Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, Türkiye Hala “Güvercin Tedirginliği”nde Yaşıyor

peng

Kaynak: Penguen

1993 yılında Birleşmiş Milletler tarafından, 3 Mayıs’ın “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak anılmasına karar verilmişti. Bu karardaki amaçları, büyük ihtimalle basının özgürce haber yapma ve yayma hakkı önüne sürekli olarak konan engellerin kaldırılması yönünde bilinçlenmenin sağlanması ve gerekli tedbirlerin alınmasını teşvik etmekti. Ancak, günümüz Türkiye’sinde açıkça anlaşılıyor ki; hiç bir güç bizi özgürlüklerin engellenmesi yolundan alıkoyamamış, bu özel gün de diğer anma günleri gibi sadece takvime işlenecek bir bilgi haline getirilmiş ne yazık ki.
Her ne kadar hükümete göre “dünyanın en özgür basını bizde” ise de, bizim her nasılsa bir türlü hissedemediğimiz bu “özgürlük” ortamının, bir de dışarıdan nasıl görüldüğünü merak ettik.

Özgürlük Gözlemcisi Freedom House

1941’de kurulan ve Merkezi Washington, D.C.’de bulunan ve dünya çapında özgürlüğün yayılmasını destekleyen, bağımsız bir sivil toplum örgütü olan Freedom House, 28 Nisan’da Dünya Basın Özgürlüğü 2015 Raporu’nu yayınladı. Politik haklardan insani gelişmişliğe kadar tüm özgürlükler alanında hazırlanan raporda, basın özgürlüğünde hala “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer alan Türkiye; genel özgürlüklerde ise “kısmen özgür” ülkeler arasında bulunuyor

Jennifer Dunham: “Tüm dünyada, Sert Kanunlar ve Şiddet, Basın Özgürlüğünde Gerilemeye Neden Oldu”

Freedom House Raporu Proje Yöneticisi Jennifer Dunham “2014’te tüm dünyada gazetecilerin, güvenlik gerekçesiyle çıkarılan kanunlar sebebiyle baskı altında olduğunu, muhalif seslerin de tutuklama, işten çıkarılma gibi taktiklerle susturulduğunu; dünya çapındaki organize suç grupları ve terör örgütlerinin gazetecileri kaçırdığını, öldürdüğünü; bu yollarla basının baskı altına alındığını” belirtiyor

Dunham “Bu baskıların yanısıra, bazı ülkelerde medya kurumlarının sahipleri de gazetecileri, kendi politik görüşleri, destekledikleri siyasi partiler ve iş ilişkilerine hizmet edecek şekilde haber yapmaya zorluyorlar” diyor raporda.

1980 yılından beri hazırlanan Freedom House 2015 Basın Raporu’nda dikkat çeken bir başka husus ise, dünya genelinde basın özgürlüğünün son 10 yılın en düşük seviyesine ulaşmış olması. Yine rapora göre dünyadaki her 7 kişiden sadece 1’i gazetecilerin güvende, devletin basın üzerindeki etkisi ve baskısının ise minimum olduğu, basın kuruluşlarının ise yasal ve ekonomik baskılara maruz bırakılmadığı ülkelerde yaşıyor

Freedom House 2015 Basın Raporu – Türkiye

Raporun, Avrupa ülkeleri arasında basın özgürlüğü sıralamasında sonuncu, 199 ülke arasında ise 142. sırada yer alan Türkiye ile ilgili bölümününde, hepimizin zaten tecrübe ettiği konulara değiniliyor.

freemap

Yeşil: Özgür / Sarı: Kısmen Özgür / Mor: Özgür Değil

17-25 Aralık sonrası, AKP Hükümeti ve Erdoğan tarafından yolsuzluk soruşturması ses kayıtlarının ve delillerin yok edilmeye çalışıldığı, 45.000 polis ile 2.500 hakim ve savcının görev yerinin değiştirildiği, konuyla ilgili haber yapan gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle işten çıkartıldığı, açılan davalarla yıldırılmaya çalışıldığı; işadamlarının, alevilerin ve yine gazetecilerin vatan haini olarak yaftalandığı da raporda yer alan konular arasında.

Son yıllarda KCK, Ergenekon gibi davalarla onlarca gazeteci ve entellektüelin yargılanması ve tutuklanmasının, medya organlarının büyük bölümünün sahibinin işadamları olmasının, hükümetin yeri geldiğinde bu medya patronlarını çeşitli yöntemlerle baskı altına almaya çalışmasının da otosansüre neden olduğuna değinilen raporda; yine bir çok gazetecinin ise hükümet yetkililerine hakaret suçlamasıyla yargılanmasına da değiniliyor. Örnek olarak yazdığı “Gezi Fenomeni” kitabı Erdoğan’a hakaret sayılan ve 1 yıl hapis cezasına çarptırılan Erol Özkoray veriliyor. Muhalif olarak görülen basına ekonomik ve yasal baskılar uygulanırken, hükümet yanlısı yayınlar yapan basın kuruluşlarının resmi ilanlarla maddi olarak desteklendiği de TGC’nin raporlarına atıfta bulunularak raporda yer alıyor.

Raporda ayrıca, Erdoğan ve kimi kamu görevlilerine ait ses kayıtları sebebiyle Mart 2014’te Twitter ve Youtube yasaklarının yaşandığına, Nisan ve Mayıs aylarında da devam eden yasağın Anayasa Mahkemesi kararıyla kaldırıldığına, hükümetin buna rağmen vazgeçmeyerek, çıkartılan yeni yasalarla gazetecilerin ve muhalif kullanıcıların Twitter hesaplarını kapattırmaya çalıştığına, vatandaşların attıkları tweetler nedeniyle yargılandığına, TİB’e verilen yetkilerle web sitelerinin yasaklandığına, kişilerin internette yaptığı aramaların dahi TİB tarafından kayıt altına alındığına, MİT ile ilgili haber yapmanın suç kapsamına alındığına değiniliyor. (Raporun yayınlandığı 28 Nisan’da sırada henüz yargılanmasına başlanmamış olan, attığı tweet nedeniyle yargılanan Sedef Kabaş’ın 30 Nisan’da duruşmasında, davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi kararı çıktı)

Baskıya Kafa Tutanlar: Yurttaş Haberciler

Sadece bugüne özel alıntılar yapmaya çalıştığımız rapor, daha bir çok iç karartıcı gerçekle sürüp gidiyor. Bir de bunun dışında, bizlerin şahidi olduğumuz sayısız hukuk dışı engellemeler, hayal gücünü zorlayan sansür uygulamaları, habercilerin maruz kaldığı şiddet ve tacizler ise içinde bulunduğumuz o “özgürlük” tablosunun, aslında her geçen gün daha da trajik bir hale dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
free2Tam da bu noktada, geçtiğimiz günlerde Ankara Özgür Haber Platformu tarafından açıklanan deklarasyon doğrultusunda özgür habercilerin ve yurttaş muhabirlerin, tüm bu baskı ve engellemelere karşı gösterdiği kararlı tutum daha da önem kazanıyor, aynı zamanda bu karanlık tabloda bir nebze de olsa umut ışığı oluyor. Özellikle Haziran İsyanı sırasında ve sonrasında, muktedirlerin kontrolü altındaki medyanın,  tüm Türkiye’de yaşanan olayları görmezden gelmesi, basın özgürlüğü konusunun her kesim tarafından sorgulanmasına sebep olmuş, bu bağlamda yurttaş haberciliği ve özgür basın kavramının ne kadar hayati olduğu ortaya çıkmıştı.

Ülkemizde, özgürleşme mücadelelerinin en önemli ayaklarından olan haberciliğin, içinde bulunduğu bu zorlu yolda direncini kaybetmeden ve kararlılıkla çaba sarfeden mensupları oldukça, en azından önümüzdeki yıllarda oluşacak tablonun çok daha iç açıcı bir hale dönüşebileceği umudunu da korumaya devam ediyoruz.

A.P. – İnadına Haber / 03 Mayıs 2015 Pazar

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:58+00:00 3 Mayıs 2015|