Onlar gitti biz kaldık, belli ki bir sebepten…

Katliamı gördüm, o an orada değildim ve hala yazabiliyorum…
Kuklacıları da gördüm, görmüştük de öncelerden, tanıyoruz yakinen

Çılgınca alışveriş yapanları da gördüm, gülüp oynaşanları ve akşamında eğlencenin dibine vuranları da
TV’de görüp kanal değiştirenleri de, 500 metre ötesinde ölen canları umursamayanları ve hiçbirşey olmamışçasına başını çevirenleri de…

Çok canımız yandı, kolumuz değildi belki ama yüreğimizdi sökülen

Ama en çok umarsızlar acıttı, onlar görmedikçe daha bir saplandı böğrümüze,
Daha bir yaraladı onların hissizliği, sessizlikleri insan onuruna küfrederken

Huzur içerisinde yatın canlar, bizler kaldık geriye, belli ki bir sebepten…

* * *

Dedim ya ‘hala yazabiliyorum‘ diye, o lafın gelişi… başladım ama gelmedi gerisi, öfkeden mi acıdan mı bilinmez

24 saat geçti üzerinden ama kabullenemedi hala benliğim, ne o canlara yapılanları, ne de o soğuk, sinsi kayıtsızlığını insanların
Hayat sürüyor‘ bir yalan, arada durmalı, yer yerinden oynamalı bazen, hem de insanlık namına…

Vahşet değildi sadece yaşanan, her an dayanışma vardı o güzel insanların suratında, korkudan arta kalan hatlarında
Hem de kötü günün en alasında

Kimse kendisi için orada değildi, yaralı bir genç bakmadan bile yarasına bir kızcağızı kucaklamış
Zaten topallayan bir adam başkasına baston olmuş, sırf diğeri hastaneye yetişsin diye
Kalan son sigarasını biraz önce kendisine veren genci arayan bir kadın, kan içindeki kolunu bile görmeden

Anlatmak anlamsız aslında, gözbebeklerindeydi o insanlık, bakınca gördüğün, kendini boşverip başkasına koşan insanlık

Bir boşluk oluşuveriyor o an, kaybediyorsun kendini ve ilk dostların geliyor aklına,
İçin acıyor, burkuluveriyor ‘ya onlara birşey olduysa‘ diye, tanısan da tanımasan da
Suçluluk kaplıyor içini görünce vahşeti, kanıyorsun için için “neden ben değildim de o…” diye

Karşılıksızdır bu, alınıp satılmaz dükkanlarda, marketlerde, avm’lerde. Oysa sadece ‘mal‘dır, ‘para‘dır oralarda geçen, silueti kalır sadece insanın, ruhunu sisteme satan o varlığın

İşte oydu en çok çok acıtan, o varlıklar ki Kızılay’da Tunalı’da sistemin dibine vuran, ağzından burnundan taşıran,
Poşetlerinden duyarsızlık akan, benliği egosundan ibaret, nesilsiz, kimliksiz, ‘ama‘cılar, ‘fakat‘çılar, ‘keyfime halel gelmesin de‘ciler, benliksizler…

Habersizler insanlık ve onurundan, unutmuşlar belli ki, belki dayatmalardan, belki de doğuştan
Soğuk gözlü, yitik, kayıp, zamanın karadeliğinde kaybolmaya mahkum, ruhu ipotekli hayatlar…

Merak etmiyor da değilim; yarın nasıl bakacak o donuk gözler iş arkadaşına, öğretmenine, doktoruna,
Dostunu yoldaşını Ankara’da bırakan ama asla unutmayacak olan karşı komşusuna…

* * *

Nasıl bu kadar farklılaşabilir insan, nedir özünde o kadar değer varken sahtelerine mahkum bırakan?
Ya da nedir bazılarını ‘insan’ yapan, benliğini unutturup sadece yoldaşını yaşatmaya çabalatan?
Nedir o tılsım ki, mümkün olsa, sırf o yaşasın diye yaşamının yarısından vazgeçmeye hazır kılan?

Yok, kabul etmiyorum. Sırf ipotekli ruhlar sayıca fazla diye boşa gitmedi o kadar can
Boşa değil bu uğraş, vazgeçemiyor insan olan, olmayanların ihaneti küstürse de çoğu zaman

Bir amaçları vardı hepsinin, ‘Emek‘ dedi, ‘Barış‘ dedi, ‘Demokrasi‘ dedi herbiri
Sadece elindeki bayrağı devretti belki de, ‘gözler anlatır‘ dedi son bir kez kırpmadan ‘bak ve devam et‘ diye

Yol uzun elbet, kimse kolay demedi, zafer de vadetmemişti ki yola çıkarken
Mücadelenin adı ‘Özgürlük‘, ‘Eşitlik‘, ‘Barış‘, ‘Demokrasi‘, ‘Emek‘, ne dersen de
Kısaca ‘insana, insanlık onuruna dair‘ işte

Vasiyetleri de her birimize, son anında bile bırakamadığın elinden

ve işte onlar gitti biz kaldık geriye, belli ki böyle bir sebepten…

– W/ 12 Ekim 2015 Pazartesi –

Kaybolmuş ruhlara bile ulaşabilmek dileğiyle…

20151011_BarisMitingi'neSaldiri-Anma&Cenazeler@Gar&Sihhiye-IH_00b

Print Friendly, PDF & Email
2017-10-16T10:19:11+00:00 12 Ekim 2015|

Leave A Comment