Emniyet’in “Basın Sansürü”ne Danıştay’dan “DUR” Emri

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2013 ve 2014 yıllarında yayınlanan çeşitli genelgelerle, basının emniyete alınmasına yasak getiren, emniyet binalarında bulunan basın odalarının kapatılmasına yol açan ve emniyet dahilinde basın ile her türlü bilgi paylaşımını yasaklayan sansür ve basın özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik usulsüz engelleme uygulamalarına Danıştay’dan yürütmeyi durdurma kararı geldi.

İstanbul Barosu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştaya başvurdu. Davaya öncelikle bakan Danıştay 10. Dairesi yürütmenin durdurulması başvurusunu reddedi.
Ret kararına yapılan itiraz üzerine dosya Danıştay Dava Daireleri Kurulu’na gitti. Danıştay Dava Daireleri Kurulu da bu genelgenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa’da düzenlenen ‘İfade Özgürlüğü’, ‘Basın Özgürlüğü’ ve ‘Halkın Haber Alma Hakkı’nın ihlaline yol açtığı, basının yalnızca devletin verdiği bilgiyle değil, her türlü haber değeri taşıyan haberi yapabileceği, kurumların internet sitelerindeki duyurular kısmında verilen haberlerin ise, sadece kurumların kendisi tarafından belirleniyor olması dolayısıyla ‘Basın Özgürlüğü ve Haber Alma Hakkı’nda kısıtlamalara yol açtığı gerekçesiyle genelgenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.

“Ancak Basın Özgür İse Demokrasi Varolabilir”

Basin_Yasagi-AOHP_02Kararın esasında ayrıca “Anayasanın sadece düşünce ve kanaatleri değil, ifadelerin biçimleri ve araçlarını da güvence altına aldığı, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün insanın serbestçe haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesini de kapsadığı, basının, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanım biçimlerinden birisi olduğu” vurgusu da yapılırken, yasalar ve uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınan tüm bu özgürlüklerin “yalnız düşünce ve kanaatlerin içeriği değil iletme biçimlerini de içerecek şekilde koruma altına alındığı, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğünün demokrasinin işleyişi açısından hayati bir öneme sahip olduğu, basın özgürlüğünün bir yönünün halkı ilgilendiren haber ve görüşleri iletme özgürlüğü, diğer yönünün halkın bu bilgi ve görüşleri alma hakkı olduğu, halk adına kamunun gözcülüğü işlevini gören basının işlevini yerine getirebilmesinin özgür olmasına bağlı olduğu, bu özgürlüğün herkes için geçerli ve hayati olduğu“nun altı çizildi.

“Devlet’in Yasakları Yetkinin Kötüye Kullanımıdır”

Danıştay’ın kararında önemi vurgulanan bir diğer konu ise “haberin çok hızlı ve eskiyen bir ürün olduğu ve kısa bir süre için dahi olsa onun yayınlanmasının geciktirilmesinin tüm önemini ve yararını ortadan kaldırma riski taşıyacağı, zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasının ve yayılmasının yasaklanmaması ve bunun yaptırımlara tabi tutulmaması gerektiği, sadece Devletin alınmasına imkan tanıdığı sınırlı alandaki haberlerin alınabilmesi yerine Devletin hiçbir sınırlama ya da müdahale olmaksızın basın tarafından haber niteliğinde görülen tüm bilgilere herhangi bir engelle karşılaşmadan alınabilmesiyle basın özgürlüğünün sağlanabileceği, aksi yaklaşımın sınırlama konusunda Devlete tanınan yetkinin kötüye kullanılması anlamına geleceği” şeklinde oldu.

Kaynak: Özgür Hukukçular Derneği

– VU/İnadına Haber / 15 Mayıs 2015 Cuma –

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı için resme tıklayın:

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:55+00:00 15 Mayıs 2015|