32 Kez Öldük, 1 Kere Anlatamadık…

Bir kişi daha ayrıldı aramızdan bugün, Suruç katliamında ağır yaralanmıştı.
Kimin yol verdiği, kimin düzeneğini, patlayıcısını sağladığı, kimler planlamasını yaparken, kimlerin günler boyunca görmezden geldiği, kimin, nefes alana bile sorgulama yapan, gaz atan polisleri korumaya alarak sütre gerisine çektiği belli olmayan o ‘faili meçhul’ patlamadan dolayı…

‘IŞİD’ dendi, e hücrelerin sahibi tanıyor, biliyor onları nerelere yerleştirdiğini. IŞİD’in bile haberi yoktu büyük ihtimalle ama içlerindeki adamlardı sonunda. Ne bilsinler terör örgütüne aldıkları adamların istihbari geçmişlerini, GBT bakamıyorlar ki. Çıkmış işte onlarda da birkaç çürük yumurta.

Kaç gün önceden belli olmuştu derin hücrelerin nereyi hedef alacağı bilinmez ama o gün o sinsi plan işlemişti. Fakat plan fazla mı ağır oldu ne? Bir anda terör ortağı fazla mı ön plana çıktı, şimdi ya bize de pençe atmaya kalkarsa maazallah?

Peki ya o peşlerinden sürükledikleri ‘din-iman, arkası yalan-dolan’cılar demez mi “yahu din kardeşimize silah mı atacaksın?“, onun yerine patlat işte çocukları, sonrada dersin, yedirirsin “onlar zaten teröristti” diye.
Tabii ya, bir tane devlet ‘adamı’ çıkıp da çocukların ailelerine başsağlığı bile dileyemedi ya, tepesinden tırnağına.
İçlerinden mi gelmedi, yoksa aynada suçluyu gördüklerinden midir, o da bilinmez…

E peki ne oldu bir anda? IŞİD kapıyı kırmış, ülkede ‘1000’in üzerinde terör hücresi oluşturmuş, sen birini bile, bırak sınırın dışarısına atmayı, hakim karşısına bile çıkartmayı becerememişsin.

Ama dur ya… yedek güçler de vardı tabii ya.
13 yıldır stepne olarak tuttuğun PKK hücreleri ne güne duruyor ki? Sok şimdi onları devreye olsun bitsin.

Din-iman meselesi daima bir pazarlık unsuru olarak en fazla teklif verenin elinde kalsa da o başımızın belası ‘milli mi milli’ duygular, vatan-matan, bölünmez bütünlük falan, her daim kaşımaya müsait, hazır kıta orada bir yerde beklemekte.

3-5 füze sallayamadın belki ama mafya usulü 3-5 mermi salarsın uyuyan polislere, 3-5 roket attırırsın dağdan sınır karakoluna, medyayı da taktın mı koluna işte sana eğlence…

Sonra seyreyle faşizmin yükselen naralarını, tüm ölenlerin, ezilenlerin, yanan, parçalanan, kanı yerde kalanların çığlıklarını bastırırcasına…

Kimse sormaz “usta bu ne iş? 13 yıldır aynı sofradaydınız, karşılıklı bir kuzu çevirmediğiniz kalmıştı, ne oldu da araya girdi bu garip soğukluk?” diye…
Mesele ‘milli’ ya, beyin dondurur, göz döndürür, soyunun geldiği toprağı bilmeden, o toprağın nimetine, o toprağın verdiği kardeşine ihanet edercesine…

Bir Suruç vardı işte, 31 idi 32 oldu bugün yiten canlar, kardeşlerim…

Ankara’da tepedeki mülki amir kızmış “park duvarına utanmadan ‘Suruç’ yazıyorlar, hassas noktayı hatırlatıp, kaşıyıp duruyorlar” diye buyruklar yağdırıyor taşeronlarına; “Tiz Siline…

Mesele duvar değil, 3 kuruşluk amirler, onların tepesindeki arsızlar veya onların taşeron kaba kuvvetleri ise hiç değil..
Aslolan sokaktaki adamın “Suruç ne ola ki?” diyebilecek kadar düşmesi, barışın renklerine, şarkılarına sadece duvarlarda değil zihinlerinde gri perdeler çekebilmesi, baktığı, gördüğü, yaşadığı o dayatılan puslu hayata ‘nimet’ diyebilmesi, yönlendirildiği yoldan, tam da istendiği gibi gitmesi, ne etrafına ne de ardına bakmadan, ister sağcı, ister solcu, isterse ağzından kan damlayan bir milliyetçi…

Sen anlatamadın, biz anlatamadık, onlar kazandı…
Onlar anlattı kime neyi anlamaları gerektiğini, “yok o değil, asıl bu…

Şimdi bir bakmak, düşünmek gerekmez mi artık salim kafayla “biz nereye gidiyoruz, nasıl bir kıyamete yönlendiriliyoruz, neyin içerisine sürükleniyoruz?” diye, “ne yapmak lazım halkı bu yanlıştan döndürmek için?” diye?;
‘Önce kendinden başla o zaman.’

“Sen anlatamadın, biz anlatamadık, onlar kazandı…” yerine, en azından “ama sadece şimdilik” diyebilmek için…

– VU/İnadına Haber / 4 Temmuz 2015 Salı –

IMGP4315-Edit

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:27+00:00 4 Ağustos 2015|

Leave A Comment