Politik Eylemde Görüntülenme: Fobi mi, Hobi mi?

“Aksinden Yansı” sergisi Haziran Direnişi’nin gücünü mobese ve polis kayıtlarından hareketle belleğimizde tazeledi. Görüntüleri izledikçe bazı sorular aklımıza takılıyor ama.
Mobeseler bu kadar net ve yakından kayıt yaptıklarına, maskeler bile eylemcinin deşifre olmasına engel olamadığına göre, devlet niye Ankara Haziran Direnişi’nde binlerce kişiyi teşhis edip hepsine dava açamadı?
Açamazdı çünkü bir suç binlerce kişi tarafından aleni olarak işlendiğinde suç olmaktan çıkar. O binlerce kişinin yargılanması, direnişin uzun zamanlar daha belleklerde taze tutulmasına, ve yeni direnişlere kapı aralanmasına yol açardı. Devlet için direnişi etkisizleştirmenin en etkili yolu, unutuluş sürecini hızlandırmak oldu. Bu direnişin bir an önce zihinlerde, yeni bir direniş arzusu uyandırmadan, eylem değil etkinliklerle anılan nostaljik bir geçmiş olarak yer etmesini sağlayarak. Bütün gezi davalarına bakın, açılan davalar semboliktir, grup dinamiklerinin öncülerine yöneliktir.

11313067_935570556495486_2972226839178070501_o Bu bilgi eylemci için önemliyse, niyedir? Önemli çünkü sokağa çıktığı her eylemde kaydediliyor olması onun gözaltına alınacağı, tutuklanacağı anlamına gelmiyor. Bundan çekinmeye gerek yok. Mobeseler istediği kadar kaydetsin, sen eylemini yap, sürdür ve radikalleştir.
Mobeseler elbette özgün anlarda devlete belli bir faili yakalama kolaylığı sağlar. Ama devletin asıl elde etmek istediği sonuç, “sizi her yerde gözetliyoruz” kaygısı yaratarak, a) sokağa daha az eylemcinin çıkmasını sağlamak, b) sokağa çıkanların eylemde radikallik dozunu düşürmesine yol açmaktır.
Haziran direnişi gibi kitlesel hareketlerde yapılan sembolik gözaltı ve yargılamalarda elde edilmek istenen sonuç da yine gözaltına alınmayanlara verilmek istenen gözdağıdır. Mobeseler izlenerek eylemciler gözaltına alınıyor değildir. Zaten daha önceki zamanlarda fişlenmiş aktif insanların gözaltına alınması, ve görüntüler arasından onların o gün eylemde olduklarını gösteren kısa kanıt görüntüler çıkarmaktır. “Daire içine alınmış” videosunda izlediğimiz budur.

11391087_10153291914828904_7015231588866996267_nSembolik yargılama listesinde yer almak istemiyorsan olay anında “suçüstü ” yakalanmamak ilk becereceğin şeydir, olağaüstü durum olmazsa kimse peşinden gelmeyecektir.
Devletin eylemde yüz maskesini yasaklaması boşa değildir. Yakındığı şey eylemciyi görüntülerden teşhis edememesi değil, yüzünü kapatan eylemcinin asıl amaç olan gözdağını maskesiyle bertaraf etmesi, eylem için eski cesaretine yeniden kavuşmasıdır. Aksinden Yansı sergisi mobese görüntülerini izleyin, maskeli de olsa bildiğin bütün eylemcileri tanıyacaksın, polis de tanır. ama mesele başka.
Eylemcinin haberci kamerası karşısındaki tutumu çelişkili, çoğu zaman ikirciklidir. Kayıt edene bağlı olarak elbette. Eylemini bütün dünya görsün ister bu “bizi kaydet” çağrısıdır aslında, “ama beni gösterme”. Eylemciyi çekmeden eylemi göstermek mümkün olmadığına göre, bu duruma bir çözüm bulunması biz video/eylemciler için de gerekli.
Yukardaki fikirden yola çıkarsak eylemcinin kameradan kaçmasına, veya kameracı kovalamasına gerek yok. Eylemin duyulması, görülmesi ,yayılması esas amaçsa, eylemci görüntülenmeyi göze almalıdır. Bu fobiyi yıkmalıdır.
Hobi olarak görüntülenmek bir eylemci için nasıl bir şeydir. İşte bütün bunlar üzerine gelin konuşalım. “Aksinden yansı” da, mobese ve polis kayıtlarını izleyerek…

11391163_936864679699407_3559155149074621304_n

Facebook Etkinliği

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:48+00:00 3 Haziran 2015|