Kabataş olaylarını polis raporu da yalanladı

1 Haziran 2013 günü Kabataş’ta gerçekleştiği iddia edilen taciz olayının üzerinden 92 cuma geçti. Son açıklanan polis raporuna göre, tacize uğradığını iddia eden Zehra Develioğlu’nun ifadesine yer alan tanıma uygun zanlılar bulunamadı.

Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın “Benim başörtülü kızlarıma, başörtülü bacılarıma saldırdılar” ifadesiyle tartışmalara müdahil olmuş ve “önümüzdeki cuma” görüntüleri yayınlayacağını söylemişti.

AKP’li bir belediye başkanının gelini olan Zehra Develioğlu ile görüşüp olayı ilk kez haberleştiren gazeteci Elif Çakır olmuştu. Yazının yazıldığı dönemde Elif Çakır’ın avukatı Fiden Okan, geçen haftalarda yaptığı açıklamada, saldırı iddialarının kurmaca ve düzmece olduğunu açıklamıştı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, olayla ilgili açıklamasında “Hanımefendinin beyanları ortada. Biz de onları gazetelerden görüyoruz. Kendisi olayın hemen akabinde adli tıp raporu almış durumda. Darp edildiğine dair. Yeni ve eski savcının açıklamaları yine basında bugün yer alıyor. Dolayısıyla bizim bunun üzerine yapabileceğimiz çok fazla bir açıklama yok. Bana göre olay ortada, açık. Ortada derken ne olup bittiği gayet anlaşılır bir şekilde ortada demek istiyorum.” demişti.

Gazeteci Balçiçek İlter, kadının vücudundaki morlukları gördüğünü yazarken,  “Morluklarını da gördüm, ille de meraklıysanız, ama benim tanıklığıma ihtiyaç yok ki, raporu var zaten. Yaşadığı travmaya tanık oldum, konuşmasına, bana bakamayışına, olayı konuşurken bebeğini odada istemeyişine… Ellerini hiç bir yere koyamayışına… Geç gelen ama sonrasında hiç bitmeyen gözyaşlarına…” ifadelerini kullanmıştı. İlter, daha sonra gönderdiği bir twit ile daha önce görüntü izlemediğini duyurmuştu.

Yeni Şafak gazetesi olayın duyurulduğu internet sitesinde, “Önce tekmelediler, sonra taciz ettiler” başlığıyla yayınlamış ve Develioğlu’nun ifadesinin bir kısmına da yer vermişti. Develioğlu’nun polise verdiği ifade şöyleydi:

“… hakaret ederek insanları rahatsız ediyorlardı, kendilerine de karşılık veren olursa tartaklıyorlardı, bu şahıslar arasında bulunan erkek şahısların büyük bir kısmının üst kıyafeti yoktu, kimisinin kafasında siyah renkli bantlar bulunuyorlardı, yine şahısların bir kısmının üzerinde çeşitli takımlara ait taraftar forması bulunuyorlardı, bu kalabalık grup benim bulunduğum yere geldiklerinde, kalabalık grup bana da saldırıp, taşkınlık yapabilirler düşüncesiyle biraz daha duvar dibine yaklaşıp kenara çekildim. Grubun önünde yürüyen şahıslardan; tahminen 22-23 yaşlarında, zayıf yapılı, 1.55-1.60 boylarında, minyon tipli, siyah renk uzun saçlı, koyu renk sürmeli gözlü, başında siyah bant bulunan, kalın askılı beyaz badi, ön tarafında siyah renk Che Guevara resmi bulunan, altında açık mavi kot pantolon bulunan bayan şahıs vardı, eşkalini bildirmiş olduğum şahıs yanıma gelip durdu, ani bir şekilde benim başörtümü tutarak önce yukarıya doğru kaldırdı ben ne olduğunu anlamadan yüksek sesle, ‘Tayyip’in o… buldum beyler, gelin…’ diye bağırmaya başladı. Elimin içinde kızımın bulunduğu bebek arabasını tuttuğumdan dolayı hızlı hareket edemedim, ancak kafamı çekerek başörtümü bu kızın elinden kurtarmaya çalıştım ancak başaramadım, ben çabalamaya devam ederken kalabalık grup içerisinden eşkalini göremediğim erkek bir şahıs benim sol yanağıma tokat attı, benim dengem bozulduğundan dolayı bebek arabası elimden kurtuldu, sırt üstü yere düştüm, kalabalık grup benim etrafımı sardılar, etrafımda bulunan şahıslar benim üzerime doğru tükürmeye, tekmelemeye başladılar, ben yerden kalkmaya bu şahıslardan kurtulmaya çalıştıysam da, çok kalabalık olduğundan başaramadım.

Şahıslar beni tekmelerken ‘Şerefsizin evladı, o… çocuğu, eşarplı kaltak’, ‘Biz devrim yapacağız, kökünüzü kazıyacağız Türkiye’den’, ‘Hayvan kaltak, Tayyip’i de seni de s… yollayacağız bu ülkeden’ şeklinde yüksek sesle bağırıp hakaret ettiler, bana tekme vuruyorlardı, ben kendimi korumak için iyice kapandım, kalabalık arasından bebek arabasının arkasında, 28-30 yaşlarında, şişman yapılı, kahverengi kıvırcık saçlı, beyaz tenli, kahverengi gözlü, etli büyük geniş burunlu bir kişi bebek arabasının tutarak sallıyordu, arabanın içerisinde kızım aşağı-yukarı zıplıyordu. Kendimi bu şahısların arasından alıp, çocuğumun yanına gidemedim, gözümü dahi açamadım, bu şahıslar arasındaki kişilerden yanılmıyorsam 3-4 kişi benim üzerime idrarlarını yaptılar, tam bu esnada bir kadın sesiyle ‘başörtüsüne, başörtüsüne işeyin’ şeklinde bağırıyordu, ben aldığım darbeler, şahısların küfür ve hakaretlerinden dolayı korkmuştum, bu şahısların yüzünü göremedim, eşkalini veremiyorum. Bu esnada ben kendimi korumak için yüzümü yere, sırtımı havaya bakacak şekilde yere kapaklandım, etrafımdaki şahıslar yine bana tekme atmaya devam ediyorlardı, ben kafamı dahi kaldıramadım, birden şahısların bana vurmaları kesildi, tam bu esnada bir şahıs benim başıma doğru erkeklik organıyla sürtünmeye başladı, başka bir şahıs da benim arkama geçerek cinsel bölgesiyle sürtünüyordu, yine vücudumun değişik yerlerinden cinsel saldırıda bulunanlar vardı, ben şahıslardan emekleyerek kaçmaya çalıştım ancak başaramadım, bir ara kafamı kaldırdığımda beni baş kısmımdan sürtünmek suretiyle cinsel saldırıda bulunan şahıs tahminen 27-28 yaşlarında, uzun boylu, zayıf yapılı, beyaz tenli, kalın kaşlı, düz kısa dik saçlı, uzun yüzlü, kemikli ve çıkık burunlu olduğunu gördüm diğer şahısların yüzünü göremedim eşkalini veremiyorum.

Kısa bir süre sonra yüksek bir sesle ‘Heyecan var İnönü Stadında, araba yakıyoruz’ diye bağırma sesi duydum, bu sesten hemen sonra benim etrafımdaki şahıslar dağıldılar ve İnönü Stadyumu istikametine doğru yürümeye başladılar, ben de ani bir şekilde yerden kalktım ve 3-4 metre ileride bebek arabasının yanına gittim, 6 aylık kızım ağlıyordu, sol ayak diz altında küçük bir sıyrık vardı, kanamıştı, yine sol kolunda morluk vardı, ben kendisini susturmaya, kendim de toparlanmaya çalıştım ancak başaramadım, bu esnada yine yoldan geçen gruplar halinde insanlar vardı, ancak bu insanlar bana ve çocuğuma saldırmadılar, olay esnasında bana saldıran protestocu gruplar dışında çevrede bulunan insanlar da yardımcı olmadılar. Bana cinsel saldırıda bulunan, darp ve hakaret eden protestocu şahısların arkalarından baktığımda iki şahsın ellerinde bira şişesi olduğu ve bu bira şişesini karşılıklı tokuşturduktan sonra içtiklerini, kahkahalar atarak güldüklerini gördüm, bu şahıslardan sol tarafta bulunan kırmızı üzerine beyaz çizgili enli tişört bulunuyordu, sağ tarafta bulunan kişi krem tonlu bir tişörtü bulunuyordu, bu şahısları arkadan gördüğümden dolayı başka da net bir eşkal veremiyorum. Protestocu grupların gitmesinden tahminen 3-4 dakika kadar sonra eşim Kabataş İskelesi tarafından benim bulunduğum yere yürüyerek geldi, ben yaşadığım olayların etkisi ile ağlıyordum, eşim bana ne oldu diye sorduğunda üzüntümden ve eşimin bana saldıran şahıslara karşılık vereceğini bildiğimden, yine bulunduğumuz yerde kalabalık bir şekilde protestocu grupların gelip geçmesinden dolayı kendisine bir şey söylemedim…”

Olayın yaşandığı tarihten yaklaşık 5 gün sonra olay, şikayet üzerine polise intikal etmişti.

Kabataş olayıyla ilgili son çıkan görüntülerin analizi sonucu, “belden yukarıları çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 80-100 kişilik grubun, başörtülü bir kadını dövdüğü ve üzerlerine idrarlarını yaptığı” yolundaki iddialar polis raporu ile de yalanlandı. Bu rapora göre, bazı kişiler, sadece bu iddialar nedeniyle gözaltına alındı ve sorgulandı. Olayın olduğu saatlerde, olay yerinin yakınından geçen insanlar tespit edilerek, sosyal medya hesaplarına girildi, özel hayatları, telefon kayıtları incelendi.

Yüzlerce sayfadan oluşan raporda, yazı ve fotoğrafların dışında videolar da var.  Polis tarafından hazırlanan 1 Haziran 2013 tarihli raporda yer alan bazı ifadeler Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre şöyle:

Rapora göre polis, 161 kişiyi yakın incelemeye aldı. Polis bu kişilerin Facebook adreslerinden özel hayatlarına telefonlaştıkları kişilere kadar her detayı inceledi. İncelemeye alınan kişilerden olay günü görüntüsünde; “ne üstü çıplak, ne eli deri eldivenli, ne başlarında tuhaf bantlar olan” kimse vardı.

Zehra Develioğlu’nun Kabataş’ta eşini beklediği yere geldiği 19:43:57’den bölgeden ayrılana kadar geçen yaklaşık 15 dakikalık süreçte; etrafta yüzlerce kişinin, başörtülü, çoluk çocuk, aile, genç gelip geçtiği izlenebiliyor. Olayın olduğuna dair etraftaki hiç kimsede bir hareket yok. Saldırı, idrar, taciz iddialarını; görüntüler, ifadeler, tanıklıklar boşa çıkarıyor.

Bu arada biri takım formalı 3 erkeğin görüntüsü, sırtında bayrak olan bir kadının görüntüsü “bir şey bulunamasa da” Zehra Develioğlu’na gösteriliyor. “Teşhis edemiyor.”

Raporun sonunda “üst makama” Kabataş özet diye bir not yeraldı. Olayın mağduru konumundak kişiyle ilgili “kişisel detaylara” yer verildi.

2500 kamera görüntüsü incelenmesine rağmen, “üstü çıplak” kimse bulunamadı.

Haber: inadınahaber

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:16:16+00:00 9 Mart 2015|