Demirtaş “Sorumlu Erdoğan ve Davutoğlu” Dedi, Fezlekesi Anında Meclise Gitti

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 9 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği açıklama nedeniyle, dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırladı.

Kürtlere yönelik yaşanan katliam ve linç girişimlerine ilişkin bugün Diyarbakır’da yaptığı konuşmasından dolayı HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirbaş hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından 4 ayrı suçlama ile soruşturma başlatıldı.

Demirtas@Diyarbakir_01-20150909Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma başlatma gerekçeleri ise ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyet Devletini, devletin kurum ve oganlarına alenen aşağılamak‘, ‘Suç işlemeye alenen tahrik etmek‘, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret‘ ve ‘Terör örgütü propagandası yapmak‘.
Başsavcılık Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması için de Adalet Bakanlığı’na fezleke gönderdi.

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklama şu şekilde:

09/09/2015 tarihinde HDP Eş Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş tarafından Diyarbakır ilinde yapılan basın açıklaması içeriğindeki beyanlarının suç unsuru içermesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2015/30431 ve 2015/30432 sayılı soruşturmalar başlatılmakla, Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen 2015/30431 soruşturma dosyası “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyet Devletini, Devletin Kurum ve Organlarına Alenen Aşağılamak” suçundan, Türk Ceza Kanunu’nun 301/1,4 maddeleri suçundan, Anayasanın 83’ncü maddesi uyarınca “Soruşturma İzni Verilmesi” ve “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması” talebi ile Adalet Bakanlığı’na fezleke ile gönderilmekle, Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen 2015/30432 soruşturma dosyası “Suç İşlemeye Alenen Tahrik Etmek (Türk Ceza Kanunu’nun 214/1 maddesi), Cumhurbaşkanına Hakaret (Türk Ceza Kanunu’nun 299/1,2,3 maddeleri), Terör Örgütü Propagandası Yapmak (3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi)” suçlarından, Anayasanın 83’ncü maddesi uyarınca “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması” talebi ile Adalet Bakanlığı’na fezleke ile gönderilmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

İşte Demirtaş’ın 9 Eylül Çarşamba günü gerçekleştirdiği ve savcılığın ‘içerisinde suç delili bulduğu‘ konuşması:

Bugün Cizre’ye gideceğiz. Gidiş gerekçelerimizi ifade edeceğim…

“Normal Bir Süreçten Geçmiyoruz”

Dün akşam ve önceki akşam Türkiye genelince devlet eliyle ve bir hükümet desteğiyle yaşanan linçlere dair görüşlerimizi paylaşmak isteriz.
Normal bir süreçten geçmiyoruz. Böylesine kaotik bir dönemde ülkemizde de bir kez daha çatışmalı döneme girilmiş olması ve savaş kararıyla birlikte ülkemizin kan gölüne dönmesi çok büyük talihsizliktir.

“Bütün Acılara Sahip Çıkıyoruz”

Polis, gerilla, asker, çocuk her gün birini kaybediyoruz. Kaybedilen canların üniformasına bakmadan bütün acılara sahip çıkıyoruz. Acıları ortaklaştırmaya çalışıyoruz. Henüz maalesef sonuç alabilmiş değiliz. Her gün geçen bedenler tabutlarda gönderiliyor.

“Karar Cumhurbaşkanı ve Başbakan Tarafından Verildi”

Bu savaşın başlamasında büyümesinde karar alma sürecinde biz yokuz. Ne karar vericisi olduk ne destekleyicisi olduk. HDP’nin zerre kadar çok şükür kararı yoktur. Karar cumhurbaşkanı ve başbakan tarafından veriliyor.

“Ne yazık ki kendi çocuklarımıza sarılmaktan utanıyoruz”

Hiçbir koltuk kalıcı değildir, kalıcı olan insanlıktır. Allah şahittir ki biz kendi çocuklarımıza sarılamıyoruz, öpemiyoruz çünkü o kadar çocuk babasız kaldı ki, kendi çocuklarımıza sarılmaktan utanıyoruz.

“7 Haziran’dan önce terör yoktu ama biz yine saldırıya uğruyorduk”

Demirtas@Diyarbakir_02-20150909HDP bu ülkede iç barışı güçlendirmek ve beraberce özgür yaşamı kurmak için bir partidir sadece Kürtlerin partisi değil. Herkesin hakkını eşit derecede savunan bir partidir. Partimiz Türkiye halklarına umut olmuş ve seçimde önemli bir başarıya imza atmıştır. Bizler 7 Haziran seçimlerine gelene kadar, henüz ateşkes devam ediyorken 176 yerde partimize saldırı oldu. 2 gündür partimizi yakıp yıkanlar, terör bahanesiyle bunları yapıyoruz diyenler, sizin alçaklıklarınızı biz seçimden önce de sizleri biliyoruz…
Öldürülen bizdik, mitingleri basılan bizdik… 2 gündür olan şeyler teröre tepki falan değildir…

Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin dağlarda çıkardıkları cenazelerin oy kazandırmadığını gördüler. Sokaklarda faşizm estirerek nerede Kürt varsa, Kürde benzeyen ne varsa diz çökertme operasyonu yapılıyor.

“Bunlar isim isim belirlenmi ve maaş karşılığı çalışan insanlar”

Protesto amacıyla sokağa çıkanlara biz saygı duyarız, herkesi protesto etme hakları vardır. Bu çerçevede herhangi bir lafımız yoktur. Eleştirileri dinleriz, anlamaya çalışırız.
Bizim sözlerimiz AKP ve MİT istihbaratı ile yapılmış görevlendirilmiş çetelerdir. Bunlar isim isim belirlenmiş ve maaşlı insanlardır. Tek elden yönetilen saldırı kampanyası devlet eliyle yürütülmüştür. Bize 400 vekil vermezseniz sizin burnunuzdan getiririz demek istiyorlar. Bunu da açık açık söylüyorlar. Bunu da devletin imkanlarıyla yapabilirler. Devlete el koymuş durumdalar.

“Kendinizi Harcatmayın”

Yakıp yıkanlar, insanları dövenler, mevsimlik işçilerin çadırlarını yakanlar linç edenler hepinizin görüntüleri var. İşlediğiniz suçlar 20 yıla tabiidir. Bugün olmaz yarın ama illa hesabını vereceksiniz. Arkasında hükümet desteğini hissedip bu linçleri yapanlar yazık size, kendinizi harcatmayın, harcayacaklar size, hükümet yok arkanızda, iktidardan düştüler…

“Bunlar gidiciler, sizler ise ortada kalacaksınız…”

Cana gelmesin mala gelsin, HDP binaları kurban olsun…. Bunları yapanlar cebinde bir çay parası bile olmayan insanlar, onlara da üzülüyoruz acıyoruz. Bunlar gidiciler siz ortada kalacaksınız, arkanızda hükümet yok, yargı önünde hesap vereceksiniz… Biz kendimizi feda ederiz diyorsanız yapacak bir şey yok.
1 Kasım’da seçim var, iktidar olamayacaklar, herkes ayağını denk alsın ona göre adım atsınlar… Kendilerine milliyetçi diyenler zaten sokaklarda gereğini yapıyorsunuz.

“Dökülen kanın delilini Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan isteyin”

Erdoğan – Davutoğlu ikilisi partimizi açıkça hedef gösteriyorlar.
Ben bu ülkede inanıyorum ki gururlu, onurlu savcılar hala vardır onlara çağrı yapıyorum.
Dökülen kandan bizi sorumlu tutuyorlar. Lütfen Cumhurbaşkanı ve başbakandan bunun delilini isteyin…
Bu ülkenin alçak medyası Dağlıca’da ki emri de benim verdiğimi yazdı, nasıl olmuş, emri kim vermiş çıksın istiyoruz ortaya. Biz korkmuyoruz.

“Dağlıca’dan Şehit Haberleri Gelirken Konya’da Gol Coşkusu Yaşıyorlardı”

Şu anda şehit cenazelerinde ağlamaklı konuşan bu ülkenin düşmüş başbakanı Dağlıca’da şehit haberleri geldiği dakikalarda Konya’da gol coşkusu yaşıyordu ve bir şehit çocuğuyla birlikte büyük bir maç coşkusu yaşıyordu ve o saatte maalesef haberi vardı…
Bu ülkenin düşük başbakanı maç coşkusuyla seçim pozları veriyor.

“Bu işte bir terslik olmalı”

Bu ülkeyi çalan, çırpan yağmalayan siz, saray uğruna bu çocukları savaşa gönderen siz ama ne hikmetse binaları yakılan, hep saldırıya uğrayan biz… Bu işte bir terslik olmalı
Bugün kardeşlik var mı yok mu onu gösterme zamanıdır.
Türkiye’nin batısı ne diyor bu yakma yıkmalara? Etle tırnak edebiyatı yapmak kolaydır
Komşusunuz evi, işyeri yakılırken Türkiye’nin batısı bu işe ne diyor.
HDP Türkiye için bir şanstır.

“60 Odalı yerimizde tek oda ateşe verildi orası da arşivimiz…”

Türk-Kürt bugün el ele versin. Kardeşlik düğünde değil, taziyede belli olur. Hakkımızdır bunu görmek istiyoruz, büyük bir zulüm ve baskı altındayız…
Polis eşliğinde arşivimiz yağmalandı ve yakıldı.
Neredeyse 60 odalı yerimizde tek oda ateşe verildi o da arşiv odamız. Yüzlerce kişi parti merkezinin önünde, aradık uyardık tedbir alınmasını istedik müdahale.

“O devlet memuruna sesleniyorum: Arkanda duran bir iktidar yok”

En son kendim Ankara Valisi’ni aramak zorunda kaldım ama anladım ki kendisi de işin içinde… Bir genel başkana terbiyesizce, saygısızca bir konuşma yaptıktan sonra telefonu kapatmıştır. Buradan o devlet memuruna sesleniyorum, arkanda duran bir iktidar yok. AKP’ye güvenerek yanlış yapmayın sakın. Size yazık olur yıllarca hapis yatarsınız, sizi korumazlar. Paralarını alır yurtdışına giderler.

“Tahriklere prim vermeyin ama kendinizi de savunun”

Tahrikler sürecek, öyle gözüküyor sakın prim vermeyin.
Biri sizin evinizi yakmaya geliyorsa ona karşı kendinizi savunmanız kanuna göre de haktır.

“Orantılı şekilde meşru müdafanızı yapın”

Sizin evinizi, işyerinizi, partinizi yakmaya yıkmaya çalışanlara karşılık vermeniz hakkınızdır, onları anasından doğduğuna pişman edin.
Orantılı bir şekilde herkes meşru müdafaasını yapmalıdır.
Parti teşkilatlarımızın zararı onarılacaktır, çalışmanıza devam edeceksinizdir.
HDP bugün Türkiye’nin batısında oy almak için değil, hep beraber yaşamak için parti tabelamızı asıyoruz, onlar sıradan bir tabela değildir, kardeşliğin tabelasıdır.

“Allah’tan başkasından korkmadık, korkmayız da”

Bugünler gelip geçicidir, korkmak asla kitabımızda yoktur, Allah’tan başkasından korkmadık korkmayız.
İnanın hepimiz ölüm tehditleriyle çalışıyoruz, bunlara kulak assak çalışamazdık, bu ülkenin evlatlarından daha kıymetli değil diyoruz.
Bedeller büyük biliyoruz, bu acıların hepimizin ortak yaşam harcı yapmak istiyoruz, bunlar geçecek ama emin olun geçecek.
Hep birlikte başaracağımıza inanıyoruz.

Cizre’de sokağa çıkma yasağı kaldırılmıyor.
Sıkı yönetimde en vicdansız hükümet bile 1-2 saat zaman tanırlar. 6 gündür kesintisiz sokağa çıkma yasağı var.
Cizre halkı direndiği için bunu yaşıyor.

“Ekmek yok, su yok, elektrik yok, cenaze defnetmek bile yasak…”

Kayıtları var, anons yapılıyor. Madem HDP’ye oy verdiniz hadi bakalım çıkın da görelim, çıkanı vururuz diyorlar.
Evde ölenler var, keskin nişancılar tarafından vurulan kadın var. Cenaze defnetmek yasak, ekmek yok su yok elektrik yok.
Halk evde ne varsa onu yiyor, bebekler susuzluktan çatlayacak pozisyonuna gelindi.
Ben şimdi İsrail ve Filistin’i burada anlatsam hele o sulu göz olanlar hüngür hüngür ağlayacak. İsrail Filistin’ e neler yapıyor diyecekti. Müslümanız ya hepimiz vicdanlara sesleniyorum. Kendine Müslüman diyen bir iktidar sokağa çıkma yasağı uyguluyor. Cizre’de ne olacak? AKP’ye oy verecek. Hiçbir şey olmayacak biz daha da çok güçlenip, bileneceğiz…
İktidarın vekili kıyım çağrıları yapıyor, isim isim hedef gösteriliyor, saldırın diyorlar…

“6 günde Cizre’yi Kerbela’ya çevidiler”

Cizre’yi savaş uçaklarıyla bombalasalar AKP alkışlar.
6 gündür ablukada Cizre, Kerbela’ya çevirdiler, gazeteciler biz böyle bir şey görmedik diyorlar. Yıl 2015.
Bu rezilliğe göz yumamayız, bugün Cizre’ye hareket ediyoruz. Tek talebimiz var. Sokağa çıkma yasağı kaldırılsın. Cizre kaymakamı, valisi samimilerse biz bunun için yola çıkıyoruz. Durumun şiddetsiz bir duruma dönüşmesi için elimizden geleni yapacağız. Askerin de polisin de vatandaşın da canını korumak için gidiyoruz…
Bütün halkımızı her yerde bu Cizre yürüyüşümüze sahip çıkmaya çağırıyoruz…
Bizim Cizre’den vermeye çalıştığımız sağduyu mesajımız engellenmesin.
Umuyorum biz Cizre’ye varmadan sokağa çıkma yasağı kaldırılmış olsun…
Şırnak’tan Nusaybin’den kimin ne imkan varsa biz hep birlikte Cizre’de olacağız.
Bu Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin İsrail’i geçen vahşetine boyun eğmeyeceğiz, inşallah hayırlı bir neticeyle geri dönmüş oluruz.
Bütün halkımıza parti çalışanlarımıza, evleri işyerleri yakılanlara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bugünler geçecek ve onurlu duruşunuz bize kazandıracak, bunlar kendi kin ve öfkelerinde boğulacaklar.
Aynı anda bu kadar vicdan yetimi bu kadar yoğun bir şekilde yaşanamaz.

SORU & CEVAP

Silahlar sussun çağrınıza cevap geldi mi? İmralı için görüşme talebi yapıldı mı?

Biri KCK’dan, biri de Cumhurbaşkanından geldi, silahlar susmayacak dedi. KCK ise biz masaya oturmaya hazırız dedi. Biz barış için Fizan’a bile gideriz. Cumhurbaşkanı ve Başbakan ülkeyi felakete sürüklüyor kimse sesini çıkarmıyor. HDP ne yapsın. HDP Kandil’e 30 kere gitse ne olacak? İğne ucu kadar barış gördüğümüz yerden gireriz. Bizden başka barış diyen var mı? Ağızlarından barış, çözüm lafını duydunuz mu?

Ankara’da yapılan saldırı seçim çalışmalarını etkiler mi?

Çadır kurarız 3 saatte evraklarımızı tamamlarız yine veririz. 3 saat sonra evraklar yenilenir. Dijital ortamlarda da evraklar kayıtlı. Yok öyle üçkağıtçılık.

Seçim yapılamaz sözleri…

Ben öyle demedim, çarpıttılar. Bu ortamda seçim yapılması imkansız dedik. Belki de Cizre’ye sokulmayacağız. Yüzde 85 oy oranımız orada. Cizre’de seçim nasıl yapılacak ben bunu örnek verdim. Nasıl olacak orada seçim bunu söyledim. Bölgedeki durum iyi değil. Böyle ruh halinde değiller. Cenazeler kaldırılamıyor, Vefat eden 12 yaşındaki çocuk buzdolabına konuldu, bir anne bunu yaşadı. 2 gün evde böyle yaşadı. Bu utancı yaşattınız bu ülkeye. İnsanları her gün ölüme gönderip sarayda oturanlardan bahsediyoruz, takdir Türkiye toplumunundur. Vicdanınız varsa bu alçaklardan bu hesap sorulsun. Seçim yapılamaz diye bir öngörümüz yok.

Hürriyet’e yapılan saldırılar…

Yani Hürriyet’e de saldırıyorlar, Dicle ajansa da saldırıyorlar, Koza’ya da saldırıyorlar. Yazdıklarınız, çizdikleriniz engelleniyor sanmayın, sosyal medya artık haberlerinizi görüyoruz merak etmeyin. Saray sanıyor ki siz başınızı kuma gömüyorsunuz ama başka yeriniz açıkta kalıyor dünya görüyor.
Hepsinin yanındayız, dayanışma içindeyiz…

Kılıçdaroğlu ile görüşecek misiniz?

Ülkede durum kötüleşiyor. Her gün her an memnuniyetle bir araya geliriz. Çözüm için barış için kapılarımız açıktır. CHP ile zaman zaman temas kuruluyor. CHP’de bir çaba bir uğraş var görmüyor değiliz. Bölgede araştırma yapıyor, rapor hazırlıyorlar, uğraşıyorlar ama yeterli değil.
Sayın Kılıçdaroğlu da önümüzdeki günlerde isterse bir araya geliriz memnuniyetle….

Cizre’de bir engelle karşılarsınız ne olacak?

Biz yolumuzdan vazgeçmeyeceğiz ve geri dönmeyeceğiz.

– VU/İnadına Haber / 10 Eylül 2015 Perşembe –

Haber Kaynağı: Hürriyet, Evrensel, DİHA

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:06+00:00 10 Eylül 2015|

Leave A Comment