Basına Sansür ‘Silahlı Müdahale’ye Dönüştü, DİHA ve Azadiya Welat’a Yasadışı Baskın

Diyarbakır’da DİHA, Azadiya Welat, Aram Yayınları ve Kurdi-Der’in bulunduğu binaya silahlı polis timleri tarafından yapılan baskında 32 çalışan gözaltına alındı.

20150928_DIHA'yaBaskin_04Dicle Haber Ajansı (DİHA), Azadiya Welat gazetesi, Aram Yayınları ve Kurdi-Der’in ofislerinin bulunduğu Diyarbakır Huzurevleri mahallesindeki binaya silahlı baskın düzenlendi. Polis tarafından gerçekleştirilen baskında çalışanların hukuki talepleri gözardı edilirken, ilk etapta tüm çalışanlar binanın en alt katına indirilerek kimlik ve telefonlarına el kondu. Burada bir süre darp edilen 32 çalışan ‘makul şüphe‘ gerekçesiyle gözaltına alındı ve ablukaya alınan ajans binası önünde bekletilen polis araçlarına bindirilerek, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü.

Baskın sırasında gözaltına alınan çalışanların bir kısmının isimleri şu şekilde:

Müjdat Can, Dicle Müftüoğlu, Reşit Bayram, Ömer Çelik, Devren Toptaş, Mazlum Dolan, Nurettin Akyıldız, Siyabend Yaruk, Ercan Bilen, Ferah Kılıç, Meltem Oktay, Ramazan Ölçen, Zafer Tüzün, Zeynel Abidin Bulut, Besalet Yaray, Ferit Köylüoğlu, Mahmut Rubanas, Aziz Oruç, Ayşe Nevroz, Suzan Toprak, Nazemin Çap

Resmi Arama Yazısı, Baskına Neden Olan Fiilden Önce Hazırlanmış20150928_DIHA'yaBaskin_01-SavcilikYazisi

Baskını gerçekleştiren polis ekipleri ve amirlerinin elinde, valilik veya mahkeme tarafından hazırlanan resmi herhangi bir arama izni olmadığı, israr edilmesi üzerine ise üzerine savcılık tarafından bugün saat 17:30’da düzenlenmiş bir arama karar yazısı ibraz edildiği öğrenildi. Ancak savcılık tarafından düzenlenen yazıya konu edilen olayın saat 17:40’ta, yani kararın çıkartıldığı saatten 10 dakika sonrasında gerçekleşmiş olması, aynı zamanda da günler öncesinden beri DİHA’nın bulunduğu binanın karşısında zırhlı araçların konuşlandırılmış durumda bekletiliyor olması, polis ekiplerinin bir süredir bu baskını planladıkları şüphesini güçlendirdi.

Savcılık tarafından hazırlanan yazıda baskın yapılacak yer olarak belirtilen kurumun resmi bir dernek olması dolayısıyla ancak valilik izniyle herhangi bir arama işlemi gerçekleştirilebiliyor.

Belgesiz Baskın Yasal, İzlemek Değil…

İktidar tarafından 20 Temmuz Suruç Katliamı ile başlatılan kaos sürecinde, özellikle devlet saldırılarının gerçekleştirildiği yerlerden haber yayını yapan basın kurumlarına başlattığı sansür operasyonu kapsamında DİHA’ya ait web sitelerine bugüne kadar 20 kez sansür ve engelleme getirilirken son fiili sansür girişimi de baskın gerçekleştirilen binanın önünde yaşandı.

20150928_DIHA'yaBaskin_03DİHA, Azadiya Welat, Aram Yayınları ve Kurdi-Der’e gerçekleştirilen baskının duyulması üzerine bölgeye gelen gazeteciler, ilk olarak polis ekipleri tarafından plastik mermi ve gaz bombaları ile saldırıya uğradı. Ardından ise Evrensel Gazetesi’nden Hasan Akbaş ve Fırat Topal ile İMC-TV’den Kadriye Devir Uçar ile Gökhan Çetin, kendilerine silah çeken ve sivil polis olduklarını belirten kişilerce “Başınıza bela almak istemiyorsanız görüntü çekmeyip buradan uzaklaşacaksınız” sözleri ile tehdit edildi.

Gözaltına alınanların Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmesinin ardından binada abluka ve yasadışı aramalara devam edilirken, kurum avukatları ve Kurdi-Der Başkanı Ali Erdemirci ile HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da binada gözlemlerini sürdürdü.

Habercilerin binaya yaklaşmalarına ve haber yapmalarına izin verilmezken avukatların yazılı olarak gerçekleştirdiği itirazlar sonrasında polis ekipleri saat 22:30 civarında binadan ayrılmak zorunda kaldı. Avukatlardan alınan bilgiye göre ise gözaltına alınan çalışanların, gözaltı ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılmaları bekleniyor.

Silahlı Baskına Dönüşen Sansüre Gazetecilerden Tepki

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay gazetecilere düşman bir siyasi iktidarla karşı karşıya oluklarını ve basına yönelik baskının en ağırının bölgede çalışan gazeteciler üzerinde yürütüldüğünü belirtti. Abakay, “DİHA’ya yapılan baskın da bunun bir parçası. Derhal gazeteci arkadaşlarımızın görevlerinin başına dönmesini talep ediyoruz. Bu tür baskınlar sadece DİHA’ya değil bütün basına yönelik olduğunu biliyoruz. DİHA’ya yapılan bu baskın herkese, muhalif olan herkese gözdağıdır. Gazeteci arkadaşlarımız ve DİHA ile dayanışmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Twitter hesabından yaptığı açıklama ile DİHA ve Azadiya Welat’ta gazetecilerin gözaltına alınmasını “halkın haber alma hakkına saldırı” olarak değerlendirirken Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ise, baskını endişe verici bir girişim olarak gördüğünü belirtirken, “Baskıların medya dünyasının geniş bir alanına yayılmasından dolayı bu tür şeyleri de beklemiyorduk değildik. Son dönemde medyaya yönelik baskıların çok geniş bir politik hal alınması nedeni ile doğrusu şaşırmadık. 7 Haziran’da hükümet propagandasında yetersiz kalınması nedeni ile 1 Kasım’a kadar eleştirel bütün seslerin dizginlenerek siyasi hesapların görülmesi olarak görüyorum. Gazetecilerin hitap ettiği sosyal çevreler de bu baskıdan da nasibini alıyorlar siyasi otoritenin gündeminde yaygınlaştırılan hukuka aykırı işlemler olarak görüyorum” vurgusunu yaptı.

Cumhuriyet ve T24 yazarı Celal Başlangıç “DİHA son dönemlerde bütün gerçekleri ortaya çıkardı. AKP’nin yalanlarını çektiği görüntülerle belgeleyerek ortaya çıkardı. 20 defa TİB ile engellemek istediler anacak baş edemediler. AKP bugün kendi iktidarını korumak için her türlü baskıyı kullanıyor” diyerek tepkisini ifade ederken gazeteci Aslı Aydıntaşbaş görüşlerini “Medyaya yönelik her türlü baskıyı kınıyorum. Gazetecileri ve siyasi görüşü ne olursa olsun gazetecilik yapmaya çalışan kurumlara yönelik baskılar Türkiye’deki demokrasi ayıbının öncelikli maddelerindendir. Ülkemizdeki demokrasi ayıbı kapandığı yerde gittikçe açılıyor dört yıl önce bir gazeteci tutuklama furyası başladı o dönem rejim yine kendine tehdit gördüğü gazetecilere farklı görüşten gazetecileri tutuklamıştı. Bu sefer aynı furya Kürt hareketini izleyen medyaya yönelik yaşanıyor bunlar Türkiye için büyük bir utançtır medyanın siyasi görüşü ne olursa olsun meslektaşlarına dönük baskılara karşı bir arada durması ve birlik olması gerekiyor. Hürriyet gazetesine yapılan saldırılar ile Dicle Haber Ajansı’na dönük saldırılar arasında hiçbir fark yoktur.” şeklinde açıkladı.

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ise DİHA, Azadîya Welat, KURDî-DER ve Aram yayınlarına yapılan polis baskınının, bölgede AKP’nin devreye koyduğu savaş konseptine karşı hayatını ortaya koyarak gazetecilik yapan özgür basın temsilcilerine yapılan alçakça bir saldırı olduğunu vurguladı. Polat, Kürt halkının 7 Haziran seçim sonuçları nedeniyle cezalandırıldığını ifade ederken, “Kürt halkını cezalandırmak için gerçeklerden taviz vermeyerek gazetecilik yapan meslektaşlarımıza alçakça saldırıyorlar. Basın meslek örgütlerinin harekete geçmesi gerekiyor. Yapılan baskın hukuksuz bir uygulamadır. Bu süreç demokratların test edildiği bir süreçtir. Muhalif partiler de bu baskılara karşı durmalıdır. Alçakça gözaltıyı kınıyorum” dedi.

Güncelleme: Gözaltın Alınanlardan 31’i Serbest

28 Eylül akşamı hukuksuz biçimde gözaltına alınan gazetecilerden 31’i 29 Eylül sabaha karşı serbest bırakıldı. Gözaltına alınanlardan bir kişi ise 18 yaşından küçük olduğu gerekçesiyle Çocuk Şube’ye gönderildi. Sağlık kontrolünden önce ‘barut izi’ kontrolüne de tabi tutulan gazeteciler adına açıklama yapan Özgür Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Ertaş, yaklaşık 7 saat boyunca yaşadıkları hukuk dışı gözaltını “Bu hukuksuz gözaltıların asıl amacı özgür basın çalışanlarını susturmaktır, ancak özgür basın asla susmayacak” sözleriyle değerlendirdi.

Fotoğraf: DİHA

Fotoğraf: DİHA

– VU/İnadına Haber / 28 Eylül 2015 Pazartesi –

Manşet Fotoğrafı: Cumhur Daş

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:14:58+00:00 28 Eylül 2015|

Leave A Comment