…Ve “Rantsal” Dönüşüm Ayrancı’da

Son 2 yıldır söylentileri sürekli kulaktan kulağa dolaşan ‘Kentsel Dönüşüm’ çalışmaları, Ankara’da hayata geçirilmeye başlandı. Ankara’nın Aşağı Ayrancı semtinde, semtin dokusunu veren ve daha ömürlerini doldurmaya onlarca yıl bulunan binalar birbiri ardına yıkılıyor, mülkler yeni sahiplerine devroluyor, yerlerinde ‘Residence’lar yükseliyor.

IMG_20150613_181028a

Sayıları gittikçe artan ‘Residence’ ilanlarından

1999 İstanbul ve Bolu depremlerini takip eden günlerde, özellikle son yıllarda yapılan binaların depreme ne kadar dayanıklı oldukları, inşaatları gerçekleştiren müteahhitlerin malzemeden ne kadar çaldıkları ve devletin nasıl olup da bu inşaatları denetleyemediği konuları gündeme oturmuştu. Ardından yapılan bilimsel etüdler sonrasında deprem riski taşıyan bölgelerde yer alan binaların depreme dayanıklılıklarının tespiti ve gerektiği durumlarda güçlendirme çalışmalarının yapılması yönünde bir dizi karar alınmış ve uygulamalar başlatılmıştı.

‘Kentsel’in ‘Ranstal’a Dönüşümü

2002 yılından sonra iktidara gelen AKP hükümetlerinde ise bu çalışmalar birkaç sene içerisinde iyice masaya yatırılmış, mevcut durumun, tüm ekonomik gücünü betondan alan bu iktidar için ne kadar büyük fırsatlara gebe olduğu görülmüş ve ardından gerçekleştirilen hızlı ve detaylı pazar araştırmaları sonucu ‘Kentsel Dönüşüm Projeleri‘ adı arkasına gizlenen ‘Büyük Rant Projeleri‘nin hayata geçirilmesine girişilmişti.

IMG_20150613_182234

Aşağı Ayrancı’nın Ortasına Konduruluverilen Bir ‘Post-Modern’ Mimari Örneği – Kuzgun Sokak

Bu projeler özünde, depreme dayanıklı olsun olmasın, eski veya yeni demeden ticari rant oranı yüksek bölgelerde bulunan konutların yıkılması, özellikle AKP iktidarının ilerleyen dönemlerinde ihya etmeye başladığı, hatta kendine yakın olanlarından da bir havuz oluşturduğu çeşitli inşaat firmalarına verilmesi ve sonucunda inşa edilen yeni lüks konutların eskilerine nazaran çok daha yüksek emlak bedelleriyle, özellikle de AKP döneminde sınıf atlatılan yeni zengin sahiplerine aktarılması esasına dayanıyor.

Bir Taşla Üç Kuş

İşleyiş mekanizmaları bu temeller üzerine şekillendirilen dönüşüm projeleri sayesinde, özellikle kentlerde iktidara muhalif ve son yıllarda doruğa ulaşan ‘kendilerinden olmayan’ kesimlerin, mülkleri karşılığında ellerine bırakılan cüzi bedeller karşılığında ancak yerleşebilecekleri, nispeten daha ucuz semtlere doğru tasfiyesi, bu şekilde rantı yüksek semtlerin yandaş görüşlülere terkedilmesi, bir şekilde ‘Kentsel Dönüşüm‘ adı verilen sözde kontrollü ve güvenli kentleşme projelerinin hayata geçiriliyor görünümünün verilmesi sağlanıyor. Ancak iktidarın elindeki en güçlü rant kaynaklarından olan bu projelerin asıl hedeflerinden belki de en önemlisinin ardında, AKP ekonomisinin tek lokomotifi olan inşaat sektörünün durmaksızın çalışmasının ve ihya edilmesinin sağlanması, bunun yanısıra kaynağı belirsiz sıcak paranın ve sermayenin sürekli harekette tutularak hem izinin takibinin zorlaştırılması, aklanması ve sürekli sirkülasyonda tutarak ekonominin işlerlik görünümünün korunması yatıyor.

Esat Bir, Ayrancı İki
IMG_20150613_182419

‘Rantsal Dönüşüm’ Riski Altında Bir Bina – Hüseyin Onat Sokak

Ankaralılar ve Ankara’ya aşina olanlar, olası bir depremde en çok hasar görecek bölgeleri de az çok bilirler. Özellikle bataklık araziye kurulu Demetevler bölgesi aynı zamanda, zamanında en çok rüşvet karşılığı ruhsat alınan devasa ve yapı denetimsiz inşa edilmiş binalarla doludur. Benzer şekilde Keçiören, Etlik gibi merkeze yakın semtlerin yanısıra, Hasköy, Kırkkonaklar ve Sincan gibi kent çeperine yakın semtlerde de, inşaatı bir kez bile denetlemeye tabi tutulmadan tamamlanmış, inşaat mühendislerinin ise sadece projelere imza atmak için uğradığı binlerce bina bulunmakta. Hatta şu an bile Ankara’nın en tehlikeli heyelan bölgesi olarak belgelenen İmrahor Vadisi’nde onlarca katlı devasa site inşaatları, tüm yargı kararlarına rağmen sürdürülmekte.

IMG_20150613_180607

Baskılara Henüz Pes Etmiş Bir Apartman – Gülden Sokak

Bunun yanısıra ‘Kentsel Dönüşüm‘ün şehrin göbeğinde öncelikli olarak adım attığı iki mahalleye, Esat ve Ayrancı’ya bakıldığında ise Ankara’nın kaya zeminine oturmuş olması ve yeraltı sularına uygun olarak belirlenmiş yerleşimleriyle Ankara’nın belki de en güvenli semtlerinden olduğu rahatça görülebiliyor. Fakat sosyo-politik olarak bakıldığında ise özellikle ilk adı geçen ve Kentsel Dönüşüm’ün pek de uğramadığı semtlere bakıldığında çoğunlukla iktidara yakın görüşte insanların yoğunlukla ikamet ettiği, Esat ve Ayrancı’da ise yoğun bir AKP muhalifliğinin hakim olduğu net bir şekilde hissediliyor.

Sessiz ve Derinden
IMG_20150613_181649

‘İkna’ya da, ‘Dönüşüm’e de dayanmış bir bina – Yeşilyurt Sokak

Kentsel Dönüşüm, her ne kadar yasa ile her türlü işgale ve kamulaştırmaya açık olsa da, belki de bu semtlerde oturan kişilerin eğitim durumları ve statülerinden olsa gerek, İstanbul Okmeydanı, Gültepe ve benzeri yerlerde olduğu gibi zor kullanarak değil de iktidarın bu kulvardaki taşeronları olan müteahhitler ve inşaat firmalarının çeşitli ‘ikna metodları‘ ile gerçekleşiyor.
Ayrancı semtinde görüştüğümüz bir apartmanın sakinleri, bir takım müteahhitlerin ortalıkta gezip hedef olarak belirledikleri bina sakinleriyle görüşerek “sizin binanız çok eski, yakında yapılacak deprem testlerinden de geçmez burası. Siz en iyisi bu binayı kat karşılığı bize verin, biz yıkıp yenisini yapalım” şeklinde önerilerde bulunduğunu anlattılar. Ancak hileler tam da burada başlıyor. Ortalama 100m2 büyüklüğündeki daireler karşılığında 50-60m2 daireler öneriliyor. Ayrıca tüm ön cepheler müteahhitlere bırakılırken mülk sahiplerine ise küçük ve arka cephe daireler kalıyor. Aslında bu rastladığımız örneğin oldukça insaflı olduğunu da öğreniyoruz. İncelediğimiz birçok örnekte mülk sahiplerine, hisseleri karşılığında bir bedel öneriliyor. İsteyen bu bedelin üzerine bankadan kredi alarak yeni yapılacak binadan da ev sahibi olabiliyor ancak bunu gerçekleştirebilen kişi sayısı oldukça düşük, zira yeni yapılacak ‘Residence’lardaki dairelerin bedelleri, eskilerinin en az iki katından başlıyor. Üstelik neredeyse yarısı büyüklüğünde…

IMG_20150603_080352

İki Günde Yerle Bir – Güz Sokak

Elbette kapınız ister kentsel dönüşüm kapsamında çalınsın, isterlerse müteahhitler ikna yoluyla yanaşsın, el attıkları binalarda ilk önce öne sürdükleri depreme dayanıklılık testlerini yaptırmak üzere yönlendirdikleri firmaların bir çoğunun da bu pastadan faydalananlardan seçildiğini, bu sayede bir çırpıda çürük raporu verilebilen hedef binaların ise kolaylıkla ‘Kentsel Dönüşüm‘ kapsamına alınabilmesinin sağlandığını da hatırlatmamız gerek.

Mücadele Sinyalleri

Özellikle Ayrancı mahallesinin mülkiyet yapısına bakıldığında, özellikle ilk yerleşim zamanlarından bu zamana kalan yapılarda mülkiyet genellikle bir ailenin fertlerine pay edilmiş durumdayken şu an neredeyse tamamına yakınında dairelerin mülkiyeti bireysel olarak dağılmış durumda. Mülkiyeti tekilleşen binalar hakkında yapacak çok fazla birşey yok, tüm binanın sahibi olan kişi binasını yıkmak istediğinde, eğer binanın tarihi bir değeri yok ise istediği tasarrufu yapmakta serbest. Çoğunluğu oluşturan diğer bireysel mülklerde ise en önemli korunma yolu, örneklerde de verildiği gibi özellikle kolay hedef olarak gördükleri apartman yöneticilerinden başlayarak, özünde kandırmaya varan ‘ikna‘ yöntemlerine karşı hazırlıklı ve savunmalı olmaktan geçiyor.

IMG_20150613_182134

Büyük Olasılıkla İkisini de Aynı Akıbet Bekliyor – Kuveyt Caddesi

2014 yılında Ayrancı Forumu‘nun örgütlediği ve Mimarlar Odası ile Şehir Plancıları Odası‘nın Ankara şubelerinin katılımıyla gerçekleştirilen bilgilenme toplantılarında, mahalle sakinlerine ‘Kentsel Dönüşüm‘ kavramı ve görünenin ardında yatan esas amaçları detaylarıyla aktarılmış, bu doğrultuda proje kapsamına giren bölgelerde bireysel hukuk arayışlarının neredeyse tamamının önünün kapandığı, yeni inşa edilmiş binalarda bile, proje kapsamında alınacak bir karar doğrultusunda yıkıma gidilebileceği, bu kararın ise tamamen Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yanısıra TOKİ’nin yetkisinde alınabileceği, projeye atanan ‘şanslı‘ firmalar tarafından da hukuki itirazlara kapalı bir şekilde derhal uygulamaya konulabileceği anlatılmış.

Sadece Birlikten Kazanım Çıkar

Şu an yaşanan durum tabii ki bahsedilen son aşamaya henüz gelmemiş durumda. Firmalar ve müteahhitler şimdilik sadece manipülatif ikna metodlarıyla binalara el atmaya, mahalle sakinlerini ise ya krediye zorlayarak bir borç batağına sürüklemeye, ya da önerilen meblağlara razı edip başka semtlere göç ettirmeye çalışmaktalar.
Ancak bireysel olarak bina sakinleri kendilerini güven altına almayı başarsalar bile tüm semt sakinlerinin konu ve kendilerini bekleyen tehlikeler hakkında bilgilenmesinin sağlanması oldukça büyük önem taşımakta.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaşanan ‘Barınma Hakkı‘ mücadelelerine de bakıldığında ise, Ankara Dikmen’de, İstanbul Okmeydanı’nda, Gülsuyu’nda, İzmir’de ve daha pek çok örnekte de görülebileceği, hatta 2014 yılında Ayrancı’da gerçekleştirilen toplantılarda da fikir birliğine varıldığı üzere, ancak birleşerek yürütülen mücadelelerden gerçek bir kazanımla çıkabilmek mümkün görünüyor.

– VU/İnadına Haber / 15 Haziran 2015 Pazartesi –

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:48+00:00 15 Haziran 2015|