[Yazılama] – Barış Gazetecisi Değil Direnişin Medyasıyız

Evet öyleyiz. Ankara Barış Bloku medya panelinden sonra daha daha öyleyiz. Barış gazeteciliği diye kürsüden tarif edilen şey şöyle bir şeydi; “savaşan iki tarafla da arana nesnel bir mesafe koy, 3. bir göz olarak bakmaya görmeye, yansıtmaya çalış, insan öldürecek veya ölecek kadar kutsal hiçbir amaç yoktur, bir tarafın haklılığı ona insan öldürme hakkı vermez, savaşanlara, onların taleplerine, savaşın niçin çıktığına değil, savaştan zarar gören 3. tarafları gör, gerisi humanizma humanizma,” falan gibi şeyler düşün.

“Yurttaş gazeteciliği”nde olduğu gibi “barış gazeteciliği” kavramı da, iyi tahmin ettiniz, batıdan ithal. Düşünceyi üretmek, yorumlayarak kendi koşullarımızda yeniden üretmek adetimiz olmadığı için çeviri kavramlar olduğu gibi bize şablon, takıver cuk otursun.

Efendim şu gazeteciliğini yapacağın barışın savaşları türlü türlü. İran ile Irak devletleri sınırlarını genişletmek için yıllarca savaştı, tam barış gazeteciliği yapılacak savaş oydu ya da emperyalistler dünyayı bölüşmek için birkaç kere birbirlerine girdiler, biri ötekini işgal etti, öteki berikini böldü, başkentini duvarla ayırdı.

Bir de şöyle savaşlar oldu, Yankeeler Vietnam’ı işgal etti. Vietnamlılar savaşmakta yüzde yüz haklıydılar, Conilerin bedenlerinde kamış mızraklarla delikler açmakta da. Kimse onlara niye savaşıyorsunuz, niye öldürüyorsunuz diyemezdi, diyemedi, dünyadan örnekler çoktu. Orada barışın bir tek anlamı vardı “yankee go home”, ki barış gelsin. Evet haklı savaşlar vardır, veya bir savaşın haklı olan tarafı vardır. Bu ayan olduğunda “barış” haklı olarak görülen tarafın taleplerinin gerçekleşmesidir, bunu savunmaktır.

Gelelim barış isteye isteye bitiremediğimiz kendi savaşımıza. Yukarıdaki örneklerden farklı olarak bizimki bir iç savaştır, bir toplumsal savaştır. Kürt özgürlük hareketinin, Kürtlerin halk olmaktan kaynaklanan haklı temel talepleri vardır. Bizler, “direnişin medyası” olarak, bir üçüncü göz, tarafsız falan değiliz, bu taleplerin tarafıyız, savaşın taraflarından birinin taleplerinin, verdiği mücadelenin tarafıyız, ortadan konuşup “barışş barışşş barış” diye inleyemeyiz. Bu ülkede “barış” sözcüğünün karşılığı “yankee go home”dur. Yani,” demokratik çözüm”. Çözüm yoksa barış da yoktur. Ha ne vardır, çatışmasızlık, ateşkes. Hiçbir barış acil olarak yapılamaz, ama ateşkes saniyede.

Sonra bizler, yalnızca Kürt halkının taleplerinin haklılığından dolayı bu savaşın tarafı değiliz, zaten aynı güç hepimize savaş ilan ettiğinden, hepimizi yüzü koyun yatırıp kelepçe takarak düşman sınıfına yerleştirdiğinden, en küçük politik faaliyetimize saldırdığından, işkence ettiğinden, düzmece sebeplerle içeri attığından dolayı da bu savaşın tarafıyız. Bu savaş sadece PKK ile devletin savaşı değil, hepimize, halka ilan edilmiş bir savaş, özellikle “iç darbe yasaları”yla ön hazırlığı yapılmış bir savaş.

Savaş sadece karşılıklı ateş eden güçler arasında olduğunda savaş değildir. Son iki buçuk yıldır, diyelim ateşkes süreci boyunca, Erdoğan Cuntası tek taraflı öldürüp duruyordu, Roboski’yi, Gezi’yi, Kobani direnişini, hatta son anda Suruç katliamını hatırla, şimdi sadece karşılıklı ateş ediliyor. Üç gün sonra PKK ile ateşkes olsa, bu cunta sokaklarda elinde sapan var diye çocukları öldürmeye devam edecek, savaş bitmiş mi olacak?

Biz haberciler, sadece haberci olarak bile maruz kaldığımız baskıları düşündüğümüzde, bu herkesi ezen, kendi yasalarını bile rafa kaldırmış Cuntaya karşı mücadelede kendimizi taraf hissetmiyor muyuz?

Barış sözcüğünün artık ülkemizde doğrudan Kürt meselemizin demokratik çözümüne vurgu yapan bir kodlamaya dönüş olması bizim şansımız öte yandan, yani kavram Kürt halkı tarafından o kadar uzun zamandır kendi talepleriyle birlikte kullanıldı ki, o somut içerik o beyaz güvercinle simgelenen soyut kavrama yapıştı, ayrı düşünülemez oldu.

Savaşın nedenlerinden, barışın somut içeriğinden koparılmış, salt bir humanizma, “savaş kötüdür çünkü çocuklar ölür” üzerinden giden barış söylemi, bloku, gazeteciliği, şu gün yaşamakta olduğumuz zulme karşı direnişi zayıf düşüren bir içeriğe sahiptir. Barış talebi şu an bir toplumsal talep olsa bile. Sadece barış istemek yeterli değildir, devamında barışın koşulu, somut içeriğiyle birlikte anılmadıkça. “Yankee go home”, yani Kürt halkı için “demokratik çözüm”, tüm ülke için “demokrasi”…

Oktay İnce | 2 Eylül 2015 Çarşamba

Print Friendly, PDF & Email
2015-09-02T14:27:36+00:00 2 Eylül 2015|

Leave A Comment