#İçGüvenlikPaketineHayır – Uluslararası Af Örgütü tarafından başlatılan imza kampanyasında zaman ilerliyor

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır ülke gündemini meşgul eden ve hükümete yasadışı sıkıyönetim yetkisi veren “İç Güvenlik Yasa Tasarısı”, şu ana kadar onaylanan maddelerin meclis 7 Nisan tarihinde seçim tatiline girmeden önce yasalaşması amacıyla meclis komisyonuna geri çekildi. Bu şekilde geriye kalan ve hala görüşülmemiş maddelerin paketten çıkartılması ve tüm ülkede “Halk Düşmanlığı” ve “İç Savaş Yasası” hükümleri olarak nitelendirilen maddelerin yürürlüğe sokularak polis devletinin ilanı amaçlanıyor.

Dün, mecliste görüşülen ve üzerinde türlü kirli oyunlar oynanan İç Güvenlik Yasa tasarısıyla ilgili bir de video yayınlandı. Uluslararası Af Örgütü tarafından yayınlanan videoda, tasarısının yasalaşması halinde yaşanacaklar son derece basit bir şekilde özetlenirken başlatılan imza kampanyasına da destek bekleniyor.

İmza Kampanyasının Linki: http://goo.gl/oLiw0E

http://www.icguvenlikpaketinehayir.org

İmza kampanyasının tam metni ise şu şekilde:

“Kamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmayı bekliyor. Tasarı yasalaşırsa keyfi gözaltı, polisin ateşli silahları ölçüsüz kullanımı ve siyasi kovuşturmalarda artış yaşanması ihtimali de dahil insan haklarını tehdit eden birçok değişikliğe sebep olacak.
“İç Güvenlik Paketi” olarak anılan, Hükümet’in “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” başlıklı yasa tasarısı, 17 Şubat’ta görüşülmek üzere meclise geldi. Tasarı, 21 ayrı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişikliği öngörüyor. Muhalefetteki siyasi partilerin, insan hakları örgütlerinin, hukukçu derneklerinin ve diğer sivil toplum kuruluşlarının yaygın bir şekilde karşı çıkmasına rağmen, hükümet tasarıyı yasalaştırmada kararlı görünüyor.
Polisin ateşli silah kullanma yetkisinin genişletilmesi, derin kaygı yaratan yasal değişiklikler arasında. Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de yaşam hakkının ihlali de dahil olmak üzere polisin ateşli silahları ölçüsüz kullanarak birçok ihlal gerçekleştirdiğini defalarca belgeledi.
Taslak hükümler ölümcül silahların, ancak polis memurlarının veya başkalarının hayatlarına yönelik ani tehditlere karşı korunmak için tek ve son çare olarak kullanılması gerektiğini belirten ‘Birleşmiş Milletler Kolluk Güçleri Görevlileri Tarafından Kuvvet ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkeler’deki güç kullanımına dair uluslararası insan hakları standartlarıyla ters düşüyor.
Yasa tasarısı ayrıca, polise bireyleri bir savcının kararı olmaksızın gözaltına alma yetkisi veren muğlak hükümler içeriyor. Hükümler, bireysel işlenen suçlar kapsamında 24 saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda ise 48 saate kadar gözaltına müsaade ediyor.
Diğer hükümler, savcıların bağımsızlığını ve görevlerini usule aykırı müdahaleler olmaksızın yerine getirebilme yükümlülüğünü yıpratıyor. Yasa tasarısı, Hükümet tarafından atanan ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan valilere cezai soruşturmalarda ve şüphelilerin bulunmasında polise doğrudan emir verme gücü veriyor.
Yasa tasarısı derhal Meclis’teki görüşmelerden geri çekilmelidir. Böylesi geniş kapsamlı güvenlik önlemlerini yasalaştırmadan önce kamuoyu görüşünü almak amacıyla anlamlı müzakerelerde bulunulmalıdır. Ve gelecekteki güvenlikle ilgili benzer yasa tasarılarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarıyla tam uyum halinde olacağı güvence altına alınmalıdır.”

– VU/ İnadına Haber / 16 Mart 2015 Pazartesi –

Print Friendly, PDF & Email
2015-03-16T00:16:40+00:00 16 Mart 2015|