Bölgesel savaş olursa kimse güvende olamaz!


Büşra Arslantaş:

Sayın sözcü, Gazze’deki trajedi ile başlamak istiyorum. Savaşın 2. ayında Gazze Şeridi’ndeki çatışmalar yeni ve önemli bir sürece giriyor. İsrail ordusunun saldırılarını yoğunlaştırdığını görüyoruz. Şeridin güneyindeki Han Yunus’a da asker gönderdiler. Gazze’deki felaket ve insani durum hakkında ne söylemek istersiniz?

Macid El-Ensari:

İnsani açıdan baktığımızda Gazze’de yaşananlar benzeri görülmemiş bir şey. Gazze’de bu çatışmada daha önceden görmediğimiz seviyede bir yıkım gördük. BM bu çatışmada ölen çocuk sayısının son 20 yıldaki yaşanan çatışmalarda ölen çocuk sayısından fazla olduğunu söyledi. Bu da etkilerini gelecekte de göreceğimiz bir sonuç yaratıyor.

Bu insanların gıdaya, ilaca, elektriğe erişimi yok. Naaşları sokaklarda köpekler tarafından yeniyor. Çocuklar sokaklarda namluyla yüz yüzeyken öldürülüyor. Yapıların, tarım alanların yok edildiğini görüyoruz. Her şeye saldırıyorlar. Hayvanları öldürüyorlar, sokakları kazıyorlar, binaları yıkıyorlar. Okulları, hastaneleri, parlamentoları, mahkemeleri yıkıyorlar. Bunlar çatışmayla ilgili olmayan yerler.

Bu Gazze’deki insanlığa sistematik bir saldırı. Sadece Hamas’a ve Hamas yöneticilerine saldırmıyorlar, Gazze halkına saldırıyorlar. Gazze’yi yaşanılmaz bir yer haline getirmeye çalışıyorlar. Bu yüzden uluslararası toplum olarak çaba göstermeli, doğru baskıyı uygulayarak bu savaşın en kısa sürede bitmesini sağlamaya çalışmalıyız.

Büşra Arslantaş:

İsrail’in planladığı bir sonuç olduğunu düşünüyor musunuz? Ya da Netanyahu’nun planladığı bir son olduğunu düşünüyor musunuz? Siyasi saikle mi hareket ediyor?

Macid El-Ensari:

Arabuluculuk sürecinde bunu çok net bir şekilde gördük. İki tarafla da iletişimimiz var bu yüzden görüşme masasına getirebildik. Önemli olan da bu. Her tarafın farklı motivasyonları var bunlar kişisel, siyasi veya farklı şeyler olabilir. Önemli değil. Önemli olan tarafları yine masaya getirip ateşkesin ikinci seviyesine, daha sürdürülebilir bir ateşkes konusunda anlaşmalarını sağlamak. Böylece daha fazla kanın akmasını engelleyebilelim.

Büşra Arslantaş:

Arap İslam Ortak Olağanüstü Zirvesi Türkiye, Katar ve diğer ülkelerin dışişleri bakanlarıyla uluslararası bir eylemle savaşı durdurmak ve kalıcı barışı elde etmeyi hedefledi. Komite ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile görüştü. Toplantı nasıl geçti? Önemi neydi? Bu toplantının hemen ardından ABD’nin ateşkes kararını yeniden veto ettiğini gördük. Ne düşünüyorsunuz?

Macid El-Ensari:

Tabii ki, dediğin gibi bakanlarımızla Washington’daydık. Başbakanımız Dışişleri Bakanı Blinken ile görüştü. Sonradan açıklandığı gibi bakanlarımız ABD’ye bu bitmek bilmeyen savaşın sona ermesini yoksa şiddet sarmalının devam edeceğini söyleyerek net bir mesaj verdi. Bu savaş gelecekte ne İsrail’e ne de Filistin’e güvenlik sağlayacak.

Tüm bakanlara katılımları için de teşekkür ediyoruz, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dahil olmak üzere. Bu çabanın dünyaya açık bir mesaj gönderdiğine inanıyorum. ABD’ye, Çin’e, Rusya’ya, İngiltere’ye, Kanada’ya ve diğer tüm ülkelere. Komitenin ziyaret edeceği tüm ülkelere. Arap ve İslam dünyası savaşa son isterken birlik içinde olduğu net. Bu savaştan çıkmak için diyalog ve Filistin sorununun tamamen çözülmesi gerektiği açık. Gazze’yi Batı Şeria’dan ayırarak, çözümü Gazze’yle sınırlı tutarak değil. İleri gitmenin tek yolu Filistinlilere umut vermek. Filistinlilere umut vermenin tek yolu devletliğe giden yolun açılması.

Büşra Arslantaş:

Bahsettiniz ama biraz daha detay vermeniz için soruyorum… Bu ayın başında 7 günlük ateşkes sona erdi. Bunun hakkındaki değerlendirmenizi merak ediyorum. Katar diplomasisi Gazze’deki savaşa nasıl bir ara istiyor? Bu 7 günde ne oldu? Katar’ın arabuluculuğu bir ateşkese daha yol açacak mı? Hala taraflarla anlaşmaya dönmek için görüşüyor musunuz? Umutlu musunuz?

Macid El-Ensari:

Hamas ve İsrail arasında 2006 yılından beri arabuluculuk yapıyoruz. İki tarafla görüşmekte de tecrübeliyiz. Tarafların konuşmalarındaki zorluklara hakimiz. Arabulucu olarak görevimizi 2008 ve 2014’teki savaşlarda da yaptık. İki tarafı da anlıyoruz. Gerilim çok yüksek. Çatışmayı çözmek için şiddete geri dönmeyi yol olarak görüyorlar.

Bu çatışmaların hepsinin iki taraf için de güvenlik sağlamadığını gördük. 2008 ve 2014’teki savaşlar Gazze’den kaynaklanan güvenlik sorununu çözmedi. Tüm bu savaşlarda ölen Filistinli sayısı daha yüksek oldu. Bu da barış ihtimalini azalttı. Aynı parametrelerle düşünmeliyiz şu anda da. Bu savaşın sona ermesini sadece saldırıların sona ermesi olarak değil, Filistin sorununun çözülmesi ve tüm Filistinlilerin içinde bulunduğu kötü durumun sona ermesi olarak anlamalıyız.

Katar arabuluculuğun devam etmesi için gece gündüz çalışıyor. Tüm iletişim kanallarımız açık. Müzakere ekibimiz gece gündüz 24 saat iki tarafla da barış olması için çalışıyor. Çalışmayı hiç bırakmadık, bırakmayacağız. Zorluklar, suçlamalar, retorik, fark etmez. Biz devam edeceğiz. Çünkü barış davasına inanıyoruz.

O 7 günde de şunu gördük. Bunlar çok belirli ve anında sonuçlara yol açabiliyor. Şu an aileleriyle evde olan rehineler arabuluculuk süreci sebebiyle oradalar. İsrail’de tutulan mahkumlar şu an aileleriyle birlikteler. Bunların hepsi arabuluculuk süreci sayesinde oldu. Biz elimizdekilerle çalışıyoruz, o zaman da elimizdekilerle çalıştık. Bu da 7 günlük ara sonucunu verdi. Sorun şu ki her gün bir arabuluculuk sonucu yaşıyoruz. Tabiki, iki taraf da başarısız olduğu anda 8. gün ara yapılamayacağını gördük. Bir anlaşma için çalışıyoruz ve bu konuda umutluyuz.

Büşra Arslantaş:

Dünya ateşkes konusunda bir tartışma yaşıyoruz. Gazze’nin geleceğinde Hamas’ı nerede görüyorsunuz?

Macid El-Ensari:

Bu şu anda bugünü düşünme zamanı. Şu an her gün Filistinliler öldürülüyor ve İsraillilerin güven duygusu her gün daha da azalıyor. Bu yüzden ilerisini düşünmek çok zor. Biz bu savaş devam ederse neye sahip olacağımızı bilmiyoruz. Bu çatışmanın bölgeye yayılabileceğine dair uyarıyoruz. O zaman soru Hamas olmayacak, asıl soru bölgede barış ve güven olacak.

Eğer bu savaş bir bölgesel savaşa dönüşürse hiçbirimiz, hiçbirimiz böyle bir savaştan güvenli bir şekilde çıkamayız. O yüzden bizim şu anda savaşı durdurmaya odaklanmamız gerekiyor. Bunun sonrasında nasıl görüneceğine değil, şimdi nasıl göründüğüne odaklanmamız gerekiyor. Hamas Filistin toplumunun bir parçasıdır. Küçük bir grup değildir, Filistinlilerin politik bir tarafını temsil eder. Mülteci kamplarında, Batı Şeria’da Gazze’de bulunan bir gruptur. Hamas’ı buradan silmek hayal edilebilir bir şey değil. Bu yüzden Hamas’ın bu savaşın sonucu olarak buradan çıkacağına inanmak da gerçekçi değil. Dünya El kaide ile 20 yıla yakın savaştı. El kaide, daha az hazırlıklı, daha az meşru ve daha az desteği daha az takipçisi olan bir gruptu. El Kaide 20 yıl sonra hala var. Talibin yeniden kontrolü ele aldı. IŞİD bu savaştan doğdu. Dolayısıyla bizim şu anda Gazze’de olanları daha da radikalize etmememiz gerekiyor. Bunun için çalışıyoruz ve uluslararası toplumun bizimle daha fazlasını yaparak barışı sağlamamız için destek vermesini istiyoruz.

Büşra Arslantaş:

Bildiğiniz gibi Türkiye’nin de bu çatışmada savaşı durdurmak için ciddi bir rolü var. Türkiye’nin rolü hakkındaki düşünceleriniz neler?

Macid El-Ensari:

Türkiye’deki kardeşlerimizle birlikte bu krizin ilk gününden bu yana çalışıyoruz. Tabiki birebir bu savaşa karşı birlikteyiz. Türkiye’nin liderliği ve aracılığından çok memnunuz. Müslüman ve Arapların uluslararası toplumda sesinin duyulduğundan emin olmak için çok ciddi çalışıyoruz. Ortaklarımızla birlikte bizim sesimizin temiz ve güçlü şekilde çıkması için Türkiye’yle çalışıyor ve konuşuyoruz. Sayın Bakan Hakan Fidan’la bu çatışma hakkında aralıksız bir görüşme içerisindeyiz. Sayın Fidan buradayken de 6 gün önce buraya Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte geldiğinde de uzun uzun görüştük. Tamamen koordinasyon içerisindeyiz ve bu durumdan çok memnunuz.

Büşra Arslantaş:

Sayın sözcü son olarak MOSSAD’ın suikast tehdidiyle ilgili görüşünüzü öğrenmek isterim. Ankara ciddi sonuçlar doğurur uyarısı yaptı. MOSSAD’ın Katar, Türkiye ve Lübnan gibi ülkelerde Hamas üyelerine suikast düzenlemek için bir operasyon düzenleyeceğine dair uyardı.

İsrail Hamas üyelerini Türkiye, Katar ve Lübnan’ın da aralarında bulunduğu ülkelerde öldürebileceğini söyledi. MOSSAD bir istihbarat operasyonu başlatırsa, Katar’ın seçenekleri neler ve MOSSAD’a karşı da bir ortak istihbarat operasyonu mümkün mü?

Macid El-Ensari:

Bu açıklama yapıldığında söyledik bu barışa yardım etmez. Bu sadece çatışmayı daha da yoğunlaştırır, coğrafi ve siyasi parametrelerle bu çatışmayı daha da genişletir.

Açıkça dünya üzerinde hiçbir ülke kendi topraklarında böyle bir operasyonu kabul etmez. Biz de buna karşı kendini koruma yetisi olan egemen bir ülkeyiz. Arabulucu olarak rolümüzü geliştirirken bunun olmayacağına, barışı ve güvenliği korumak için arabuluculuk süreci aracılığıyla tüm ortaklıklarımıza ve bölgede mümkün olan her şeyi yapmak için çalışacağımıza inanıyoruz.



Source link

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*