#GeziyiUnutma – Biz Vardık, Ve GEZİ Oldu Türkiye…

Polise kitap okuyan, saksafon çalan, börek veren, karanfil atan, vegan, pide ya da taze nane ya da ped isteyen tipler var ya dalga geçtiğiniz, hah işte onlar olmasaydı gezi mezi olmazdı.

@failedulixes’in “Haziran İsyanı” derlemesi:

Polise kitap okuyan, saksafon çalan, börek veren, karanfil atan, vegan, pide ya da taze nane ya da ped isteyen tipler var ya dalga geçtiğiniz, hah işte onlar olmasaydı gezi mezi olmazdı.

Bu naif, çevreci, militan olmayan, polisle nasıl uğraşacağını bilmeyen çocuklar dayak yediler ya milleti delirtip o bardağı taşıran son damlayı koyan işte oydu.

Gezi_02Boğaz köprüsünden millet o yüzden delirmiş gibi aktı. Hayat o yüzden durdu. Komünisti, sosyalisti Kürdü hatta TGB’lisi, şusu busu 1 Mayıslar’da şurada burada az çatışmadılar polisle. Yemedikleri çeşit dayak kalmadı. Ama hiç bir zaman evindeki vatandaş “eeeh yeter beah” diye dellenip sabaha karşı sürreel sinema filmi gibi köprüyü yürüyerek geçmedi.

O zamana kadar kimi eylemlere katılmıştım ama öyle aktif kovalamazdım. Çevre ile ilgili belki bir kaç tane gitmişliğim vardır. Haberlerde Gezi Parkı’nı görünce de yine hezimetle bitecek, ite kaka uzaklaştırılacak gençler ve çaresizce izleyeceğiz inşaatı dedim.

Sonra o şerefsiz yaratık sürüsünün gaz sıka sıka savunmasız, naif, ne yapacağını bilemeyen gençleri dövdüğünü gördüm. Kırmızılı kadın ikonu. İş yerindeydim, net hatırlıyorum öğleden sonraydı. Oha bu kadarı da, oha yani oha lan! LAN BU KADARINA NE GEREK VAR YAZIK DEĞİL Mİ ÇOCUKLARA!

Kan beynime sıçradı. Evet parkları yıka yıka delirtmişlerdi, şuydu buydu zaten bir çok konudan (kürtajdan giiir alkolden çık) doluyduk ama açık konuşmak gerekirse beni dalış maskemi, sirkeli kağıt mendili falan alıp sabahın köründe meydanlara çıkaran şey o naif çocuklardı. Yani çok net hatırlıyorum hissettiğim duygu “ulan soysuzlar gariban çevrecileri gazlayıp dövmek marifet değil YİYORSA GELİN LAN” gibiydi.

O yakında oturan kimi arkadaşlarımın twitterlarından görüyordum bir hareketlenmeler vardı. Sabah ola hayrola diye girdim yatağa 31 Mayıs‘ta. Sabah olamadan annem aradı uyandırdı oğlum isyan çıkmış koş kaçırma diye. Yakın oturan kankamı aradım sabahın köründe arabaya atladık çıktık. Sonrası, sonrası efsane.

“O günler “ee yeter be” deyip de sokağa çıkan herkes ama herkes benim kardeşimdir. Polise börek vermişse de kardeşimdir. Bizi içeri alan otel elemanları da kardeşimdir. 20 yıllık Adana Demirspor atkımı verdiğim sokak çocuğu da kardeşimdir.”
Protesters take cover from water cannon during clashes with police at a demonstration in Ankara on June 16, 2013.  AFP PHOTO/ADEM ALTAN

16 Haziran 2013, Ankara /Adem Altan

Herkesin bir sürü hikayesi oldu askerlik anısı gibi ölene kadar çevire çevire anlatacağımız. Bizim de oldu onlardan. Ölmeyi bayılmak sanmak derler ya, gaz daha önce yemiştim ama o netlikte gazı hiç yememiştim. İlk gazı yedikten sonra hayatımız değişti. Bişeler yapalım ama ne yapalım direnelim ama nasıl yapalım falan derken o gazı yedikten (ve atlattıktan 🙂 ) sonra herkes gibi delirdik.

Yani şimdi bakınca o günlerin fotolarına hakikaten fantastik film seti gibi. O duvarın dibine pısmış öğrencili emeklili beş benzemez tipler vs. Yabancı birini bırakın, sokağa çıkmamış da TVden takip etmiş birine bile o fotolardan falan istediğiniz kadar anlatmaya çalışın, anlatamazsınız.

Yüzbinlerce milyonlarca kişi KAFAYI YEMİŞ GİBİYDİK. Yani espriye gülmeli, Ethem‘e ağlamalı, duyguların uçlarda yaşandığı tuhaf saatler günler. Şimdi laf edilen eleştirilen “orantısız zeka” muhabbeti mesela önemliydi, boş bir şey değildi. O moral üstünlük olmasa evine dönerdi insanlar.

O günler “ee yeter be” deyip de sokağa çıkan herkes ama herkes benim kardeşimdir. Polise börek vermişse de kardeşimdir. Bizi içeri alan otel elemanları da kardeşimdir. 20 yıllık Adana Demirspor atkımı verdiğim sokak çocuğu da kardeşimdir.

Gezi_01

Yeni ekip gelip yorulmuşlar giderken revirden, Gezi Parkı’nın içinden geçerken herkesin ayağa kalkıp dolu gözlerle alkışladığı doktorlar, flaması parka fazla gelen örgütler, Apo posteri parka fazla gelen Kürtler, şimdilerde saçmalasa da parkta namaza duran devrimci müslolar, Mustafa Kemal’in askerleri oldukları için dalga geçilen heyecanlı gençler, anca muhtarlık sitesi hacklesin denilen RedHack, ilerlemeyen barikatın arkasında “geleceklermiş” diye elit komando birliği gibi beklenen, Rohirrim atlıları gibi gelen siyah beyaz şövalyeler, zemin katlarda oturan, camlarının önüne süt sirke limon peçete su bırakan, belki normalde “kedili kadın” diye dalga geçilen teyzeler, 1 Haziran günü parkı polisler terkettikten sonra biz girerken orada mutluluktan ağlayan pos bıyıklı eski tüfek solcu amca, — ki bu amca polislerin kaçarken bıraktığı üniformaları almış “emmperyalizmin köppekleriii DONLARINI DA BIRAKTI KAÇIYORLAAR” diye bağırıyordu… —
… ve gözlerinin içinden parlayarak o kadar inanmıştı ki o anda, sonunda, devrimi yapıyor olduğumuza, halen aklıma geldiğinde gözlerim dolar. Hiçbir şey için değilse o amcanın hevesi kursağında kalmasın diye devrimi yapıverseydik keşke diye düşünürüm.

20130601_Kizilay_11

1 Haziran 2013 – Atatürk Bulvarı / Kızılay

Sonra Ustream‘den yayın yapan onlarca kişi. Kesik nefes sesleriyle sokaklarda koşarken kesik kesik görüntüden durumlarını anlamaya çalışırdık. O çok kişinin söylediği hepimizin hissettiği uyursam bir şey olacak, uyursam ihanet etmiş olacağım hissiyatı ile uyuyamayan her biriniz, en sert sosyalist gruptan çocuklara yoga yaptıran güleryüzlü ablalara kadar, gönüllü yemek yapanlar, düştüğümüzde yaramızı saranlar, şimdi birbirimize düşmanmışız gibi birbirimizi boklamaya doyamadığımız ama orada birbirimizi kaldıracağımızdan şüphe duymadığımız hepimiz, yani hepiniz, yani hepimiz, bin benzemez de olsak, tüm bu saydıklarım ve daha fazla unuttuklarım, hepiniz benim kardeşimsiniz. Geyik yapmıyorum an itibariyle cidden ağlıyorum. Keşke biber gazı olsaydı bu gözümü yaşartan da yine omuz omuza barikatta olsaydık birlikte.

Wifi şifrelerini paylaşan, apartman kapılarını açan, çeviğe saksı atan misafirperver bir Beyoğlu sakininin apartman boşluğuna sığınsam şimdi. Ertesi sabah AKM’nin tepesinden çıkar Taksim Meydanı‘na bakarız fethettiğimiz topraklara bakar gibi. Halay çekenler ve Boğaziçi Caz Korosu; ve Abide-i Hürriyet anıtının üzeri bayraklarla öyle güzel süslenmiş ki anlatamam. Taksim’i hiç öyle güzel görmedik, hiç öyle güzel görmediniz ve hepsi muhtemelen burada yazsa sabahlara kadar dalga geçeceğiniz naif çevrecilerin yediği efsanevi dayak sayesinde.

Çok uzattım. Birbirimizin kıymetini bilelim. Yarısı inatla katil AKP’ye falan oy veren bir ülkede bir avuç insanız. Omuz omuza duralım. öyle işte…

*Bu yazı Gezite tarafından @failedulixes’in tweetlerinden derlenmiş ve kendi izniyle yayınlanmıştır.

İnadına Haber / 31 Mayıs 2015 –

20130601_Kizilay_27

1 Haziran 2013 / Kızılay Meydanı

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:52+00:00 31 Mayıs 2015|