Faşist Faşist Olduğunu Anlasaydı

Bugün gerçeği gören ve daha önemlisi yaşayan herkes, trajikomik bir memleketin bodrum katında hapis kalmış gibi. İnsanlara gerçeği anlatabilmek o kadar zor ki, o duvara balyozlarla giriştiğimizde bile acılı bir titremeyle geri dönüyoruz. Ama faşizm işte böyledir, faşiste ‘güzel kardeşim’ diyerek bile anlatamazsın faşist olduğunu. Eğer Gerarg Depardieuanlasaydı bu trajikomik durumdan en çok kendi erkek egosu zedelenir ve anında keserdi düğümü. Örneğin, Gerard Depardieu’nün lince uğraması olayında…

Türkiye’nin ezilen tüm halkları, aynı yürek burkan acının içinde yaşıyor. Her biri aslında aynı faşizan baskının içinden geçiyor, bazıları yaşam tarzlarındaki farklardan veya sadece öyle olagelmişlikten daha şiddetli baskı altında. Ama asıl trajikomik olan bu halkların aynı baskıya maruz kaldıkları için aynı yaşama, aynı şekilde sarılacaklarının düşünülememesi… Mesela dün Cizre’de “Ermeniler sizi çok seviyor. Ermenisiniz…” anonsu yaptığında polisin bunun bir küfür olmadığını anlayamaması… Bunların hepsi tekil bakış açısının gerçeği göremediğini gösteriyor.

“PKK, 30 yıldır polis kadar propaganda yapamamıştı”

Demirtaş’ın sözleri çok açık, gerçeği gözler önüne seriyor. Gerçek şu, faşizm halka öyle bir baskı yapıyor ki, halk tabi ki kendini koruyanla bir olmak isteyecek. Leyla Zana’ya sarılacak.
leyla-zana-yeminÇünkü Leyla Zana, sadece Kürtçe yemin etmek istediği için cezaevinde olduğu yıllarda bile bu kadar üzgün, bu kadar harap ve derbeder görünmemişti. Çünkü Zana, birilerinin aksine halkların günlük yaşamını veya sadece yaşamını ortaya koyup bundan siyasi pirim elde etmek istemiyor.

Ama belki aydınlanırım diye ana akım medyadan başka bir şey izlemeyen, sosyal medyadan uzak duran ve hatta “Eğer twitterı kapatırsanız barış gelir,” diyenlerin bunu anlayacağını düşünüyor muydunuz? Kaç kişi Zana’nın açlık grevinde olduğunu biliyor?

E Be Güzel Kardeşim!

“Güzel kardeş” güzellemesi yapmamak lazım. Oturup açık açık gerçekleri anlatmak lazım. Bunu da en ciddi dille, en doğru şekilde, insafsızca anlatmak lazım.

Sen bayrağınla sokağa çıkıp ölen askerleri anmaya çalışırken, öteki tarafta senden güç alan milliyetçilik edebiyatı halklara zulmediyor, insanları öldürüyor. Sen onların arkasındayken, faşizm yapacağını yapıyor, binaları yakıyor, linç ediyor. Bu sefer çıkma, çıkma ki, daha sonra yine acılarımızı birlikte sokakta yaşayabilelim. Yoksa tren kaçıyor. Biraz da sen yap, hep isteme yani…

Buradayız Kolektifi’nin anlattığı kronoloji de şurada bir dursun ki, belki görünce güzelleşirsin be kardeşim!

buradayız

 

Gök Taner | İnadına Haber

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:06+00:00 11 Eylül 2015|

Leave A Comment