ÖHD Ankara Katliamı Raporu: Bağlantılar Diyarbakır ve Suruç Katliamları

Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin  21 Ekim Tarihinde açıkladığı Ankara Katliamı Raporu’nda bazı değerlendirmelerde bulundu. 10 Ekim Ankara Katliamı’nın öncesinde de Türkiye’de sosyalist, demokratik muhalefetin ve Kürt’lerin de kitlesel eylemlerindeki bombalı saldırılara dikkat çekildi.

Raporun PDF Hali

Bağlantılı Olaylar Unutulmamalı

Beş bölümden oluşan raporun ilk bölümünde, “Ankara Katliamı’na Doğru Adım Adım” başlığı altında, 5 Haziran’daki HDP Diyarbakır Mitingi’ne yapılan bombalı saldırı, 20 Temmuz Suruç Katliamı ve 10 Ekim Ankara Katliamı bağlantıları ayrı ayrı ortaya konulurken, Türkiye’nin cihatçı örgütleri destekleme politikasının aşikar olduğu belirtildi. Elde edilen bilgiler ışığında görülen organizasyonel bütünlüğe dikkat çekildi.

Katliam Sonrası Yaralı ve İlkyardımcılara Polis Saldırısı

Raporun “10 Ekim 2015 Barış Çağrısına Verilen Yanıt “Ankara Katliamı’” isimli ikinci bölümünde ise Katliam sırasında, etki alanı 1000 kişilik iki bombanın saniyelik arayla patlayarak acı olayın vuku bulduğu anlatırken, bombaların patlamasından hemen sonra, henüz SES ve TTB’li sağlık emekçileri ilkyardım yaparken polise ait akrep denilen müdahale araçlarının ve üç TOMA’nın saldırısının gerçekleştiğine ve bu saldırıların delilleri yok olmasına neden olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca bu sırada çevik kuvvetin gaz atmasıyla hem gerilimi artırmaya hizmet etmesi hem de ilkyardım faaliyetine mecburen ara verilmesi gerekmesine neden olduğu vurgulandı.

Üçüncü Bölüm: Soruşturma(ma)

Soruşturma sırasındaki hataları da göz önüne seren raporun “Katliam Sonrası Soruşturma(ma)” isimli üçüncü bölümünde, “Adli mercilerin olay yerine çok geç intikal etmesi birçok eksikliği beraberinde getirmiştir,” denildi. Delillerin kaybolmasını önlemeye ve derinlemesine soruşturma yürütülmesinin güvence altına alınması amacıyla çok kısa sürede olay yerine gelen avukatlar da olay yerinden uzaklaştırıldı ve sadece sınırlı sayıda avukatın olay yerinde kalmasına izin verildi.

Ayrıca Adli Tıp Kurumu’ndaki yetersizliklere de dikkat çeken rapor, görüntü toplanması konusundaki avukat taleplerinin de cevap verildiğini açıkladı.

Gizlilik Kararı Failleri mi Gizliyor?

Daha sonra gelen Soruşturmanın Gizliliği kararını, failleri derinlemesine incelenememiş Diyarbakır saldırısı ve Suruç Katliamı’na benzeten raporda “Suruç Katliamı soruşturmasına dair Başbakan tarafından yapılan “Suruç Katliamı failini adalete teslim ettik” yönündeki akıl almaz açıklama dikkate alındığında, ilk soruşturma işlemlerinden müşteki vekillerinin uzak tutulması ile faillerin/sorumluların gerçekten açığa çıkarılmasının istenmediğine yönelik algı güçlenmektedir,” açıklaması yapıldı.

Rapor sonucunda Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin altını çizdiği konular ise şöyle:

” • Türkiye’nin IŞİD’e ve benzeri örgütlenmelere verdiği destek teşhis ve teşhir edilmeden, katliamın sorumluluğu hukuken tartışılamaz.

• Ankara’da gerçekleşen katliam, öncülleriyle birlikte değerlendirilmeden açığa kavuşturulamaz.

• Olayın faili olduğu yönünde ciddi deliller bulunan IŞİD ve benzeri örgütlenmelerin Türkiye yapılanmaları yahut bu örgütlerin devlet içindeki bağlı unsurlarının teşhiri ancak demokratik bir zemin oluşması halinde imkanlıdır.

• Soruşturma konusu fiillerin insanlığa karşı işlenen suç kapsamında değerlendirilip ulusal, uluslararası soruşturma usul ve takip mekanizmalarının işletilerek ilerlemesi gereklidir.

• Soruşturma, Savcılık ve bağımsız soruşturmacılar yönetimine alınmadan ilerleyemez. Katliamın siyasi bağlantılarını da araştırabilme iradesi gösterecek etkin/bağımsız bir soruşturma yürütülmelidir. Buna uygun soruşturmacılar belirlenmelidir.

• Mağdur/müşteki ve yakınları ile avukatlarının bilgi ve belge erişiminin kısıtlanmasına derhal son verilmelidir. Mağdur/müştekilere ve vekillerine yönelik düşman hukuku uygulamasına son verilmelidir.

• Yaşanan katliamın psikolojik-sosyal travması bu kadar ağır iken devlet yetkililerinin muhalefeti suçlayan manipülatif söylemlerine ve olay özgünlüğünde de Barış mücadelesi yürütenlere dönük düşmanlaştıran, hedef gösteren ifade ve beyanlarına derhal son vermesi gerekmektedir.”

Print Friendly, PDF & Email
2015-10-22T11:55:44+00:00 22 Ekim 2015|

Leave A Comment