İsrail polisinden CNN TÜRKe müdahale! Çağdaş Şenlik ve Halil Kahraman anlattı


NE İSTEDİLER? NEDEN BU KADAR ISRARLA SÜRDÜRDÜLER?

CNN TÜRK Kameramanı Halil Kahraman olay anını şu ifadelerle anlattı;

Yani neden bu kadar ısrar ettiklerini ben de anlamadım. Akreditasyon kartımızı sordu, ben benimkini verdim. Diğer kameraman arkadaşta kimliğini verdi. İlla ‘muhabirlerinkini de istiyorum’ dedi. Canlı yayında olduğunu söyledim. ‘Getirmezseniz gözaltına alacağım’ dedi. O yüzden diğer arkadaşlar canlı yayını kesmek zorunda kaldı. Çağdaş’ta biraz daha geç girmek zorunda. Diğer yayın yapan kanaldan arkadaşlarımız canlı yayın yapıyordu. Onların yayınını kestirdiler ve gözaltına alacağını söyledi.

Muhabir Çağdaş Şenlik detayları şu ifadelerle aktardı;

Kameranın başında Halil yok. Başka bir meslektaşımızdan rica ettik. Çünkü şu an Halil bizim kimliklerimizi polise gösteriyor. Otelin bahçesinden yayınlarımızı yapıyoruz. Çünkü bilindiği üzere akşam saatlerinde Kudüs’ün pek çok noktası tehlikeli olabiliyor. O yüzden yayınlarımızı güvenli bir noktadan yani Mescid-i Aksa’yı gören bir noktadan yapıyoruz ve şu anda İsrail polisi otelin bahçesine gelerek ve kameraları görmesine rağmen, kimlikleri göstermemize rağmen inatla kimliklerimizi görmek istedi.

Yayın engeli var. Kamerayı oraya çeviremiyorum. Ne yazık ki çünkü şu an Halil yok. Halil şu an polisle muhatap. Hem benim kimliğimi hem kendi kimliğini, pasaportları gösteriyor. Bir yandan oraya bakıyorum. Bakmak durumundayım çünkü Halil orada şu an polisle yalnız konuşuyor. Kameranın arkasında başka bir meslektaşımız var. Teknik olarak ondan destek alıyorum.

Yeni bir şey değil bu Fulya, öncelikle neden tedirgin olduğumu söyleyeyim. Çünkü Halil yalnız kalınca haliyle tedirgin oluyorum. Orada İsrail polisiyle konuşuyordu.

NEDEN BU NOKTAYA GELDİLER?

Bakıyorum saatler Türkiye saatiyle 9’a yaklaşıyor ve tam da kanalların yayına gireceği bir saatte geldi. Halil orada polisle konuştu ve eğer kimliklerimizi getirmezsek gözaltına alacaklarını söylediler. Odalarımız yakın. Haliyle bizde odalara koşup kimliklerimizi ve eşyalarımızı orada bırakmıştık. Hemen aldık, geldik.

Bu otelde Türk gazeteciler kalıyor. Evet, bu alanda sadece Türk gazeteciler yayın yapıyor, biliyorlar, bir şey yok. Sadece geldiler. Önce bir araçla turladılar, ardından teker teker durdular. Saat 9 ay yaklaşıyor. Her akşam 9’da burada hepimiz yan yana diziliyoruz ve yayın yapıyoruz. Yani bunu zaten bilmeme ihtimalleri yok.

Kolluk kuvvetleri gittiğimiz ülkelerde kimlik istedikleri zaman biz de ibraz etmek zorundayız. Biz zaten verdik. Bunu da hiçbir sorun yok. Sorun istedikleri her an zaten veriyoruz. Uzun dakikalar boyunca kimliği incelemek. Telefonuyla bir yerleri aramak. Burada neden duruyorsunuz demek? Neden burada yayın yapıyorsunuz? Nereden geldiniz? Zaten bunlar bilindik sorular ve bilindik cevaplar.

Burası özel bir mülk. Otelin sahibinden zaten müsaade alıp yayın yapıyoruz. Otelin idaresi burada yayın yapmamıza müsaade ediyor. Yani özel mülk olmasa bir nebze anlayabileceğim. Burası özel bir mülk. Yani onlardan izin almak yerine ki böyle değil midir? Yanlış mı biliyorum, bilmiyorum. Düzeltin lütfen. Otelin sahibi zaten bunun için bizleri müsaade ediyor.

AKREDİTASYON KARTI

Akreditasyon kartı bu. Bize bu verilirken ‘her bir noktada özellikle güvenli yerlerde olmak üzere yayın yapabileceğimiz, haber çalışması yapabileceğimiz’ söylendi. Zaten buraya gelen her basın mensubuna dünyanın neresinden gelirse gelsin aynı basın kartı veriliyor. Bize de görmüş olduğunuz gibi bir aylık verildi. 5 Ocak 2024 tarihine kadar bu kartla beraber aklınıza gelebilecek her bir noktada yayın yapabiliyoruz. Bu kartı zaten kendileri verdi.



Source link

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*