Hiç ufacık kızınız, canınız kucağınızda öldü mü?

Cizre’de 9 günlük sokağa çıkma yasağının kaldırılışının 3. gününde yasağın son bulmasına rağmen hava karardığında Cizre tam anlamıyla bir hayalet şehre dönüşüyor. Sokaklarda tek bir yurttaşa dahi rastlamak mümkün olamuyor. Zırhlı araçların şehrin kilit noktalarında hazır halde bekletilmesi ise Cizrelilerde yeni saldırıların olabileceğine dair tedirginlik yaratıyor.

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_04-20150916(Cemile'ninAilesi)Taziye evindeyiz. 9 gün süren ablukada hayatını kaybeden 21 yurttaş için Cizre Belediyesi tarafından tahsis edilen Cudi Taziye evi sabah 8’den akşam 6’ya kadar dolup taşıyor. Taziye evinde yastan ziyade bir dayanışma havası hakim. Gün boyu taziyeye gelen yurttaşlara çay ve su ikramının yanı sıra yemek servisi yapılıyor. Çocuğundan gencine, gencinden yaşlısına, gün boyu hutbe okuyan imamına kadar herkesin tek bir özlemi tek bir isteği var; Barış. Cizre’deki polis saldırılarının 2. gününde 13 yaşındaki kızını kaybeden Emine Çağırga yakasında kızının fotoğrafıyla taziye evinde. 1992’de polisin Cizre’ye dönük saldırısında 7 yakınını kaybetmiş. “Bu nasıl kader” diye soruyor. Devletin bunca zulmünü yaşamış Emine Çağırga’nın bir oğlu askerde. “Oğlum aradı, iyiyiz dedik” diyor.

Evinde Sırtında Vurulan 13 Yaşındaki Cemile…

Yanına oturuyoruz Emine Çağırga’nın. Gerisini ondan dinleyelim:

Cemile eve gelip ‘Anne sokağa çıkma yasağı ilan edildi’ dedi. Ondan sonraki süreçte bizi ablukaya aldılar. Ağır silahlarla, tanklarla, toplarla evlerimize saldırdılar. Evde duramadık, dışarıya çıktık. Dışarı çıktığımızda, tenekelerle, davullarla ses çıkarıp eylem yaptık. Sokakta çocuklar da vardı, Cemile de onların arasındaydı. Cemile koşarak eve geldi, ‘Anne kurşun teyzemlerin evine isabet etti’ dedi. ‘Bir şey olmaz’ dedim. Arkamı döndüm o sırada evlerimizi taradılar.
Tekrar döndüğümde Cemile’nin yerde olduğunu gördüm. Hemen yanına koştum…
Cemile gözlerime baktı ‘oy anne’ dedi ve orada can verdi…

“Cemile’yi o gece koynumda yatırdım”

Emine Çağırga, Cemile’nin vurulmasından sonra yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_03-20150916(Cemile'ninAilesi)Hayatını kaybettikten sonra hastaneyi aradık. Sağlık çalışanları can güvenlikleri olmadığını, gelemeyeceklerini söylediler. Zaten ambulansların çoğu polislerin elindeydi. Hastanede 1 tane doktor vardı onu da polisler baskı yaparak ilçeden kaçırdılar. Cemile’yi o gece koynumda yatırdım. Sabah kalktığımda ellerine kına sürdüm. Sonra kızımın bedeni kokmasın diye dondurucuda muhafaza ettim. Kızımın cansız bedeni 24 saat koynumda kaldı, 24 saat da dondurucuda kaldı. Sonra bir şekilde ambulans geldi, tabut olmadığı için tahtaları birleştirip Cemile’yi üzerine koyduk. Polis, bizim cenazeyle gitmemize izin vermedi. Vekiller araya girdi ama dinlemediler. ‘Şırnak’a götüreceğiz’ dediler ve nereye götürdüler bilmiyorum. Yasağın kalktığı gün cenazeyi teslim alıp mezarlığa defnettik.

Bir Oğlu da Asker Olan, Emine’nin Acılı Annesi: “Yeter Saldırdığınız, Barış İstiyoruz Artık”

Anne Çağırga, bir oğlunun askerde olduğunu söylüyor. Polisin ya da bir askerin silahından çıkan kurşunla can veren Cemile’nin ağabeyi asker. “Biz ne polisin, ne de askerin ölmesini istiyoruz” diyen Emine Çağırga, barış istediklerini belirterek, “Parası olanlar çocuğunu askere göndermiyor. Cemile’nin ağabeyi askerde. Bizi aradı, nasıl olduğumuzu sordu; İyiyiz dedik, Cemile’nin öldüğünü söyleyemedik” dedi.

Davutoğlu’nun Cizre açıklamasına da tepkili olan anne “Başbakan, cumhurbaşkanı gelip kızımı görsünler, o küçük çocuk nasıl terörist olabilir? Kızımın cenazesi günlerdir dolapta, dünya alem gelip onu görmeli ve terörist olmadığını bilmeli. Belki ölenler arasında PKK’lılar da vardır, bilmiyorum ama 10 yaşındaki çocuk, yedi çocuk annesi Maşallah, onun gelini Zeynep, 70 yaşındaki yaşlı adam da mı terörist?” diyor.

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_01b-20150916(Cemile'ninBabasi)1992’de ablukaya alınan Cizre’de polisin ağır silahlarla saldırması sonucu 10 yaşındaki kızı Fatma dahil ailesinden 7 kişiyi kaybeden Emine Çağırga, “Bu nasıl kader” diye soruyor. “9 çocuğum vardı ikisini katlettiler. 1992’de aynı evimize yine saldırdılar. O saldırıda kızım Fatma ile beraber kayınbabam, kayınvalidem, Cemile’nin iki halası, amcası ve kuzeni katledildi. Benim de hâlâ tek kulağım duymuyor, ayaklarım sakat, kafam ameliyatlı. Artık yeter barış istiyoruz” diyor. Devletin yaptığı yanlış açıklamalara kızgın olan baba Ramazan Çağırga da “Sivil ölümü yok diyorlar, gelip 10 yaşındaki teröristleri görsünler. Sürekli ‘kimse ölmesin’ diyoruz fakat sadece benim ailemden 7 kişi öldürüldü. 53 yaşındayım ama siz oraya 200 yıla yetecek kadar şey yaşadı diye yazın” diyerek tepkisini dile getiriyor.

“Çözüm süreci değil derin dondurucuda olan, kızkardeşim Cemile…”

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_05-20150916(Cemile'ninAilesi)1992’de evlerine düşen bombanın patlamasıyla daha bir yaşında iken dizinden yaralan Cemile’nin ağabeyi Baran (nüfus memurunun, ‘terörist ismi’ diyerek kimliğine de Behrem yazdığını söylüyor) “Facebook’da, Twitter’da o cenaze Cemile’nin değil, Filistin, Gazzeli bir çocuğun cenazesi olduğu yönünde yanıltıcı yorumlar yapılıyor. Doğrudur, biz de sekiz gün boyunca Gazze koşullarında yaşadık ve aynı onlar gibi biz de çocuklarımızın cenazesini derin donduruculara, soğuk hava depolarına bırakmak zorunda kaldık” diyerek isyan ederken “Barış ve çözüm süreci nereye konuldu bilmiyorum ama başbakan ve cumhurbaşkanı bilmeli ki biz o derin donduruculara cenazelerimizi koymak zorunda kaldık” diyerek politik hırslarla kaosu körükleyen ve onunla beslenen siyasilere de cevap veriyor.

“Biz Kardeşlik Dedikçe Onlar Vurdular”

Taziye evinden sonraki durağımız polis saldırılarında en çok hasar gören Nur Mahallesi. Evinde kırılmadık camı, yıkkılmamış duvarı kalmayan Hatice Göçer karşılıyor bizi ve 9 günlük katliam günlerinde yaşananları anlatıyor; “Yasağın ilan edilmesiyle birlikte tanklarla, ağır silahlarla saldırdılar. Çocuklarımız korkudan bize sarılarak ağlıyordu. Biz de ölümü bekliyorduk. Evimize ateş ederlerken bir odadan diğerine kaçıp kendimizi yere atıp sadece dua ediyorduk, başka çaremiz yoktu. 9 gün boyunca bizi eve tıktılar. Ne elektrik, ne su, ne de yiyecek bir şeyimiz vardı. Damdaki depolarda suyumuz vardı. Su içemeyelim diye silahlarla depoları parçaladılar. Klimaları bile parçaladılar. Barış istemekten başka onlara hiçbir şey yapmıyoruz, neden bize böyle yapıyorlar? Kötülük değil sadece barış istiyoruz.

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_07-20150916(NurMahallesi)70 yaşındaki Halime Sürmez, “Tek isteğimiz bize yardım etmeniz” diyerek kolumuzdan tutup zarar gören evini gösteriyor. 8 gün 8 gece mahalleyi çevirip abluka altına aldılar deyip devam ediyor:

Evlere ne yaptıklarını görüyorsunuz. 3 gün 3 gece içecek suyumuz bile yoktu. Bunu biz Allah’a havale ettik. Biz bu topraklarda barış istiyoruz. Asker, gerilla, polis ölmesin, sadece barış gelsin istiyoruz. Ama biz ne kadar kardeşlik dersek onlar bize düşmanca yaklaşıyor. Kendi topraklarımızı bırakıp nereye gideriz? Bu devletten değil başka devletlerden yardım istiyoruz.

6 Aylık Bebeği Kucağında, Keskin Nişancı Dürbünündeki Zeynep

Birkaç sokak ötede bir başka evden ağıtlar yükseliyor. Burası 11 Eylül’de yedi çocuk annesi 35 yaşındaki Maşallah Edin ve bir çocuk annesi 17 yaşındaki gelini Zeynep Taşkın’ın yaşamını yitirdiği yer. Kapının önünde hala kan izleri duruyor.

Katibe Edin, Maşallah’ın eltisi. Olayı şöyle anlatıyor.

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_08-20150916(NurMahallesi)“Maşallah’ın tır şoförü olan eşi Ahmet, o sıralarda Irak’ta. Ailesini merak edince amcasının ev numarasından Maşallah’ı arıyor. Gelini Zeynep ile birlikte telefona gidiyorlar. Silah ve patlama sesleri artınca kadınlar, evde bulunan çocukların için kaygılanıp dışarı çıkıyorlar. Kapıdan ilk çıkan Zeynep oluyor. Çıkar çıkmaz kucağında altı aylık bebeği Berxwedan ile yere yığılıyor. Genç kadın hemen orda ölüyor. Bebek ise topuğundan ve kulağından yaralanıyor. Bebeğin çığlığına koşan genç babaanne Maşallah, sokağa fırlıyor ardından da eşinin amcası Eşref. Maşallah sokakta, amca da kapı arasında. Amca bebeği kapıp bahçe kapısına koşuyor tam o sırada o bacağından vuruluyor. Gelinin avluya sürüklemeye çalışan Maşallah da o sırada yere yığılıyor.”

Maşallah’tan geriye yedi çocuk öksüz kalırken, henüz üç yaşında olan Çiçek hala emzik emiyor. Berfin ise beş yaşında. İki küçük çocuğu teselli etmek Katibe’ye kalıyor.

Berfin’e annen Şırnak’a gitti diyorum, Çiçek ise daha bişey anlamıyor ama günlerdir ağlıyor. Babaları da hasta, bu çocuklar annesiz kaldı.” diyen yenge Katibe, evlerinin önündeki kan izlerine bakarken annesinin öldüğünden bile haberi olmayan küçük Berfin, annesinin adını duyduğu an gözleri dolarak sessizce ağlamaya başlayınca onu teselli etme görevini de üstleniyor hemen…

Röportajlar: Cansu Pişkin – Evrensel / Hatice Kamer – BBC

İşte, cenaze törenlerinde 100 bin’i aşkın Cizrelinin uğurladığı sivil yurttaşların isimleri:

1- Sait Çağdavul (19)

2- Muhammed Tahir Yaramış (35 günlük)

3- Cemile Çağırga (13)

4- Osman Çağlı (18)

5- Meryem Süre (53)

6- Özgür Taşkın (20)

7- Seyit Eşref Erdin (60)

8- Zeynep Taşkın (18)

9- Maşallah Edin (35)

10- Sayit Nayici (17)

11- Selman Ağar (10)

12- Bünyamin İrci (15)

13- Mehmet Dikmen (70)

14- Mehmet Erdoğan (75)

15- Mehmet Emin Açık’ın (70) 

16- Mehmet Emin Levent (21)

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_12-20150916(CenazeToreni)

– VU/İnadına Haber / 17 Eylül 2015 Perşembe –

Abluka sonrası Cizre manzaraları için tıklayın.

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:15:02+00:00 17 Eylül 2015|

Leave A Comment