Bâlâ Tarlalarına ‘Mahkum’ Edilen Suriyeliler

Bâlâ, Ankara merkezine 1 saatlik mesafede geçimini çoğunlukla tarımdan sağlayan bir ilçe. Bir zamanlar bölgedeki diğer ilçeler ile birlikte Ankara ve çevresinin tahıl ve bakliyat ihtiyacını karşılayacak miktarlarda tarımsal üretimi mevcut iken yıllar içerisinde büyükşehire göç vermesi sonucu özellikle kırsalda iş gücünü önemli ölçüde kaybetmiş bir coğrafya. Rakamlarla konuşmak gerekirse 1960’lı yıllarda yüzde 90’ı kırsalda olmak üzere 40 bini aşan nüfus, günümüzde neredeyse 20 bine gerilerken kırsaldaki Bâlâ’lılar ise artık ancak ilçe nüfusunun ancak yüzde 50’sini oluşturmakta ve kalan nüfus artık tarlaya gitmek istemiyor.

Hal böyle olunca tahmin edileceği üzere, yaşanan tarımsal iş gücü sorununa Polatlı, Beypazarı ve benzeri ilçelerde bulunan çözüm buraya da çoktan ulaşmış: Mevsimlik İşçiler

Ancak burada bazı kesimlerin gönül ferahlığıyla terörist olmakla suçlayabileceği, küfredip linç etmeye kalkışacağı Kürt yurttaşlarımız çalışmıyor tarlalarda. Onların yerine, onlardan bile ucuza maledilen, hatta sadece karın tokluğuna tarlalarda ter döktürülen misafirlerimiz çıkıveriyor karşımıza. Evet, 21. yüzyıl Türkiye’sinin bir utancı olan ‘Suriyeli Köleler‘ var burada…

Çadırlarda Belirsizleşen Bir Gelecek

20150926_Bala'dakiSuriyeliGocmenler(Dolunay)_07aSuriye’deki iç savaş ve IŞİD katliamından çocuklarını kurtarmak için Türkiye’ye sığınan, karın tokluğuna tarlada çalışan Suriyelilerin kaldığı bir çadır kent…

Suriyeli göçmenlerin Urfa’dan, Ankara’nın çeşitli köylerine mevsimlik tarım işçisi olarak geldikleri ilçelerden birisi Bâlâ… Suriyeli göçmenlerin sığındıkları tüm illerde yaygın olarak tarım işçisi adı altında kölelik düzeni kurulmuş, buradaki Suriyeli göçmenler de Urfa’dan getirilmişler. Urfa’dan bir köle taciri neredeyse karın tokluğuna çalışmaları için Suriyelileri Bâlâ ilçesine yerleştirmiş.

Yaşadıkları bu çadır kent ilk defa birileri tarafından ziyaret edildiği için şaşkınlık içerisindeydiler. Tesadüfen durduğumuz bir köy çeşmesinde karşılaştığımız bu insanlar selam vermemize çok şaşırmışlardı, bizi çeşmenin biraz ilerisindeki yaşadıkları çadır kente çay içmeye davet ettiler.
Çoğunluğu çocuk olmak üzere 50’nin üzerinde insan vardı. Çocuklar eski bir yaylı yatağın üzerine çadır sermişler ve üzerinde zıplayarak kendilerine bir oyun kurmuşlardı, bir başka çocuk da konserve kutusundan yapılmış ayağa takılan bir oyuncak icat etmişti.
Biz çay içerken bizim çocuklar da onlara katıldı, çocukların ortak dili birlikte oyun oynamak değil midir?…

20150926_Bala'dakiSuriyeliGocmenler(Dolunay)_03a

Aile büyükleri ufukta onları bekleyen bir gelecek olmadığını söylüyorlardı ve şu günlerde en büyük dertleri kapıya dayanan kara kış… Kısa bir süre tarlalarda hasat kaldırma işi tamamlanacak, haliyle işleri de bitecek ve nereye gidecekler bilmiyorlar. En çok istedikleri şey ise evlerine, ülkelerine geri dönebilmek.

Gıda, Oyuncak Ve Çocuklara Bir Parça Umut

Bâlâ’dan sonra başka ilçelere de geçeceklerini söyleyen Suriyeli göçmenler bu sert koşullarda yaşamaya çalışırken zar zor “Ya çocukların okulu?” diye sorabildik. Tabii tahmin edebileceğiniz üzere buradaki çocuklar için okula gitmek bir hayal…

Kırık dökük iki üç kelimeyle kurdukları cümlerle eteklerimizden tutan çocuklar, omzumuza dokunan kadınlar “Yine gelin tamam mı?” diyebildiler. Tekrar ziyaret edeceğimize söz vererek, 1 hafta sonra tekrar görüşmek üzere yanlarından ayrıldık.

Söz verdiğimiz üzere 1 hafta sonra tekrar ziyaretlerine gittiğimizde yiyecek, gıda, oyuncak ve belki en önemlisi kırtasiye malzemeleri götürdük yanımızda, en azından eli kalem tutanlar kendi bildiklerini çocuklarına öğretebilisinler diye…

Haber: #çekimyapankadınlar /çiytanesi

– VU/İnadına Haber / 27 Eylül 2015 Pazar –

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:14:58+00:00 27 Eylül 2015|

Leave A Comment