Bayrağınla gittin de dövülüp, sövülüp alandan mı kovuldun?

20151011_BarisMitingineSaldiri-AnmaCenazeler@GarSihhiye-IH_00b

Yine bir katliam…

Cümleler, “Ben de gidecektim ama…” diyerek başladı ve sonu gelmedi hüznün, kederin. O an orada olmadığına sevinemeyen bir halk, Ankara Katliamı (Kara Cumartesi) ile uyandı o lanet güne. İnsan olanın hüznü, kederi yine yeniden dağları aştı. Avazı çıkana kadar bağırmak isteyen herkes, daha da derin bir sessizliğe büründü Cumartesi’nin en kara olduğu o günde.

Mitingde olduğunu ya da sadece oradan geçen bir yolcu olduğunu düşünen insan, kendilerini merak edenlerden gelen telefonlarla yaşadığını idrak ettiğinde aklına gelen tüm tanıdıklarını aramaya, sormaya, onlardan haber almaya çalıştı dehşete kapılarak. Arkadaşının sesini duyduğuna sevinemedi, kucağındaki cansız bedene sarılıp ağladığını duyunca. Ölüm sessizliğine büründü her yer. Hiçbir şeyin yapılamadığı, hiçbir kelimenin sarf edilemediği o anda, sağ kurtulan tanıdığının sesini duyduğuna sevindiğini nasıl söylerdi bir insan? Tanımadığı, bilmediği, görmediği, sesini duymadığı katledilen her bir canın acısını yüreğinin en derinlerinde hisseden bir insan nasıl iyi olabilir bundan sonra? Yaşamayı birçok kişiden daha çok hak eden onca güzelliğin, barış için yollara düşenlerin bedenlerinin parçalara ayrıldığı, bulunamadığı, bulunanların ise teşhis edilemediği bir memlekette nasıl umutla bakar geleceğe, nasıl hiçbir şey olmamış gibi yaşamını sürdürmeye devam edebilir?

Hiç de kolay değil bu ülkede nefes alıp vermek. Bedenleri parçalanarak katledilen canların ailelerinin yanı sıra yaralanarak fiziksel bütünlüğünü kaybeden ve travma geçiren yüzlerce can ve aileleri nasıl devam edecek yaşamına? Hele ki barış isteyen, insanlar ölmesin diyen ve o lanet günde azılı katillerce katledilen çocuklarının, annelerinin, babalarının, kardeşlerinin, sevgililerinin, eşlerinin, arkadaşlarının arkasından sırf HDP bayrağı taşıyorlar diye “oh” çeken, terörist diyenlerle aynı havayı solurken nasıl nefes alıp verecek o tertemiz insanlar ve aileleri?

IMAG5222-001

Türk bayrağı yoksa katliam meşru

Her katliamda ve olayda olduğu gibi yine Türk bayrağının olmamasını, ölen askerler için sokağa çıkılmamasını gerekçe göstererek tarihin en büyük katliamlarından birisini daha meşrulaştırmaya çalışan, kanla beslenmekten zevk duyan canilerle karşı karşıyayız!

Sıhhıye’de gerçekleştirilen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne sırtında Atatürk baskılı Türk bayrağı ile gelen kadını ve yine o gün, orada CHP Malatya Gençlik Kolları’ndan 11 kişinin katledildiğini görmezden gelmeye devam eden sen, bir bayrak alıp gitmeyi akıl edemediysen bu orada katledilen, yaralanan insanların suçu mu? Ya da bayrağınla gittin de orada dövülüp, sövülüp alandan mı kovuldun? Neyin derdindesin? Neyin kafasını yaşıyorsun? Eylem ve mitinge katılmaktan, bağırmaktan, slogan atmaktan aciz misin? Neden senin yerine, senin istediklerini başkaları yapsın istiyorsun kendin evde kıçını yaya yaya otururken? Gezi’de de bugün de sokağa çıkıp haykıran onca insan sizin maşalı eylem timiniz mi? Çok biliyorsanız ve çok akıllıysanız sosyal medyada değil sokakta çıkarın sesinizi. Hani olur da kıçınızı bulunduğu yerden kaldırabilirseniz yapacağınız eylemlerde hakarete, ötekileştirmeye yer olmasın. Barıştan bu kadar korkmayın. Devletin silahları size de doğrultulmadan aklınızla hareket etmeyi öğrenin.

Katliamların faillerinin bilindiği, kimsenin yargılanmadığı bir ülkede üstüne bir de sizlerle yaşamak gerçekten çok zor.

#BarışHemenŞimdi

Kronik Muhalif | İnadına Haber

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:14:52+00:00 12 Ekim 2015|

Leave A Comment