Sığınmaevi Açmamak Ne Kolay

Kadına yönelik şiddet ve kadına yönelik şiddete göz yummak suçtur; sığınmaevi açma konusunda yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediyeler bu suçu işliyor 

AKP, 12 yıldır kadın bedeni, kimliği üzerinden ürettiği politikalarla kadına yönelik şiddet ve sömürüyü tetikliyor. Aile dışında kalan kadını yok sayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan cinsiyetçi dili meşrulaştıran Türk Dil Kurumu’na, erkekleri kayıran ödüllendiren iyi hal indirimleriyle eril yargısında kadın düşmanı tavırlarıyla belediyelere kadar geniş bir çeşitlilikle kadınlara karşı top yekûn bir savaş yürütülüyor.

Bu yazıyla kadınlara açılan savaşın neferlerinden AKP’li belediyelere ve içinde kadın geçmeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kadın sığınmaevleri konusundaki uygulamalarına göz atacağız. Belediyelerin ve bakanlığın 6360 sayılı ve 5393 sayılı kanunları nasıl hiçe saydıklarını, kadınları erkek şiddetine karşı nasıl savunmasız bıraktıklarını, kadınların güvenlik ve sığınma ihtiyacını bilinçli bir şekilde nasıl karşıla(ma)dıklarını görelim.

6360 sayılı kanun ve Türkiye’de AB uyum süreci kapsamında çıkan 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre nüfusu 100.000’in üstünde olan yerleşimlerdeki belediyeler, kadın ve çocuklar için sığınmaevi açmak zorundadır (2005).

Peki, 6360 ve 5392 sayılı kanunların getirdiği yasal zorunluluğa rağmen yasanın muhatabı belediyeler ve kanunların uygulanmasından sorumlu ilgili kamu kuruluşları, bakanlıklar yasayı nasıl ele alıyor?

Kaç tane belediye kadınların yaşam hakkını gözetiyor ve kadınların şiddetten korunması, barınması, hayatta kalması için ihtiyaç duyulan sığınmaevi hizmetini sağlıyor?

Sığınma evlerinde yaşam koşulları nasıl? Sığınmaevlerinde kalan kadınlar anayasal haklarına sahip mi? Örneğin oy verebiliyorlar m?

  • Türkiye’de nüfusu 50.000 ve üstünde olan, 6360 ve 5393 sayılı kanunlar gereğince kadın sığınmaevi açmak zorunluluğuna tabi olan toplam 143 belediye
  • Sığınmaevi açmak zorunluluğunda olan 143 belediyeden sadece 32’sinde sığınma evi bulunuyor.
  • 35 ilde kadın sığınmaevi bulunmuyor.
  • Nüfusu 100.000’i aşan 8 ilde kadın sığınma evi bulunmuyor.
  • Türkiye’de 100’den fazla kadın düşmanı belediye, 6360 ve 5393 sayılı kanunlara aykırı davranarak, yasal zorunluluğu hiçe sayarak kadın sığınmaevi açmıyor.
  • Yerel yönetimlerin kanunlara karşı gelen tutumları; AKP hükümeti, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve denetim yapması beklenen diğer kamu kurumları tarafından görmezden geliniyor. Kadın düşmanı belediyeler cezasızlıkla ödüllendiriliyor ve teşvik ediliyor.
  • Mevcut sığınmaevleri kapasitesi üzerinde ve insan onuruna yakışır düzeyin altında hizmet veriyor. Kadınların an basit insan ve vatandaşlık haklarını göz ardı eden uygulamalar sürüyor.
  • Sığınma evlerinde kalan kadınlar en basit vatandaşlık haklarından faydalanamıyor ve oy kullanamıyorlar.

Kadın düşmanları elele

Mevcut kadın sığınmaevi verilerinden anlaşılacağı üzere, 5393 Belediye Kanunu’nun 14/A bendine göre kadın sığınma evleri açmakla yükümlü olan 100’den fazla belediye görevini ihmal suçunu işliyor.

Belediyelerin bu kadın düşmanı ve kanuna karşı tavırlarına karşın sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB), yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediyelerle ilgili herhangi bir soruşturma, işlem ya da yaptırım gerçekleştirmiyor. 6360 ve 5392 sayılı kanunların yürürlüğe girdiği 2005 yılından bu yana sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın söz konusu kanun tanımaz, kadın düşmanı belediyelerle ilgili herhangi bir işlem yapmadığını mecliste verilen soru önergeleri ve vatandaş taleplerine verilen resmi cevaplardan öğrenmekteyiz.

Kadını ve yaşamını korumakla görevli olan ASPB adeta belediyelerin kadın düşmanı tutumlarına göz yumuyor, herhangi bir yaptırım uygulamıyor. Sorumlu bakanlığın ve ilgili kurumların tavrından güç alan kadın düşmanı belediyeler, kanuni zorunluluğa bilumum gerekçeler bularak kadın sığınmaevleri hizmeti sağlamıyor. Böylece kadına yönelik şiddet döngüsü devam ediyor.

Yukarıda bahsettiğimiz üzere 5392 sayılı kanuna müdahale edilerek kadın sığınmaevi açma yerleşim nüfusu sınırı 50.000’den 100.000’e çekilmiş ve yaklaşık 60 belediye yasal zorunluluk kapsamı dışında bırakılarak kadın sığınmaevi açma zorunluluğundan “korunmuştur”. Belediyeler, sığınmaevi açma(ma)ları için yeni bir bahaneyle ödüllendirilmişlerdir. Nüfusu 50.000’i geçen belediyelerde kadın sığınmaevi açma zorunluluğu bir zorunluluk olmaktan çıkarak belediyelerin “mali durumu ve hizmetin ivediliği” tanımı eklenerek düzenlenerek yerel yöneticilerin insafına bırakılmıştır. Bundan güç alan belediyeler,  kanuni zorunluluklarını yerine getirmedikleri sorulduğunda hâlâ “planlama” yaptıklarını, proje aşamasında oldukları, bütçelerinin olmadığı, uygun yer arayışında oldukları ve benzeri sözde bahanelerle kadın düşmanı tavırlarını sürdürmektedir.

6360 sayılı kanun ve Türkiye’de AB uyum süreci kapsamında çıkan 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre nüfusu 100.000’in üstünde olan yerleşimlerdeki belediyeler, kadın ve çocuklar için sığınmaevi açmak zorundadır. (2005)

İlgili Kanunları tekrar hatırladıktan sonra belediyelerin kadın sığınma evi hizmeti sağlamaktaki isteksizliklerini Ankara örneğinde inceleyelim. Beş milyon nüfuslu Ankara’da belediyeler tarafından işletilen sadece 4 (dört) kadın sığınmaevi bulunuyor.

Ankara’nın nüfusu 100.000 üstünde olan 11 merkez ilçe belediyesi, 1 Büyükşehir belediyesi bulunuyor. Ankara’daki 12 belediyeden sadece dördü; Çankaya, Keçiören, Yenimahalle ilçe belediyeleri ve Ankara Büyükşehir Belediyesi kanunlara uygun olarak “Kadın sığınmaevi” hizmetini sağlıyor.

Ocak 2015’te ayında Mamak Belediyesi tarafından kapatılan Mamak kadın sığınmaevi, 600.000 nüfuslu ilçedeki tek sığınmaevi idi. Kapatılmasıyla Ankara’da belediyeler tarafından işletilen sığınmaevi sayısı dörde düştü.

Ankara’da 8 ilçe belediyesi ise Belediye Kanunu’nu hiçe sayarak kadın sığınmaevi hizmetini sağlamıyor; Altındağ (AKP), Çubuk (AKP), Etimesgut (MHP), Gölbaşı (AKP), Mamak (AKP), Polatlı (MHP), Pursaklar (AKP), Sincan (AKP)

ANKARA Belediye Kanunu’na göre Kadın ve Çocuk Sığınmaevi açması gereken belediyeler
BELEDİYE SİYASİ PARTİ NÜFUS Konuk Evi/ Kadın Danışma Merkezi Kadın Sığınmaevi
Büyükşehir AKP 5.045.083 VAR VAR
Altındağ AKP 361.259 VAR YOK
Çankaya CHP 913.715 VAR VAR
Çubuk AKP 84.636 YOK YOK
Etimesgut MHP 501.351 VAR YOK
Gölbaşı AKP 118.346 YOK YOK
Keçiören AKP 872.025 VAR VAR
Mamak AKP 587.565 VAR YOK
Polatlı MHP 121.101 YOK YOK
Pursaklar AKP 129.152 VAR YOK
Sincan AKP 497.516 YOK YOK
Yenimahalle CHP 608.217 VAR VAR

Çoğunluğu AKP’li ve yaptıkları yatırımlara bakıldığında finansal engelleri olmayan söz konusu belediyelerin kanuni zorunluluğa rağmen kadın sığınmaevi hizmeti vermemeleri, kadın düşmanlıklarının ve kanun tanımazlıklarının en açık delilidir. Kadınlarla ilgili hak ihlallerinde önlemler alması beklenen ASPB’nın kadın sığınma evleri konusundaki umursamaz tutumunu yazının ilk bölümünde açıklamıştık.

Sonuç olarak, kanuna uymayan belediyeler ve denetlemeyen, soruşturmayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ortak çalışması sonucunda kadınlar yalnız bırakılarak, kendi yaşamlarını, güvenliklerini kendi başlarına sağlamak durumunda bırakılıyor. Kadınları bir de devlet cezalandırılıyor.

Türkiye’de her 3 kadından biri şiddete maruz kalıyor, Kadına yönelik şiddet AKP dönemi içinde yedi yılda %1400 artıyor, her gün kadınlar katlediliyorsa kadın sığınmaevleri ihtiyaçtır ve ivedidir.

AVM, asfaltlama, park, çiçek, cami ve benzeri hiçte ivedi olmayan yatırımlara finansman bulabilen belediyeler kadınların yaşam hakları için gereken mali kaynakları pekâlâ bulabilir, bulmalıdırlar. Belediyeler kanuni zorunluluklarını yerine getirerek ve bahaneler uydurmaksızın derhal kadın sığınmaevleri açmalıdırlar. Sözde kadını korumaktan sorumlu bakanlık, artık kadını korumaya başlamalı, söz konusu görevini ihmal ve suiistimal eden belediyeler hakkında cezai yaptırımlar uygulamalıdır.

ASPB sorumluluklarını ihmal etmesinin yanı sıra kadın sığınmaevlerini “kadın konukevi” olarak isimlendirmekte ısrarcı olduğunu gözlemlemekteyiz. Kadın sığınmaevleri kadınların neşe içinde “konuk” oldukları evler değildir. Kadın sığınmaevleri; kadınların hayatta kalmak için, erkek şiddetinden korunmak, ölmemek için sığınmak zorunda oldukları alanlardır, ilgili bakanlığın bunu konukevi olarak yumuşatması, azımsaması durumun vahametini değiştirmemektedir.

Biz kadınlar ne istiyoruz:

  • Kanuni zorunluluğa rağmen bu güne kadar sığınmaevi açmamış belediyelerin mercek altına alınmasını ve tehlike altındaki kadınların korunması için derhal sığınmaevleri açmalarının sağlanmasını istiyoruz.
  • Görevini ihmal ve suiistimal eden belediyeler ve ilgili kamu kuruluşları, bakanlıklar hakkında gereken soruşturmaların açılmasını, gerekli yaptırımların ve cezaların derhal uygulanması istiyoruz.
  • Sığınmaevlerinde kalan binlerce kadının oy verme hakkının iade edilmesini istiyoruz. Kadınların temel vatandaşlık hakkı olan oy verme haklarından faydalanabilmeleri için gerekli önlemlerin hızla alınmasını istiyoruz. (Gerekli yasa değişikliği ile ilgili olarak TBMM’de defalarca soru önergeleri ve kadınlar için güvenli oy kullanma çözüm önerileri paylaşıldı ancak hiçbir sonuç alınamadı. ASPB sözde güvenlik bahaneleriyle kadınların oy verebilmesi için herhangi bir girişimde bulunmadı)
  • Kadın sığınmaevlerinde insan haklarına dayanan, insan onuruna yakışır, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine duyarlı, kadınların hak ve özgürlüklerine kısıtlama getirmeyen yaşam koşullarının sağlanmasını istiyoruz.
  • Sığınmaevlerinin sayısının arttırılırken, fiziksel koşullarının iyileştirilmesini; güvenlik, hijyen, iletişim, sağlık, eğitim, hukuki ve psikolojik desteğin en üst seviyede sağlanmasını istiyoruz.
  • Kadınlar olarak yeni seçilmiş meclisin vekillerinden, kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik yasal düzenlemelerin gerçekleştirmesi yanı sıra kadın sığınmaevleri ve danışma merkezlerinin sayılarının artırılması, koşullarının iyileştirilmesi ve sığınmaevlerinde kalan diğer hakları yanı sıra kadınların oy verme hakkının teslim edilmesi için derhal girişimlerde bulunmasını bekliyoruz.

Kadına yönelik şiddet suçtur ve toplumda yaşayan her birey kadına yönelik şiddetin önlenmesiyle ilgili sorumluluğu bulunmaktadır. Kadınlara yönelik erkek şiddetinin durdurulması ve kadınların yaşam haklarının iade edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi sadece kadınların değil tüm toplumun sorumluluğundadır.

Milletvekilleri, kadın örgütleri, adaleti temel alan yargı, idare mahkemeleri ve ilgili tüm sivil toplum örgütlerinden –kanuni zorunluluğa rağmen kadın sığınmaevi açmayan belediyeler ve yasal yaptırımları uygulamayan kamu kurumları, sorumlular, kadınların oy verme hakkını gasp edenler– hakkında derhal harekete geçmesini bekliyoruz.

Kadınlar için şiddetin, korkunun, eşitsizliğin, sömürünün olmadığı bir dünyayı birlikte yaratacağız, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini birlikte yeneceğiz.

 

Yonca S. Alemdar

Kaynak: sendika.org

 

kadinsiginmaevi

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:10+00:00 31 Ağustos 2015|

Leave A Comment