Devlet Katliamı Biliyormuş, Ama Sadece Kendini Korumuş

Ankara’da 10 Ekim günü 107 yurttaşımızın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan katliamın, devlete bağlı istihbarat birimlerinin bilgisi dahilinde gerçekleştiği ve her türlü istihbaratın olaydan çok önce elde edildiğine dair gün geçtikçe dikkat çekici bilgiler ortaya çıkıyor.

“Gayretlerimiz IŞİD’i Aklama Yönünde”

Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün gerçekleştirdiği trajikomik konuşmasında kullandığı “Burada DAEŞ var, PKK var, El Muhaberat var, PYD var. Hepsi beraber bu eylemi ortak planlamışlardır” şeklindeki akıl almaz ifadeler yoluyla katliamda her geçen gün daha net bir şekilde IŞİD ve ‘Faili Meşhur‘ ortağına yönelen okları hedeften saptırma gayretleri ile birlikte, AKP hükümetinin “Irak Şam İslam Devleti“ni meşrulaştırma girişimleri ve her gün ele geçen yeni delillerle ortaya çıkmaya başlayan karanlık ilişkilerin ve bilgilerin halka doğru bir biçimde ulaşmasını engellemek amacıyla yaratmaya çabaladığı ‘kirli bilgi çorbası‘na rağmen gerçekler rengini belli etmeye başladı.

AnkaraKatliamiOncesinde-BombaliEylemIstihbaratBelgesi_20151022

Ankara katliamından Kısa Süre Önce Alınan ‘Bombalı Eylem’ İstihbaratının Belgesi

Son olarak DİHA’nın ulaştığı askeri ve sivil kaynaklı tanıklar bu iddiaları açıkça doğrular nitelikte. Çankaya bölgesinde bir lojmanda yaşayan askeri bir kaynağa göre, patlama sabahı lojmana giriş çıkışlar ‘canlı bomba‘ gerekçesiyle yasaklanırken, yaklaşık 2 aydır Gazi Orduevi’nde çalışan işçiler ile araçlarının ise patlama sabahı saat 06:50 sıralarında askerler tarafından “Ankara’da büyük bir patlama olacak” gerekçesiyle Orduevi’ne alınmadığı bilgisine ulaşıldı.

Patlama istihbaratının 3 gün önceden MİT tarafından alındığı iddiaları, DİHA’nın ulaştığı tanıklarının ifadeleriyle netleşirken, söz konusu tanığın aktarımları, Ankara’da bulunan askeri birlik ve bölgelerin, gerçekleşecek patlamaya dair kesin istihbarata sahip olduğuna işaret ediyor.

Askeri Lojmanlarda ve Orduevlerinde ‘Canlı Bomba’ Alarmı

Deniz Nazlım’ın haberine göre, kimliğinin açıklanmasını istemeyen Çankaya bölgesindeki bir askeri lojmanda yaşayan bir askeri kaynak önemli iddialarda bulundu. Söz konusu kaynak, patlamanın yaşandığı günün sabahı saat 07:30 sularında askerlerin, lojmanların kapılarını tek tek çalarak, lojmanlardan giriş ve çıkışların yasaklandığı uyarısında bulunduğunu belirtti. Kaynak, askerlerin kendilerine, ikinci bir emre kadar dışarıdan gelen misafirlerin de içeri alınmayacağı bilgisini iletirken gerekçe olarak da, “Kızılay’da iki tane canlı bomba dolaşıyor” bilgisini gösterdiklerini aktardı.

Yine bir süredir Orduevinde çalışan bir başka tanığın söyledikleri de askeri kaynağın iddialarını daha da güçlendirdi. Yaklaşık iki aydır Gazi Orduevi’nde yürütülen bir inşaat işinde çalışan Sefer E. adlı bir işçi de, patlama sabahı saat 06:50 sularında Orduevinde tanık olduğu dikkat çekici ‘bomba‘ hareketliliği aktardı. Sefer E., işçiler ve sivil araçlarla birlikte uzun süredir Orduevine rahatlıkla giriş-çıkış yaptığını ancak katliamın yaşandığı 10 Ekim Cumartesi günü saat 06:50’de ‘bomba ihbarı olduğu‘ gerekçesiyle sivil araçlarının içerini alınmadığını aktardı.

Asker: “Ankara’da Çok Büyük Bir Patlama Olacak”

Sefer E., katliamın yaşandığı günün sabahına Orduevi girişinde askerlerle arasında geçen diyaloğu şu şekilde aktardı:
Biz 45 gündür Gazi Orduevi’ne arabamızla girebiliyoruz. Daha önceden kimlik bilgilerimizi verdik, GBT yaptırdık zaten. Rahatlıkla girip çıkıyorduk. 10 Ekim günü sabah saat 06:50’de içeriye girmek istedik. Askerler bizi bırakmadı. Sonra bir uzman çavuş geldi. ‘Sana zahmet arabanı Orduevi’nin dışında bir yer var oraya park et’ dedi. Uzman çavuş bizi tanıyor, biz de onu. ‘Komutanlıktan, üst düzeyden emir var; hiçbir sivil aracı içeri almayacağız’ dedi. ‘Niye almıyorsunuz’ dedik. Uzman çavuş, ‘Ankara’da büyük bir patlama olacak’ dedi. ‘Biz de ne patlaması’ dedik. ‘Yok ya öyle böyle değil. Ankara’da çok büyük bir patlama olacak’ dedi. Biz sonra birkaç arkadaşı iş başı yaptırdık. Saat 09:00 gibi Orduevi’nden çıktık. Gençlik Parkı’nın oradan mitinge gidiyorduk ki büyük bir patlama oldu.

Sefer E., kendisinden başka arkadaşlarının da bu olaya ve konuşmalara şahit olduğunu söyledi. Ayrıca, Sefer E. tanık arkadaşlarıyla birlikte katliama ilişkin soruşturma dosyasında ifade verebileceğini ifade etti.

Patlamadan Bir Türlü Yakalanamayan Canlı Bombalar

Yine gün içerisinde, canlı bombalara rehberlik yapan araç ile birlikte canlı bombaları taşıyan aracın trafik polisleri tarafından durdurulduğu ve arama ile GBT sorgusunun ardından bırakıldığı da ortaya çıktı.

AnkaraKatliamiBombacilari_01a-20151014Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı’nın edindiği bilgilere göre, katliamdan önce rehberlik yaparak saldırı yerini inceleyen Yakup Şahin’in 14 Ekim’de savcılıkta verdiği 17 sayfalık ifadeden edinilen bilgilere göre katliam emrini veren Halil İbrahim Durgun, Yakup Şahin’in kullandığı rehberlik yapan Citroen marka aracın Gaziantep’ten, kendisinden 20 dakika önce yola çıkmasını istedi. Şahin’in ifadesine göre Durgun’un yanında, fotoğraflar aracılığıyla teşhis ettiği Yunus Emre Alagöz ile biri Arapça konuşan Suriyeli olmak üzere toplam üç canlı bomba bulunduğu belirlendi.

Halil İbrahim Durgun’un kullandığı Ford Focus marka araç, 3 canlı bombayla birlikte Şahin’in ardından 20 dakika kadar bekledikten sonra Ankara’ya yola çıktı. Hiç mola vermeyen Ankara’ya doğru önden yola çıkan Yakup Şahin’in kullandığı araç, Adana Pozantı yolunda yapılan kontrollerde trafik polisleri tarafından durduruldu.

3 Kez Aramadan Geçti, Devlet ‘Farketmedi’

Yapılan GBT sorgusu ve fiziksel aramanın ardından trafik polisleri aracın geçişine izin verirken, Yakup Şahin, Halil İbrahim Durgun’a cep telefonu üzerinden ‘yolda polisin arama yaptığı‘ bilgisini şifreli bir şekilde “Aşkım ben bekliyorum” ifadesi ile ulaştırdı. Şifreli mesaja Durgun’dan yanıt gelmemesi üzerine Şahin, canlı bombaları taşıyan aracın polis aramasına takılmasına engel olmak için geri döndü.

Edinilen bilgiye göre, Halil İbrahim Durgun’dan “Aşkım ben geçtim” şifresiyle polis aramasından geçtiği mesajının ulaşması üzerine Yakup Şahin, geri dönerek tekrar Ankara’ya doğru yoluna devam etti. Şahin’in kullandığı araç trafik polisleri tarafından aynı yoldan ikinci kez geçmesi nedeniyle şüpheli görülünce ikinci kez durduruldu. Tekrar durdurulan araçta yapılan GBT ve aramanın ardından aracın temiz olduğu gerekçesiyle gitmesine ikinci kez izin verildi.

Savcılık ifadesine göre, rehberlik yapan Yakup Şahin, canlı bombaları taşıyan Durgun’un “camları filmli Focus marka araçla yapılan sıkı aramadan nasıl geçtiğini anlamadığını” belirtti. Polis tarafından rehberlik yapan aracın iki, canlı bombaları taşıyan aracın bir kez durdurulması, GBT sorgusu ve arama yapılmasına karşın yola devam eden araçlar mola vermeden Gölbaşı’na kadar geldi. Her iki araç Ankara Gölbaşı’na gelince buluşarak mola verdi. Durgun ve Şahin şifreli mesajlaşmaları yaptıkları telefonları Gölbaşı’nda verdikleri molada kırarak imha etti. Durgun’un talimatı üzerine Şahin, herhangi bir sorun olması durumunda haber vermesi amacıyla saldırının gerçekleştiği yere giderek gözcülük yaptı.

Haber Kaynağı: Mahmut Lıcalı – Cumuriyet / Deniz Nazlım – DİHA

– VU/İnadına Haber / 22 Ekim 2015 Perşembe –

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:14:46+00:00 22 Ekim 2015|

Leave A Comment