iş güvenliğinden sorumlu” Bakan Çelik’e seçim süreci ile ilgili bir hatırlatma yapalım. İsmail Saymaz 7 Temmuz 2014 tarihinde Radikal’de yaptığı haberde teftişlerdeki keyfiliğe dikkat çekiyor:

“29 Haziran’da iki işçinin can verdiği (İstanbul Cebeci) Has Beton taş ocağındaki göçükle ilgili bir ay önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’na bir şikayet ihbarı ulaştığı ortaya çıktı. Has Beton taş ocağı ile ilgili ihbar sonrası kurul, taş ocağını haziran ayı planına aldığı halde teftişe gitmedi. İddiaya göre, seçim döneminde denetim yapılmaması için müfettişlerin yüzde 80’i şehir dışına gönderildiği ve maden mühendisleri de Soma’dan sonra ülke çapında yeraltı kömür ocağı teftişine çıkarıldığı için Has Beton’un kapısını kimse çalmadı.”

Önümüzde 7 Haziran genel seçimleri var. Aynı uyarıyı tekrar yapıyoruz. Bu uyarıyı bizlerin yanısıra İş Müfettişleri Derneği de söylüyor. “İş Denetiminde Ortaya Çıkabilecek Sorumluklar”, başlığı altında, 1 Mart 2015 günü Ankara’da yaptıkları toplantıda “Çalışma yaşamının düzenlenmesi, Devletin görevleri arasındadır. Bu konuda ihmal, iş müfettişinin değil, Devlet’indir” derken ekliyorlar:

“Son küçük bir uyarı, bazı yetkililerin, seçimlerde aday olması sonucu, denetimlerle sıkıntıya düşmeme gibi bir gerekçe ile denetim programlarındaki denetimler durdurulmamalı ya da geçici bir süre için bazı yerlerde ertelenmemelidir. Denetim raporlarının yazılım ve işlemleri belirsizlik içinde bırakılmamalıdır.”

***

İşçiler her gün çalışırken ölüyor ya da hastalanıyor. Ancak bu durum gizleniyor ve sorumluluk yine ölen işçilere kesiliyor. Oysa gerçekler ortada. İş cinayetlerinin sorumlusu devlet ve sermayedir…

– İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi –

İletişim
Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:16:16+00:00 18 Mart 2015|