#AnkaraKatliamı 9. Tur Duruşmasından; Yargı Parodisinde Ankara Katliamı’nın Gerçek Suçlularına Rüzgar Dahi Değmedi

10 Ekim Ankara Katliamı Davası 9. Duruşmalarının ikinci gününde, savcının esasa ilişkin mütalaası hakkında avukatlar beyanda bulundu. Davada savcının, tüm itirazlara rağmen esasa ilişkin mütalaa vermesinin ardından duruşma ertelendi. Katliamın gerçek sorumluları olan devlet görevlilerinin görmezden gelindiği ve sadece tutuklu sanıklarla sınırlı tutulan ‘göstermelik’ yargılamaya ailelerin tepkisinin yüksek olduğu davada, karar duruşması Sincan Ceza İnfaz Kurumuna alındı. Aileler nerede olursa olsun davanın peşini bırakmayacaklarını açıkladı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak müşteki avukat Nuray Özdoğan, diğer katliam dosyalarını yürüten savcıların delillere gözlerini kapattıklarını, IŞİD sanıklarına müsamaha gösterdiklarini söyledi. Bu davada benzer bir yaklaşım beklemediklerini ve bu yüzden savcının mütalaasına şaşırdıklarını belirten Özdoğan, “Bu bir politik katliamdır. Dört gün boyunca bomba malzemelerini boşaltmalarını bekleyen emniyet bu katliama giden yolu ördü” açıklamasında bulundu. Katliamdan önce IŞİD’lileri dinlemeye alıp kulaklarını kapatanların, bugün avukatların ve ailelerin taleplerine de kulaklarını tıkadığını vurgulayan Özdoğan, “İnsanlığa karşı suç işleyen bir örgüt olarak tanımlama konusunda yargı gözünü kapatamaz. Adalet bu sanıklara verilecek cezalarla sağlanamaz. Yargı siyasetin sınırlarıyla hareket etti. Tevsi tahkikat konusunda olumlu karar vermeniz, katliamdan sorumlu olanları araştırmanızı istiyoruz” dedi.

Ailelerden Haklı Protesto, Hak Talepleri Karşısında Salondan Kaçan Bir ‘Yargı’

Katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri, duruşma sırasında savcıya “Kime yaranacağını gösterdi”, “Senin görevin kimseye yaranmak değil” diyerek alkışlarla protesto etti. Katliamda yakınını kaybeden bir kadın ise “Hakim bey gaz sıkan polisler neden yargılanmıyor” diye sordu. Hakim salondaki tepkiler üzerine mahkemeye ara verdi. Ancak aileler ara verilmesine rağmen salonu terk etmeme kararı aldı.

Salondan Kaçmak Yetmedi, Dava da Kaçırıldı

Avukat beyanlarının ardından mahkeme heyeti ara kararını duyururken sanıklara ek savunma süresi verilmesine, sanık müdafileri ve müşteki avukatlara mütalaanın tebliğ edilmesine, tutuklu sanık avukatlarının çoğunun duruşmalara gelmediği için önümüzdeki duruşmaya katılmalarının zorunlu olmasına, avukatların mütalaaya karşı yazılı beyan sunmak için gelecek celseye kadar süre verilmesi yönündeki kararlarını açıkladı. Bir sonraki duruşma tarihi 31 Temmuz, 1-2 Ağustos 2018 saat 09.30 tarihini olarak belirlenirken, “salon yetersiz” gerekçesi öne sürülerek bir sonraki duruşmanın Sincan Ceza İnfaz Kurumundaki bir salona alındığının duyurulması üzerine aileler davanın kendilerinden kaçırılma girişimine “Oraya da geleceğiz” diyerek tepki gösterdi. duruşmanın Ankara merkezine oldukça uzak bir yerde bulunan Sincan Ceza İnfaz Kurumuna taşınması kararı sıralara vurarak ve “Adalet” sloganlarıyla protesto edildi.

“Mahkeme Salonlarında Gizlenen Gerçekleri Salonların Dışında da Duyurmaya Devam Edeceğiz”

Duruşma sonrası açıklama yapan 10 Ekimde yaşamını yitiren Uygar Coşgun’un eşi, aynı zamanda davanın avukatlarından Mehtap Sakinci Coşgun, mahkeme salonunda yaşanan sürecin kendilerini hiç şaşırtmadığını belirterek, “Son iki gündür gördüğümüz muamele, karşılaştığımız tablo hep aynı. Biz adaleti bağırmak zorunda kaldığımız duruşma salonlarından ne yazıkki alanlarda da aynı taleplerimizi defalarca söylemek zorunda bırakılacak bir sürece evrileceğiz” açıklamasında bulundu. Coşgun, “Bu süreçte bütün iç hukuk yollarını tüketmeye yönelik azmimizin geldiği noktada artık sabırlı değiliz. Sabrımız tükendi” derken, 31 Temmuz-2 Ağustos tarihlerinde bitirilecek yargılamanın kararını bugünden bildiklerini kaydetti ve “Mahkeme kararının yüzümüze söylenmesine gerek yok. Bugün eylemli olarak duruşma salonunda mahkeme heyetini ve bize gösterdikleri adaletsiz yaklaşımı protesto ettik. Biz de biliyorduk bütün duruşma süreçlerinde bunu yapmayı. Ama küçük de olsa adalete dair bir umut taşıyorduk” vurgusunu yaparak, karşılarındaki güç ne olursa olsun kendilerini korkutmadığını, nasıl bir karar verilirse verilsin umutlarını asla kaybetmeyeceklerinin altını çizdi.

Savcı Hakim İktidar, Avukatlar İse Adalet İçin Çalıştı

Katliamın gerçek sorumlusu olan devlet görevlileri ile talimatı veren makam sahiplerinin korunduğu, kamuoyu karşısında ise adece göstermelik olarak seçilen IŞİD piyonlarının yargılandığı dava süreci ile ilgili olarak yapılan özet ise şu şekilde:

1- Avukat heyetimiz yalnızca avukatlık yapmamış, savcının, bilirkişilerin, hatta polisin işini dahi yapmıştır. Tarihi ve eksiksiz bir çalışma yaparak olayı aydınlatmak için ellerinden geleni ardlarına koymamıştır.
2- Hakim heyeti ve savcı emniyet genel müdürlerinden teme, istihbarat daire başkanlığından iç işleri bakanlığına kadar olayda kastı ve dahli bulunan kamu görevlilerini korumak adına meslek onuruna aldırmaksızın delilleri görmezden gelmiş, yargılama yapmamıştır.
3- Katliamdan önce pek çoğu birbirini tanımayan kayıp yakınları, yaralılar, davanın takipçileri ve avukatlar tek bir aile haline gelmiştir.

Katliamın gerçek sorumlularının isimlerinin de bulunduğu ancak mahkeme tarafından hasıraltı edilmeye çalışılan dava delil dosyaları 186 klasörü bulurken, karar duruşması öncesinde yargılanan piyonlar hakkında 100 kereden fazla müebbet hapis isteniyor. 31 Temmuz’da başlayacak ve 3 gün sürecek karar duruşmasında belirlenecek ceza ise, mahkeme salonlarında sergilenen ‘yargılama gösterisi’nin dışında, kamuoyunun gözünde gerçek suçluların ileride gerçekleştirilecek ‘adil yargılama’ sonucunda alacakları cezalara da emsal teşkil edecek.

– W/İnadına Haber / 13 Haziran 2018 Çarşamba –

Print Friendly, PDF & Email
2018-06-13T18:30:34+00:00 13 Haziran 2018|

Leave A Comment