‘Reis-i Mağduriye’nin Son Saldırısına Karşı Doğan Medya Grubundan ‘Nefs-i Müdafaa’

KaçAkSaray’da danışmanları, kendisine yakın bürokratlar ve yargı üyeleri aracılığıyla ilginç bir takım faaliyetlerde bulunan yürütmenin başı, seçim günü yaklaştıkça artık kimse tarafından öngörülemeyen hamlelerde bulunuyor.

Eş başkanlık sistemi kamuoyunda sadece HDP’de uygulanıyormuş gibi görünse de uygulamada HDP’yi geride bırakırcasına başbakanının gölgesinde, denk gelen her türlü açılış, toplantı ve ziyareti bir miting fırsatına çeviren yürütmenin başı, seçim yaklaşıp özel olarak yaptırdığı anket sonuçları da kendisine ulaştıkça, oluşmaya başlayan manzaradan rahatsız olmuş ve danışmanlarının ürettiği stratejiler de tükenmiş olacak ki, eski bir parti geleneği olan mağduriyet yaratma taktiğine geri dönmüş görünüyor.

Her ne kadar resmi olarak eski partisini ancak ‘platonik’ olarak destekleyebilse de sağlamakta kararlı göründüğü tam ‘manevi’ destek çerçevesinde partisinin şaşmaz ‘mağduriyet’ silahının bu seferki hedefi, seçim süreci boyunca sürekli rezervinde tuttuğu ‘Cemaat-Kürtler’ ikilisinden cemaat ve, son zamanlarda cemaatin yayın organı olmakla suçladığı Doğan Medya Grubu oldu.

Hatırlanacağı üzere birkaç yıl önce maliye müfettişlerinin ‘özverili’ çalışmaları sonucunda Doğan Grubu, iktidarın her türlü icraatının kutsal faaliyetler olduğuna ‘ikna’ edilmiş, ancak havuz sevdalısı iktidar sürekli olarak denetim altında tutacağı medya kuruluşlarıyla zaman harcamak yerine, oluşturduğu havuz şirketleri aracılığıyla yine kendi yayın organlarını barındıracağı bir medya havuzu kurmaya karar verince, üstelik bu havuza attığı ilk kuruluşlar da Doğan grubundan koparttığı Milliyet ve Vatan gazeteleri olunca, grubun geride kalan kuruluşları gözden düşmüştü.

Bir süredir medya grubu ve yürütmenin başı arasında bir aşık atışmasına dönen mücadele, bu sefer de Mısır’da %52 oy alıp ‘Halkın Cumhurbaşkanı’ olarak seçilen ancak yine halk tarafından indirilen ve yeni hükümet tarafından idam cezasına çarptırılan eski başkan Mursi üzerinden bir mağduriyet çatışmasına dönüştü.

Doğan Grubu bahsi geçen idam cezası haberini tüm uluslararası yayın kuruluşları ile aynı formatta duyururken, kendisinin ilk paylaşımını da aynı alıntılarla yapan yürütmenin başı, büyük ihtimalle aynı gece Mısır ve Türkiye’deki durumu bir daha düşünmüş, tam da o sırada masa üzerinde duran son anket sonuçlarını bir kez daha hatırlamış olacak ki bu durumu, tam da ihtiyacı olan bir mağduriyet oyununa çevirmeye karar vermiş. Her ne kadar medya önünde gözyaşı dökme geleneği, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen bir şiir sunumunda gelişigüzel bir şekilde, üstelik tüm protokol eşliğinde gerçekleştirilmiş olsa da, bu idam cezası haberi üzerinden Doğan Medya Grubu’nun kendisini de idamla tehdit ettiği iddiasından kaynaklanan mağduriyetini, yine mitinge dönüştürdüğü bir açılış veya ne olduğu tam da hatırlanmayan bir etkinlik esnasında kamuoyuna sunuverdi.

Cemaat’in yayın organı olmakla suçlanan Doğan Grubu’ndan cevap ise bu gece geldi.

Özgür basın olarak karşı karşıya olduğumuz, iktidar tarafından en şiddetli şekilde maruz bırakıldığımız engellemeler, baskılar ve sansür uygulamalarını bir tarafa bırakacak olursak, elbette ki ana akım medya üzerinde de, özellikle şirketsel ortaklık yapıları ve iktidar ile kurulan bir takım ticari ilişkileri doğrultusunda, yoğun baskı bulunduğunun farkındayız. Ayrıca siyasi görüşü veya ideolojisi ne olursa olsun, doğru, dürüst, etik ilkelere bağlı, ‘haktan ve halktan yana’ yayın yapmayı ilke edinmiş her yayın organının karşılaştığı her tür haksız suçlama, sansür ve fiili engellemeye varan tehdit ve yaptırımlara da sonuna kadar karşı olduğumuzu, her fırsatta olduğu gibi şimdi de yinelemek isteriz.
Bu doğrultuda, özünde Doğan Medya Grubu’nun yürütmenin başına “bereber yürüdüğünüz yıllarda, o yollardan bizim üzerimize de beraber yürümüştünüz” vurgusunun yapıldığı cevap metninin tamamını yayınlıyoruz:

 

” SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA SESLENİYORUZ

“Dünya şokta! Yüzde 52 oy alan Cumhurbaşkanı’na idam” diyerek Mısır’ın bir önceki seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi için verilen idam kararını, dünyayı şoke edecek bir karar olarak ifade ettik.

Bizim bu başlığı atmamızdan iki saat sonra siz İstanbul’da kürsüye çıktınız ve bizim attığımız başlığın birebir aynısını söylediniz, “Mısır’da halkının yüzde 52 oyuyla seçilen Mursi ile ilgili idam kararı verildi” dediniz.

Ancak ertesi gün Kayseri Meydanı’nda şöyle dediniz: “Türkiye’de bu haberi Doğan Medya Grubu nasıl verdi? Yüzde 52 ile idam”.

Sayın Cumhurbaşkanı…

“Yüzde 52 ile idam” diyerek, sizi kastettiğimizi ima ediyorsunuz. Yüzde 52 ya da yüzde bilmem kaç; hiç fark etmez… Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı’nın idam edileceğini ima etmek bir şerefsizliktir.

Bu çerçevede bize yönelik sözleriniz çok haksız ve mesnetsiz bir ithamdır.

Kanıtınız nedir Sayın Cumhurbaşkanı? Kendi ifadeniz olan bir cümleyi, bizim başlık yapmamız mıdır kanıtınız? Böyle bir kanıt olabilir mi? Bu kadar da çarpıtma olabilir mi?
Başbakan Ahmet Davutoğlu, bize “Neyi kastettiniz, ne demek istiyorsunuz” dedi. Hiçbir şeyi kastetmediğimizi mertçe açıkladık. Buna rağmen neden ancak şerefsizlik olarak nitelendirebileceğimiz bir ima ile bizi suçluyorsunuz? Amacınız nedir?

Sayın Cumhurbaşkanı…

Bizi “Paralel’le işbirliği yapmakla” da suçluyorsunuz.

“Paralel” dediğiniz yapı, sizinle işbirliği içinde olduğu dönemde, dünyanın en haksız, en hukuksuz, en zalim vergi kumpasının üzerimize salınmasında büyük rol oynamış bir yapıdır. Bizim Paralel’le ne işimiz olur?

Sayın Cumhurbaşkanı…

Bizden ne istiyorsunuz? Apaçık haksızlıklarla, apaçık çarpıtmalarla, apaçık zorlamalarla, niyet okumalarla neden bize saldırıyorsunuz? Bizi neden hedef gösteriyorsunuz?
Ne istiyorsunuz bizden?

Sürgün mü edeceksiniz bizi? Zorunlu ikamete mi mecbur edeceksiniz? Ne yapacaksınız? Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi bizi “Öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya” mı yapmak istiyorsunuz?

Sayın Cumhurbaşkanı…

Bize “Hayatınızı korku ile geçiriyorsunuz” diyorsunuz.

Neden korkmalıyız ki? Demokratik bir ülkenin Cumhurbaşkanı, vatandaşlarına neden korku ile yaşamalarından söz etsin ki?

Korku ve demokrasi yan yana gelebilecek kavramlar mıdır?

Sayın Cumhurbaşkanı…

Eğer kastınız, Anayasa’nın güvencesi altında olan basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, eleştiri özgürlüğü gibi haklarımızı kullanmaktan korkmak ise…

Bu özgürlükleri hiç korkmadan savunacağımızı bilmelisiniz.

Doğan Medya Grubu

– VU/İnadına Haber / 19 Mayıs 2015 Salı –

Print Friendly, PDF & Email
2015-05-19T04:17:13+00:00 19 Mayıs 2015|