Devlet’in İnsandan Saymadıklarını İHD Saydı: 2,5 Aylık Katliam Bilançosu 96 Sivil

Suruç Katliamı ile startı verilen kaos sürecinde, Suruç’ta katledilen gençlerin haricinde bölgede gerçekleştirilen saldırı ve operasyonlar sonucunda devletin yasal kurşunlarına hedef haline gelerek hayatını kaybeden 21’i çocuk 96 sivil yurttaşımız İHD raporlarına yansıdı.

IHD-Logo_01Geçici hükümet başbakanı Davutoğlu’nun “hiçbir sivil kaybı olmamıştır” dediği ve emniyet güçlerince çoğunluğu kent merkezlerindeki sivil yerleşim bölgelerine düzenlenen saldırılarda İnsan Hakları Derneği (İHD) raporlarına göre 21 Temmuz – 30 Ağustos tarihleri arasında 48 sivil yaşamını yitirirken devlet terörünün Eylül bilançosu ise 46 sivil yurttaşın katledilmesi şeklinde gerçekleşti.

Emniyet güçlerinin saldırılarında çoğunlukla uzun namlulu silahlar, zırhlı araçlardan atılan bombalar ile roketatarlar kullanılırken, saldırılarda özellikle geçtiğimiz Şubat ayı içerisinde ABD’den ithal edilen ve Hamburg üzerinden Türkiye’ye getirilen ‘hollow point‘ adı verilen zırh delici mermiler de yer aldı. 3 Milyon adetten fazla alımı yapılan bu mermilerin kullanımı Fransa başta olmak üzere pek çok ülkede yasaklanmış durumda.

Emniyet'inAldigiHollowPoint&IsyanOnlemeMermileri_201502(SendikaOrg)

                     Şubat 2015’te SendikaOrg tarafından ortaya çıkartılan sevkiyatın görüntüleri

Devlete Görünmeyen 35 Aylık Bebek

20 Temmuz Suruç Katliamı sonrasında Şırnak, Diyarbakır, Ağrı, Mardin, Muş, Hakkari ve İstanbul il sınırları içerisinde en küçüğü 35 aylık bir bebek olmak üzere en büyüğü 17 yaşında toplamda 21 çocuk yaşamını yitirirken devletin en fazla çocuk katlettiği yer Suruç ve ilçeleri oldu.

20150912_AblukaSonrasiCizre_27(DIHA)Sadece Şırnak’a bağlı Cizre’de 9 gün boyunca sürdürülen abluka sırasında Cizre’de 9 gün süren sokağa çıkma yasağı sırasında 35 günlük Muhammed Tahir Yaramış, evinin önünde keskin nişancılar tarafından öldürülen ve cenazesi derin dondurucuda bekletilen 10 yaşındaki Cemile Çağırga, 10 yaşındaki Selam Ağar, 16 yaşındaki Sait Nayci, 15 yaşındaki Bünyamin İrci yaşamını yitirdi.

7 Eylül’de abluka altındaki Cizre sokaklarında özel harekat tarafından rastgele açılan ateşten kaçarak evine varabilen 10 yaşındaki Cemile Çağırga evinin avlusunda sırtına isabet eden bir polis kurşunu ile annesinin kucağında yaşama gözlerini yumarken son sözleri “Oy Anne…” olmuştu.

Cizre_SaldiriAltindaSivilHalk_03-20150916(Cemile'ninAilesi)

Nefretin Yasal Mermilere Dönüştüğü Anlar…

20150813_Diyadin_02(OzelHarekatinOldurdugu2Cocuk)12 Ağustos tarihinde Diyadin’de bir fırında çırak olarak çalışan 15 yaşındaki Muhammet Aydemir ile 16 yaşındaki Orhan Aslan adındaki çocuklar terörist oldukları gerekçesiyle çalıştıkları fırının odunluğunda özel harekat polisleri tarafından katledilirken cinayet sonrasında, polisler katlettikleri fırıncı çocukların cansız bedenlerine gerilla kıyafeti giydirmeye çalışınca çevredeki yurttaşların tepkisiyle karşılaşmış ardından pek çok yurttaş gözaltına alınarak darp edilmişti.

27 Eylül’de Bismil’de bir eve atılan bomba sonucu hayatını kaybeden 8 yaşındaki Elif Şimşek, tüm akrabaları yaralanarak hastaneye kaldırıldıkları için ailesi olmadan toprağa verilirken, Emniyet Müdürlüğü patlamanın PKK tarafından atılan bir roket sonucu olduğunu açıklamış, ancak görgü tanıklarının ifadelerinde patlama öncesinde emniyet güçlerinin ağır silahlar ile bölgeyi rastgele taramaya başladıkları bilgisi aktarılırken, olay yerindeki buluntularda da Özel Harekat tarafından sıklıkla kullanılan bomba kalıntılarına rastlanmıştı.

20150912_AblukaSonrasiCizre_03(DHA)30 Ağustos gecesi Silopi’deki evlerinin damında uyuyan 55 yaşındaki Fatma Ökten ve 14 yaşındaki kızı Berfin Ökten keskin nişancı ateşi ile vurulurken anne Fatma Ökten tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Daha öncesinde de 17 yaşındaki Mehmet Hıdır Tandoğan isimli çocuk, polis saldırısı sırasında ateşe verilen evini söndürmeye çalışırken yine bir keskin nişancı kurşunuyla ağır yaralanmış, yakınları tarafından bindirilerek acil servise götürülmeye çalışıldığı aracın hastane önünde yine emniyet güçleri tarafından taranması sonucu hayatını kaybetmişti.

3 gün önce 28 Eylül’de yine Silopi’de evine 15 metre mesafedeki dikiş kursundan dönmekte olan 23 yaşındaki Latife Tutuk, yakında bulunan askeri lojmandan açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Kardeşi vurulduğunda ilk müdahaleyi yapan ağabeyi Yusuf Tutuk “Kardeşimin kaburgasının sağ tarafından giren kurşun sol tarafından çıkmış, o yerde yatıyordu. Koşarak yanına gittim. Ambulansı aradık, ‘gelemeyiz oraya’ dediler. Kendi arabam polisin atış yaptığı yerin yanındaydı. Ateş açarlar diye korktum arabaya gidemedim. Kiracımız bir üst sokaktaki arabayı çevirdi. Aracın şoförü hastaneye gitmekten korktu ancak arabasını bize verdi. Ben kullandım. Kardeşim arkada yatıyordu. ‘İyiyim abi korkma’ dedi, ardından şehadet getirdi. Benim kardeşimin ne elinde silah vardı, ne de dilinde slogan. Polis onu, bizleri sivili katlediyor.” ifadeleriyle isyanını dile getirmişti.

Bismil’de 2’si çocuk 4 yurttaşın öldürüldüğü sokağa çıkma yasağının üçüncü gününde ise evinin yakınlarında bulunan Halil İbrahim Oruç Parkı’nda dolaşan 12 yaşındaki Berat Güzel polisin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu öldürülmüş, ardından polis’in, Berat’ın cansız bedeninin yanın bir cisim yerleştirerek fotoğraf çektiği görüntüler DİHA kameralarına yansımıştı.

20150929_Bismil'deOldurulenBeratGuzel'inYanindaMizansenYaratanPolis@DIHA_03-Kolaj

Bu cinayetler raporda yer alan ve tarafsız basına yansıyabilen devlet katliamlarından sadece birkaç tanesi. Her birinin ayrı bir hikayesi, her yiten canın hayata dair ayrı birer beklentisi ve planları varken, hatta pek çoğu daha hayatlarının başlangıcında iken Beştepe’nin yürüttüğü kirli bir güç savaşının kurbanı oldular.

Rakam Değil, Yiten Canlar

Hayatların ne yazık ki rakamlarla ifade edildiği, Suruç’ta 33 gencimizin kirli bir operasyonla aramızdan ayrılmasıyla başlatılanan bu kaos ve nefret operasyonları döneminde, halk arasındaki tabiriyle “Saray’ın Savaşı“nda, iktidarın daha kaç masum sivilin kanını dökeceği bilinmezliğini korurken kaybettiklerimizin en azından isimleriyle anılmasını değerli buluyor, bugün özellikle batıdaki büyük şehirlerden binlerce kilometre ötede olup bitenlerin gerçek yüzünün öncelikle herkesin gündeminde hakettiği yeri tüm çıplaklığıyla almasını umuyoruz.

Belki de en önemlisi, şu an için binlerce kilometre uzakta görünse de devlet terörünün, yakın tarihimiz boyunca defalarca tanık olduğumuz üzere, hiçbir zaman adres ve mesafe tanımadığını, yasal mermi ve bombaların her an herkese yönelebildiğini de akıllardan asla çıkartmamak gerekiyor.

– VU/ İnadına Haber / 01 Ekim 2015 Perşembe –

Print Friendly, PDF & Email
2017-04-27T03:14:58+00:00 1 Ekim 2015|

Leave A Comment