@DersimSporFan

[content_band padding_top=”0px” padding_bottom=”3″ border=”all” bg_color=”#f2f2f2″] [column type=”two-thirds” fade_animation=”in” fade_animation_offset=”45px”]

@DersimsporFan twitter’da bir kullanıcı hesabı. Bu yıl  Bölgesel Amatör Lig Şampiyonu olan Dersimspor’a yayınladığı mesajlarla destek olan bu hesap, mizahıyla takıma taraftar ve sempatizan kazandırıyor. İşte sendika.org’un DersimsporFan’ın arkasındaki isimle gerçekleştirdiği röportaj: 

Nereden başladı bu sol ve futbol ilişkisi?

Neredeyse her Dersimli gibi bende politik bir çevrede büyüdüm. Babam ve annem dahil bütün kardeşlerim ayrı devrimci geleneklerin takipçisi.  Tabi belirli bir yaşa gelene kadar aileden bazı şeyleri öğreniyor ve sempati duyuyorsun. Evde ben dahil hiçbir kardeşim siyasi tercihlerini babamın ve annemin tercihleri üzerinden yapmış değil. Bu konuda babam ve annem hiçbir dayatma ya da yönlendirmede bulunmadı (gülüyor) ama babam hepimizin EMEP’li olmasını çok istemiştir.

90 ‘ların tek kanal döneminde geçti çocukluğumuz.  TRT açıyorsun Avrupa’dan futbol Robbi Fowler ve gol, her açtığında duyduğun şey bu… Robbi Fowler hayranlığı, Liverpool hayranlığı başladı. Liverpool’un hakikaten fırtınalar gibi estiği zamanlardı. Babam çok iyi bir Galatasaray taraftarı. Sülalemde sadece bir amcam Beşiktaşlı. Evde iki poster asılıydı. Biri Simoviçli Prekazili Galatasaray diğeri, Metin Ali Feyyazlı Beşiktaş. Abimin lakabı Ferdinand idi.

Babamdan dolayı küçük yaşta Galatasaraylı oldum. Babam bana Simoviç forması almıştı, yatarken bile üstümden çıkarmazdım.  Futbolu Fowler, Simoviç ve Gullit ile sevdim. Büyükler bana takılır “Gullit geldi” der beni havaya sokarlardı. O yaşlarda hakikaten Gullit’e benzediğimi zannediyordum.

Lise  çağına geldiğimde aileden bağımsız olarak  siyasetle bağ kurmaya başladım. İlk katıldığım Gazi katliamının sanırım 1. Veya 2. Yıldönümü ile ilgili yapılan yürüyüştü. Politikleştikçe futbol eskisi kadar yer alamıyor hayatında. Futbol bir afyon söylemlerini öğreniyoruz.

Sol İçin futbol tabuydu o dönemler, utanarak maç izlediğimiz yıllardı?

Tabi işte futbol bir afyondur, abilerimizden örendiğimiz buydu. Hakim olamadığımız her ilişki türünü reddeden bir üslup vardı. Hani biz de bunu ilan ettik ama içten içe müthiş bir Liverpool hayranlığı, müthiş bir futbol sevgisi, Galatasaray sevgisi vardı. Futbolda oynuyordum aynı zamanda. Boş arsalarda, sokak aralarında yaşlı teyzeler tarafından az kovalanmadım.  Böyle bir tutkuyla başladı futbol sevgisi. E yaş da bir noktaya gelmiş ve sırf birileri sevmiyor diye futboldan vaz geçecek değilim. Ancak tabi bir de başka bir şeyi fark etmeye başlıyorsunuz, futbolun ticarileşmesi, futbolun borsaya açılması.  Gördüğüm bir çok  adamın Galatasaray forması üzerinden itibar ve para kazandığını izliyorsun. Futbolcularını ezen, kendinden daha güçlü olan siyasetçiler karşısında diz çökenler gibi.

Bir de Dersimli olma hali var galiba onu nasıl tanımlıyorsun?

Bir şeyler yapmak gerekiyor Dersim çok farklı bir kent. Bunu her Dersimli söyler ama hakikaten dışardakiler anlayamaz. Neyin farklı diye sorar? Evet, biz enternasyonaliz, biz solcuyuz, biz derken bu şehrin adını rahatlıkla kullanabilirim. Gerçekten şehir böyle bir şehir, en apolitiği CHP’nin radikal solcu diye tasfiye etmek istediği gruba dahil.  Şimdi dışarıya çıktığın zaman bu dili konuşabileceğin çok az sayıda insan var. Dersim’in dışında Zazaca konuşup anlaşabileceğin insan sayısı çok az. Dil olarak anlaşsan da kültür çok çok farklı. Ama bu bizi diğer kültürlerden inançlardan koparan bir şey değil, tam tersine empati kurmayı, anlamayı ve sorgulamayı getiriyor.  Bu da bizi daha politikleştiriyor, daha farkında bir şehir yapıyor. Dolayısıyla bu memleketin kulübü de sıradan bir taraftara sahip olamaz. Elbette muhalif olacaktı, elbette Metin Kurt’un “hevalleri” olacaktık.  Atılan tweetlerde bu halin ürünüdür.

Sosyal Medya üzerinden DersimFan grubu kurayım oradan da tweet atmaya mı başlayayım dedin, nasıl başladın?

Aslında gece vakti otururken eğlenmek için attığım birkaç tweetle başladı her şey. Bu arada öyle çok maçlara giden birisi değilim. Dersim’de yaşamıyorum çünkü.

Dersimspor’un maçlarını izliyor musun?

Dersim maçlarını kuzenlerim üzerinden takip ediyorum. Mesela geçen yıl şampiyonluğu Erzurum maçında kaybettik , maça Erzurumlu hakem verdiler

Futbolcuları tanıyor musun, yazdığın karakterler kim?

Yok, tanımıyorum,  Kautsky Kemal diye bir stoperimiz yok mesela onu biliyorum  (Gülüyor)

Nijeryalı Onkafor var mı? Kaçak çay içen ve kız kaçıran?

Nijeryalı yok ama şimdi bir siyahi oyuncumuz var Alex bu gerçek, gerçekten oynuyor

Kız kaçırdı mı?

Yok, kız kaçırmadı ama isterse yardımcı oluruz. (Gülüyor)  Ya işte bu can sıkıntısından, Dersim şampiyon olacak mı olmayacak mı? Çünkü kaç yıldır geliyoruz bütün maçalara dört sıfır, beş sıfır başlıyoruz. Son hafta geliyoruz bir şekilde olamıyoruz. Erzurum’la geçen sene şampiyonluk maçı yaptık. Erzurumlu Hakem verdiler, sanrım iki sıfır öndeydik maçı kaybetmemiz durumunda şampiyonluk gidiyordu, ve iki sıfır öndeyken maçı kaybettik. Şimdi böyle Ahmet Çakar gibi yorumculuk yapmayacağım ama hep böyle gitti. Bu sene de böyle şampiyonluk gidecek mi falan diye sürekli takip ediyoruz. Bir baktık sezon daha bitmeden şampiyon olduk, oradan devam ettik.

Dersimspor’la bir bağlantın var mı?

Yok, bir bağım yok Dersimspor adına bir sayfa açıyorsun işte oradan yürüyorsun.

Sen de o zaman boş kalan Sol kanadı doldurayım mı dedin?

Dersimli’yiz ve Dersim’deki politik atmosferden etkilenmeden bir şey yazma şansın yok. Futbol yazacaktım, elbet böyle yazacaktım. Tabi ki abartarak yazıyorum mizah katıyoruz, bir de “bu kadar şey yazıyorum acaba tepki gösteriyorlar mı” diye merak ediyorum? Birkaç farklı çevreyle konuştum tabi onlar benim yazdığımı bilmiyorlar. Bakıyorum onlar da eğleniyor, ben de devam ettim. “Futbol sadece futbol değildir” bu hafta vefat eden Eduardo Galeano’yu okuyun “Gölgede ve Güneşte Futbol” kitabını, çünkü karşı taraf siyasetin daniskasını yapıyor. Kirliliklerini akladıkları bir alan futbol.  Mesela bazı solcuların bile farkında olmadan tekrar ettikleri bir klişe var “Aman efendim futbola siyaset karıştırmayın” İyi de sevgili abiciğim karşı taraf her türlü siyaseti, milliyetçiliği katıyor spora. Onların sporda istemedikleri senin siyasetin. Emekten, emekçiden yani halktan yana olan siyaseti istemiyorlar.   Kimse bana kulüp başkanlarının renk aşkıyla oralarda oturduğunu söylemesin. 3 büyük kulübün başkanlarına bak (Yarsuvat’tan önceki Aysal’ı kast ediyorum) üçü de müteahhit. Beşiktaş olmasa Fikret Orman diye bir adamın adını duymamız yüzde kaç ihtimaldir? Fikret Orman’ı çok sevip de Beşiktaşlı olan tek bir çocuk yoktur. Ama Metin, Ali, Feyyaz ve Rıza sayesinde Beşiktaşlı olmuş binlerce çocuk vardır. Metin Kurt ve Metin Oktay olmasa Ünal Aysal neye tekabül eder. Futbolun ana öğesi futbolcu ve taraftardır. Bu adamlar siyaset yapıyorsa taraftar hayli hayli yapacaktır.

Röportajın tamamını okumak için: http://www.sendika.org/2015/04/twitter-boyle-taraftar-gormedi-dersimsporfanla-konustuk-viva-spor/

[/column] [column type=”one-third” fade=”true” fade_animation=”in” fade_animation_offset=”45px”]

[/column] [/content_band]

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:16:04+00:00 21 Nisan 2015|