İFF Ankara İşçi Film Atölyesi için Notlar

1 mayıs. bekliyoruz. işçiden esecek yel. Sinemasal bir rüzgar ya, eser mi? Essin. Görüntünün o gücü var. estirir. Kendini izlerken ekrandan, esrirsin. Hatta kendine göz yaşı dökersin. Süpürdüğün sokaklar, kullandığın faraş/süpürge, sana yabancı. Ayrılmaz ikili onlar. Kamera kullanırken hiç eli titrememiş Güllü’nün, süpürge-faraş-kamera, ayrılmaz üçlü. Dünya’ya, o her gün bakıp da göremediği Dünya’ya bir çerçeveden bakınca, derinliğinde kaybolacağını bilmemiş. Nazife, süpürge bağlama ustası, plastikten faraş da keser. O kayıttayken Güllü, bulaşıktan yakınır. “her şeyi çekme Güllü, çalışan insanları çek”…

İbrahim, galvaniz ustası. Fabrikada metal sesleri. Portifin cayırtısı, inleyen makinalar, havanın duman eden ağırlığı, eller, ağır ve mübarek miydi? Dikkat, cep telefonu kayıtta.

received_10153208325483904

Lokman. Babası, amcası, dayıları, hısım akraba cümlesi atık kağıt işçisi. Hakkari’de köyleri askeri zorla boşaltıldı, onlar da Ankara’nın Türközü’ ne doldular. Lokman’ın filmik meselesi ne köyüne geri dönüş ne de atıkların dönüşümü. “Antika hikayeleri”. Çöp bidonundan çıkıp bir efsaneye dönüşen ama asla onu bulan kağıtcıya yar olmayan kıymetli eşyalar. Altın kazanlar, gümüş takımlar, eskimiş yatağın pamukları arasında yanlışlıkla atılmış kaynananın beşibirlikleri, kıymeti bilinmeyen tablolar, eski denizcilik haritaları…

Sonra Lokman, mahallede düğün kameramanı. Montajı premier’de, edius’ta yapar.  Klipler için after effect’le kafayı kırar. Hitech’e hasta, kadrajları düzgün. Öyle ister. Bu daha başlangıç. Bir gün kendi belgeselini yönetecek.

11124722_10153208325463904_903323632_n

Bu atölye için mesele şu. Zaten herkes kayıt halinde. Bildiğimiz cep telefonlarıyla işte. Bütün toplumsal sınıflar sadece izleyici olmaktan çıktı, işçiler de, çobanlar da. ve paylaşım. İmajlar feyste dolaşımda. Montajı atlıyorlar işte. Sınıfın ihtiyacı bu, montaj öğrenmek. Görüntülerle düşünmeyi. Düşünerek görüntülemeyi. Kendi imgesine yabancılaşmaya ihtiyacı var sınıfın, başkalarının kafasındaki imgeyi yıkmak için. Ben o sandığınız sınıf değilim.

Sınıf film yaparsa ne olur? Bi şey olmaz. Bir yaşam biçimi bir ruhu biçimlendirebilir, bir ruh bir filmi. Bir sınıf bir toplumu biçimlendirebilir mi, bu bir soru. İşçinin filmi olur, ama işçi filmi var mıdır?

Yazar: Oktay İnce – seyrisokak

Festival programı için buraya tıklayabilirsiniz.

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:59+00:00 2 Mayıs 2015|