Ankara’da Suriyelilere Yönelik Saldırı, Adeta Bekleyen Provokasyonların Provası Gibi

Ankara’nın dün gece saatlerinde Demetevler semtinde eli sopalı ırkçı bir grup, semtte yaşayan Suriyelilere yönelik linç girişiminde bulundu.

Ankara’nın Yenimahalle ilçesine bağlı Demetevler semtinde akşam saatlerinde Suriyelilere yönelik linç girişimi yaşandı. Sokağa çıkanlar Suriyeli sığınmacıları hedef alan sloganlar atarken, bazı işyerlerine hasar verildi.

Suriyeli mültecilerin kadınlara sarkıntılık ettiği, çocuklara tecavüz ettiği gibi asılsız ve provokatif bilgilerin sosyal medya üzerinden, henüz belirlenemeyen ama özellikle Osmanlı Ocakları, AK Gençlik ve çeşitli ülkücü gruplara ait trol hesaplar üzerinden yayıldığı anlaşılan kaynaklar tarafından yayılması üzerine, halkı provoke etmeye çalışan grup dahil çok sayıda kişi mahalleye saldırmaya başladı.

Katliam Provası Gibi

Suriyeli olduğu düşünülen bazı kişilerin de kalabalık tarafından linç edilmek istendiği öğrenildi. Çıkan olaylarda çok sayıda ev ve iş yerinin camları kırıldı. Polis kalabalığa dağılmaları yönünde, evlerdeki vatandaşlara da sokağa çıkmamaları yönünde anonslar yaptı. Ellerinde sopa ve kesici aletler bulunduğu belirtilen grup bozkurt işareti ve tekbirlerle geç saatlere kadar sokaklarda gezdi. Olayın çıkış nedenine ilişkin net bir bilgi edinilemedi. Sosyal medyada olayın başlangıcına ilişkin çeşitli rivayetler dolaşıma girse de hiçbiri henüz doğrulanamadı.

Ankara Valisi Ercan Topaca Twitter hesabından “Yenimahalle İlçemizde büyük olaylar olduğu konusunda asılsız haberler yayılmaktadır. Gençler arasında küçük bir tartışma yaşanmıştır.” ifadelerini kullanırken, olaylar sırasında en az bir Suriyelinin bıçaklanarak yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Geçtiğimiz yıl 17 Temmuz tarihinde de Ankara’nın Altındağ ilçesi Örnek Mahallesi’nde yaşayan ve neredeyse 40 yıl önce Türkiye’ye göç ederek yerleşmiş Suriye kökenli yurttaşlara ait ev ve işyerlerine yönelik saldırı ve yağma gerçekleştirilmiş, ırkçı saldırılar sırasında tüm işyerleri kullanılamaz hale gelirken, evlere de zorla girilerek çok sayıda Suriye kökenli yurttaş darp edilmişti.

Neden Suriyeliler Hedefte?

Son bir senede hızla tırmanışa geçen ırkçı saldırılar ve yağma girişimlerinin kökeninde ise, özellikle AKP tarafından 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında tırmandırılmaya çalışılan milliyetçi düşmanlık ve toplumsal kutuplaşma girişimleri yatıyor. Özellikle kentlerin varoş kesimlerinde Osmanlı Ocakları, Ak Gençlik gibi örgütler ile birlikte çeşitli aşırı milliyetçi ve kökten dinci paramiliter gruplar provokasyonların başlatılmasında araç olarak kullanılırken, toplumda Suriyelilerin saldırgan, tacizci-tecavüzcü olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılıyor.

Saldırı örgütlenmelerinde kullanılan ve iktidar tarafından da hedef olarak belirlenen kesimler ise çoğunlukla, Suriyelilerin ucuza çalışarak kendilerini işsiz bıraktıkları, ekmeklerini ve işlerini ellerinden aldıkları gibi asılsız bahanelerle galeyana getiriliyor.

Ancak işin gerçek yüzüne bakıldığında, iktidar tarafından birkaç sene önce seçim malzemesi olarak Türkiye’ye adeta davet edilen 2 milyonu aşkın Suriyeli mültecinin çoğunluğuna oturma ve çalışma izni dahi verilmezken, hayatlarını sürdürme gayreti içerisinde olan birçoğu sigortasız ve güvencesiz olarak inşaatlarda ve fabrikalarda çalışmak zorunda bırakılıyor.

Ayrıca Suriye’den maddi birikimleri ile Türkiye’ye gelen bazı göçmenler ise tamamen yasal yollarla çalışma izni ve benzeri süreçleri tamamladıktan sonra iş yeri açma hakkına sahip olurken, provokasyonlarda bu yasal iş yerleri de hedef olarak gösteriliyor ve geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin birçok yerinde yaşandığı üzere yağma ve talan eylemlerine maruz bırakılıyor.

Bir Sonraki Hedef İktidar Karşıtları mı?

Tüm bu saldırılar, iktidar tarafından desteklenen paramiliter gruplar ve bu grupların provoke ettiği kesimler tarafından gerçekleştirilirken de, devletin güvenlik güçlerinin ilk önce olayların belirli bir yere kadar büyümesine müsaade ettiği, ancak işlerin kontrolden çıkması noktasına gelindiğinde müdahale etmeye başladığı açıkça gözlemlenebiliyor. Yani devlet bir taraftan olayları başlatıp kışkırtırken, diğer taraftan iyi görünmeye çalışan yüzünü göstermeye çabalıyor ve kendi başlattığı saldırı ve isyan görünümlü saldırıları bastırıyor izlenimi veriyor.

Özellikle referandum sürecinde ülkenin “Hayır diyenler terörist, Evet diyenler ise makbul vatandaş” söylemleriyle iyice kutuplaştırıldığı bu dönemde, devlet eliyle gerçekleştirilen bu kışkırtma ve provokasyonların bir süre sonra toplumun daha üst gelir seviyesinde bulunan ve muhalif orta düzey yurttaşlara da yöneleceği endişeleri giderek artıyor.

Ancak gerek iktidarın, gerekse devletin göremediği tehlike, kışkırtılan grupların düşük kültür ve ahlak seviyeleri doğrultusunda olayların ne kadar tehlikeli boyutlara çıkabileceğini kestiremiyor olmaları, ki bu durum gelecekte Türkiye’yi, devlet eliyle kışkırtılan ve bir yerden sonra kendi yarattıkları canavarla mücadele dahi edemeyeceği bir noktaya doğru hızla sürüklüyor.

Tüm bu endişeler, saldırının karşı tarafında bulunan ve ileride hedef alınma endişesi yaşayan kesimlerde giderek büyürken, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ve hemen ardından ivmelenerek arttırılan iktidar destekçisi paramiliter grupların oluşturulması ve silahlanması çalışmalarının karşısında ise, potansiyel hedef kitleleri oluşturan ve ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan iktidar karşıtı yurttaşlar arasında da savunmaya yönelik benzer girişimlerin başlama olasılığı da giderek artıyor.

Sonuç olarak ekonomik, iç-dış politik ve sosyal düzen konularında çökme noktasına gelen iktidar, sırf sahip oldukları ve ülke sınırları dahilinde neredeyse sınırsız ve kontrolsüz hale getirilmiş güce dair süreçleri biraz daha uzatabilmek gayretiyle ülke sathına yayılabilecek korkunç bir yangını önce başlatmak, sonrasında da körüklemek yolunda emin adımlarla ilerliyor.

– W/İnadına Haber / 04 Temmuz 2017 Salı –

 

Print Friendly, PDF & Email
2017-07-04T13:24:47+00:00 4 Temmuz 2017|

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.