Hal Ve Gidiş: “SAVAŞ”

Toplumsal barış taleplerini savaşı durduran değil gidişatını etkileyen bir faktör olarak ele alıp, savaşan ana aktörler açısından dokunmak istediğimiz noktalar var.

PKK ve Devlet, savaşan iki taraftan en güçlü vuruşları yapan hangisi ise psikolojik üstünlüğü ele alıyor, şu durumda bu üstünlük PKK’nin elinde. Öyle ki henüz asıl gücünü sahaya sürmediğini ilan ederek gözdağı veriyor. PKK, şu durumda tek taraflı ateşkes ilan eder mi, etmez. Psikolojik üstünlük elindeyken ateşkes talebini devletten bekler, yoksa yoğunlaştırarak savaşmaya devam eder.

Ya devlet şu durumda ateşkes talebini kabul eder yada ister mi, istese bile isteyemez. Çünkü bu, devlet olarak aczini kabul etmesi anlamına gelecektir zira cephede kendisine karşı savaşan güçler karşısında kaybettiği moral üstünlüğü, prestiji ancak Kürt illerinde  sivilleri keskin nişancılara avlatarak kurtarmaya çalışıyor. Çareyi silahlı sivil direniş olan kentlere kasabalara saldırmakta buluyor.

Erdoğan Cuntası, iki ucu keskin bıçak üzerinde ilerlemeye çalışıyor. HDP ve CHP nin temsil ettiği kitle, AKP’nin artık desteğinden, oyundan umudu kestiği kitle, Saray Cuntasını “kendi saltanatı için bu savaşı başlatmak, bu ölümlere sebep olmakla” suçluyor.

Bu savaş ilanından memnun olan, milliyetci, türkçü kitle ise bu savaş ilanını AKP’nin bir aldatmacası olarak gördüğünden, PKK’nin bu denli güçlenmesinin sorumlusunun AKP yürüttüğü çözüm süreci olduğunu düşünüyor ve,  onlar da ‘şehit’ cenazelerinin sorumluluğunu AKP’ye yıkarak mesafeyi daha fazla açıyor.

Bu iki zıt ama Tayyib’in saray sultasına karşı olmakta ortaklaşan iki halk kesimi  ‘şehit’ cenazelerinde aynı tepkiyi gösteriyor, “Bu savaşın sebebi Saray Cuntasının saltanat hevesleridir“. AKP’yi iki taraflı da vuran esas etkili söylem asker polis cenazelerinden geliyor. Tayyip, tek bir kez alabildi mikrofonu eline propaganda için bir polis cenazesinde, ama sonra halktan gelen tepkilerle ona da pişman edildi. ‘Şehit’ yakınlarını tutuklatıyor, ama bu sefer tepkiler vurulan polislerin bizzat cebinden vasiyetname olarak çıkıyor, büyük çaresizlik.

Bu durum savaşan taraflardan PKK için ne anlama gelmektedir? Daha çok cenaze ve Tayyib’e karşı daha fazla tepki. Şimdi PKK tek taraflı ateş kes ilan eder mi, etmez. Tersine savaşı tırmandırır, düşmanını geriletmektedir çünkü.

Tayyip Cuntası seçimlere kadar savaş politikalarından milim kımıldayamaz, çok mecbur kalmazsa. Çünkü barışta kaybettiği inandırıcılığı savaşta da tümüyle kaybetmesi anlamına gelir ki bu AKP’nin tam anlamıyla çöküşüdür.

Bu noktada her türlü sol-liberal çevreden gelen barış taleplerinin savaşın gidişatında rolü nedir? Devlet, yani şu durumda Cunta,  barış söylemini tümüyle savaşan taraflardan PKK’ye çoktan kaptırmıştır. Kızılay’da polisler zorla dağıtacakları kitleye anons geçerken, “Gaz sıkarsak dağılma yönünüz şu taraftır” diye bir anonsa geçer, böylece “Sizi araya alıp ezmeyeceğiz bir kaçış yönünüz olacak” demek ister. PKK şu anda hem savaşın psikolojik üstünlüğünü hem dağılma istikametinin (barış) inisiyatifini elinde tutuyor.

PKK ne zaman ateşkes ilan edebilir bu durumda? Savaşı tırmandırıp psikolojik üstünlüğün en zirve noktaya vardığını düşündüğü anda, barış söyleminin de en güçlü etkiyi yapacağı farz edilen zamanda, ve seçime diyelim ki az kala. Psikolojik üstünlük elinde olmayan tarafın barış ilan etmesi zayıflığın, kaybetmişliğin, aczin işareti olur çünkü.

PKK tek taraflı ateşkes ilan ederse bile Saray Cuntası saldırıyı durdurabilir mi peki? Durduramaz, çünkü artık onların ne savaşa ne barışa ikna edebileceği kendi fanatikleri dışında kimseleri yok. Kısacası Saray savaşmaya mahkum, tek taraflı ateşkesten sonraki ölümlerin sorumlusu ise daha fazla Saray daha fazla Cunta daha fazla Tayyip olarak görülecektir, bu Cunta için bir çıkmazdır artık.

Devlet şu anda PKK’nin elindeki psikolojik üstünlüğü PKK tek taraflı ateşkes ilan etmeden ele geçirmeye çalışmaktadır. Cizre gibi şehirlere bu kadar vahşice yönelmesi bu yüzdendir. Hızla düşen oyları görünce şu andaki durumlarına şükredip seçimi ertelemeyi deneseler bile, bu başka bir inandırıcılık sorunu oluşturacağından ancak çöküşü hızlandıracak ve kez de muhalefet seçim isteyecektir.

Tek bir yolları var; yaşadığımız zaten yarı-darbe durumunu tam darbeye dönüştürüp parlamentoyu fesh ederek yönetime doğrudan el koymak ki, orduyu vali emrine veren Davutoğlu genelgesine bakarsak kitlesel başkaldırı bekliyorlar.
Kürt halkı bu duruma karşı kendini savunmaya hazır. Ama elinde bir haritası olmayan ve en çok ‘Barış Barış‘ diye bağıranlar ise ‘Yahşi Batı‘daki bizleriz. Bu da bizim çıkmazımız olmasın…

Oktay İnce – 06 Eylül 2015 Pazar

Kapak Görseli: İnadına Haber – 6 Eylül 2015 Tarihli ‘Barış’ Mitingi‘nden, Savaş ve Kaos Ortamının Kaynağını İşaret Eden ‘Yasaklı‘ Bir Pankart

Print Friendly, PDF & Email
2015-09-06T22:40:06+00:00 6 Eylül 2015|

Leave A Comment